Gecenin kahramanı Uğur Boral
Fenerbahçe "gecenin kahramanı Uğur Boral"ın sol kulvar slolomlarıyla aydınlanmaya devam ediyor ve ısrarla aradığı üçüncü sayısını da Boral'ın ayağıyla kazanarak tüm Avrupa'ya "Fenerbahçe selamı" gönderiyordu sanki..Kadıköy'de "Fenerbahçe şenlikleri" CSKA önünde an be an yaşanmaya devam etmekteydi.
Maçtan önce yok Ruslar'ın Brezilyalılar'ı gelmemiş... Yok şu oyuncu sakatmış veya getirilmemiş... Ve de CSKA'lı Caner "sonuçta yenildiğimiz takım Fenerbahçe olsun" beyanı buyurmuşlar...
Bütün bunlar futbol oyununun özü dışındaki "geyik muhabbeti"nin boş laflardır dostlar... Gördünüz CSKA'nın oyundaki kazanma hırsları ve de makina düzeni içindeki çalışkanlıklarını... "Toplu defans-toplu hücum" kavramı üzerine kurgulu oyun planlarını müthiş bir çabukluk ve de boş olan yaratma hızları üzerine kuran Ruslar genç ve dinamik kadrosuyla Fenerbahçe'yi hayli de zorluyorlardı. Hatta sarı-lacivertli defansın bunaldığı bir anda da Edu'nun gafletinden ilk golü dahi yakalama şansını ele geçiriyorlardı... Ancak bu bir "İŞ KAZASI" idi sadece Edu ve Volkan'ın başlarına gelenler...
Beyin Alex!
Sarı-lacivertli ekibe gelince; oyuna "bir baskın golüyle başlamak planları üstüne kurulu" zengin düşüncelerle giriyorlar, sağ kulvardan Gökhan ve Deivid, soldan ise Carlos ve Uğur Boral ile CSKA defansı üstüne sürekli bindirmelerle sarkıyorlardı... Ortada Alex'in oyun kuruculuğunu iyi bilen Ruslar Fener'in "beyni Alex"in yakınlarında sürekli markör adamlarla kontrolde tutmaya uğraşıyorlar ve o bu şemada görülen bir akış içinde 90 dakikalık hedefe doğru yol alıyordu. Bu arada Semih'in çevresi yine kalabalık Rus oyuncularla sarılıyor ve Semih sürekli öne oynama yerine çokça zaman geri paslar kullanmak zorunda kalıyordu. Sonrası Fenerbahçe'nin yenik duruma Alex'in enfes bir golle cevap vermesiyle ayaklanıyor ve tribünler yepyeni bir Fenerbahçe başarısının temelleri üstüne büyümeğe başlıyordu.Gecenin joker oyuncusu Uğur Boral'ın ilk yarı sonunda attığı galibiyet sayısı Fener'in kazanma duygularını daha da kamçılıyor, ikinci yarıda çaktığı vuruş kale direklerini sarsınca tribünler üçüncü sayıyı yakalayıp "galibiyeti garantiye bağlama umutlarını" heran bekler hale geliyordu. Sonrası Fenerbahçe için biraz da zamana oynamak, Ruslar içinse beraberliği yakalamak amaçları içinde oynanmaktaydı...
Semih'in çıkışı, Kazım'ın oyuna girişi, Deivid'in uzun toplarda kafa ile indirdiği mükemmel paslar yakalanan ve kaçan gol pozisyonları, tüm bunlar oyunda olması gereken kaçınılmaz olgulardı sadece... Sonrası "gecenin kahramanı Uğur Boral"ın sol kulvar slolomlarıyla aydınlanmaya devam ediyor ve Fenerbahçe ısrarla aradığı üçüncü sayısını da Boral'ın ayağıyla kazanarak tüm Avrupa'ya "Fenerbahçe selamı" gönderiyordu sanki "bekle Avrupa biz geliyoruz" dercesine...
esenay@milliyet.com.tr

Cafe