AB İLE İLİŞKİLERDE DURAKLAMA DÖNEMİ
MİLLİYET
AB zirvesinin yarın kabul edeceği karar metni, Türkiye'nin birliğe tam üyelik sürecini soğutacak bir içerik taşıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin dayatmaları sonucu, metinde Türkiye ile AB arasında yürütülmekte olan müzakereler için "katılım müzakereleri" ifadesine yer verilmiyor.
Keza, müzakerelerin amacının "tam üyelik" olduğuna ilişkin bir taahhüde de değinilmiyor.
Bu durumu gören herkes, "Peki o zaman AB ile neyin müzakeresini yapıyoruz?" diye sorabilir.
Ancak, bardağın tümünün boş olduğunu söylemek de mümkün değil. Çünkü zirveden iki başlığın daha müzakereye açılmasına onay çıkacak. Bir başka deyişle, tren rayından çıkmıyor.
İşin bu yönüne bakan iyimserler cephesi, ne kadar ağırdan da gitse, sürecin kopmadan devam ediyor olmasından memnun gözüküyor.
* * *
Fotoğrafın rengi, hangi açıdan baktığınızla yakından ilgilidir. Ancak, Türkiye'nin bu tür açı hesaplarıyla kaybedecek zamanı kalmamıştır. Çünkü, tam üyelik için hayati olan bir dayanak zayıflıyor. Türk toplumunun sabrı tükeniyor, heyecanı kayboluyor.
Sorunun gerisinde önemli ölçüde Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin tam üyeliğini engelleme siyaseti yatıyor. Sarkozy'nin Türkiye karşısındaki tutumu, ne yazık ki, giderek ayrımcı, ırkçı bir görüntü kazanıyor.
Bu, Fransa'yı Fransa yapan değerlere ters düşen bir görüntüdür.
TÜSİAD, Fransa'nın tutumunu önceki gün "patolojik" olarak nitelendiren bir bildiriyle tepkisini ortaya koymuştur. Türkiye'nin en büyük işadamlarından Elysée Sarayı'na bu ölçüde ağır bir mesajın gitmesi, üzerinde durulması gereken bir ciddiyet derecesine işaret ediyor.
* * *
Gelinen noktada, işin ciddi bir şekilde hız kestiği inkâr edilemez.
AB, 2004 Aralık zirvesinde hem Hırvatistan, hem Türkiye ile müzakereleri 2005 sonbaharında başlatma kararı almıştı. 2005 sonrasında gelişmeler şöyle seyretti:
n Hırvatistan tam üye olmak için kapatılması gereken 35 başlıktan 14'ünü açıp 2'sini kapatmış durumda. Bu sayı 10 Aralık'ta 16'ya çıkacak. Genel beklenti, tam üyeliğin 2010 yılına yetişebileceği yolunda.
n Türkiye ise bugüne dek yalnızca 1 başlık kapatabildi. Açık başlık sayısı yalnızca 4. Yeni açılacak 2 başlıkla, bu sayı 7'ye yükselecek.
Bu hızla gittiği takdirde, tam üyelik müzakerelerinin içinde bulunduğumuz yüzyılın hangi diliminde tamamlanacağı, bütün zamanların en meçhul sorularından biri olarak önümüzde sallanıp duruyor.
* * *
Sürecin yavaşlamasının gerisinde, kuşkusuz Türkiye'den kaynaklanan faktörler de rol oynuyor.
AKP hükümetinin AB'den müzakere tarihi almak için sergilediği kuvvetli iradeyi, tarih aldıktan sonra koruduğunu söyleyebilmek güçtür. Hükümetin reform heyecanı kaybolmuştur.
Sonuçta, her iki tarafın tutumundan kaynaklanan olumsuzluklar, karşılıklı tırmanma içinde tam üyelik sürecini büyük bir sarmalın içine sokuyor. Bu yöneliş kontrol altına alınmadığı takdirde kopmaya gidebilir.
Bu sarmalın Türkiye'yi Batı'dan uzaklaştırarak içine kapanmaya itmesinin maliyeti her iki tarafa da yüksek olacaktır.
AKP hükümeti, AB dosyasını tozlanmakta olduğu raftan indirip yeni bir başlangıç yapmalıdır. Bunu yaparken AB zirvesinden çıkan sonuçtan duyduğu memnuniyetsizliği de kuvvetli ifadelerle
kayda geçirmelidir.

Cafe