Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Aralık 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bayramda el öpülür...

Yaşam Güzeldir / Banu Şen

''Bayramda el öpülür'' böyle diyor reklamlardaki minik, kıvırcık saçlı, şirin çocuk... Sokakta bir karton kutudan fırlıyor ve gelip geçenlerin elini öpüyor. Çağıranlara ''ama çok işim var'' diyor.
Geçen bayram, yani şeker bayramında uzun uzun camdan baktım hep... Kaç çocuk vardı sokakta? Kapı çalan, kaç çocuk? ''Hiiç'' desem? Hiç çocuk göremedim. Pencereden öyle dalıp giderken çocukluğumu düşündüm. Kendi alışverişimizin yanında anneannemin çarşıdan aldığı mendillerin kenarlarını nasıl işlediği geldi gözümün önüne. Bayram sabahı ailece biz bayramlaşır bayramlaşmaz kapı zili başlardı hiç susmamacasına çalmaya.
Dedem kapıyı açar, anneannem bozuk para torbasından çıkardıklarını çocuklara eşit dağıtır, yanında bir de mendille şeker verirdi. Çocuklar evdeki büyüklerin ellerini öperdi. Sonra biz çıkardık kapı kapı dolaşmaya. Küçük, şık çantalarımızı alır, başlardık kapıları çalmaya. El öper, şeker, para, çikolata, mendil doldururduk çantaya. Sürekli kim neler toplamış bakar, sayardık bir de!
* * *
Bayram hazırlıkları günler önceden başlardı bizde... Temizlik, alışveriş... Bugünü saymazsak tam altı gün var bayrama. Biz gitmedik alışverişe. Ya siz? Gideniniz var mı? Yoksa siz de bizim gibi bir gün kalaya mı sıkıştıracaksınız bayram telaşını? Bayramda kapı çalmaya vaktiniz olacak mı peki? Sizin kapınızı akraba dışında çalanlar olacak mı? Ya kapınızı çalanlar sizi bulabilecek mi? Her bayram ''Keşke bu bayram farklı olsa'' diyorum. Ama olmuyor. Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Ben olsam, etrafımdakiler; etrafımdakiler olsa ben eskisi gibi olamıyorum.
* * *
Ben yine de bu bayram yapabildiğiniz kadar hazırlık yapın derim. Alışveriş merkezlerinde, önünden geçerken ''Bu kadar çok çikolatayı, şekeri kime veririm'' edasıyla burun kıvırdığınız reyonlara dönüp bir daha bakın. Çalabildiğiniz kadar kapı çalın. Vazgeçin elektronik postalarla bayramlaşmaktan. Bir tebrik kartı hazırlayın. Verin postaya. Ya da hiç olmazsa telefon açın özlediklerinize. Bırakın anlamsız SMS’ler göndermeyi. Duygudan uzaklaşıp, birer televizyon ya da bilgisayar ekranından baktığımız hayatları bırakın bir kenara. Kaç bayram var ki önümüzde daha? Ya da kaç bayramı var ki sevdiklerinizin? Çalabileceğiniz ve açabileceğiniz kapılarınız olsun bu bayram.
* * *
''Bayramda el öpülür'', böyle diyor reklamlardaki minik, kıvırcık saçlı, şirin çocuk... Sokakta bir karton kutudan fırlıyor ve gelip geçenlerin elini öpüyor. Çağıranlara ''ama çok işim var'' diyor. Çağıranlara ''çook işim var'' deyin siz de! Bu bayramı bayram gibi yaşayın. Unutmayın, bayramda el öpülür!

bsen@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Trafik ışıklarına yeni düzenleme yapılmalı
Bayramda el öpülür...
Canımı sıkan ilişkiler





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet