Fransa kızdırabilir ama caydıramaz
ANKARA Milliyet
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, AB projesi neredeyse gündemden çıkarılmış gibi bir görüntü olduğunu, bu motivasyon kaybında AB üyesi ülkelerin haksız ve kabul edilemez tavırlarının da etkili olduğunu söyledi. TÜSİAD Başkanı, "Fransa, uluslararası hukuk ve küresel siyasal gerçekliklerle ilgisi olmayan bir tutumu, AB'ye empoze ediyor. Amaçları Türkiye'yi kızdırıp caydırmak. Ancak açık kalplilikle söylemeliyiz ki, kızarız, ama caymayız" dedi. TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Kurulu (YİK) toplantısı Ankara'da yapıldı. TÜSİAD Başkanı'nın toplantıda yaptığı değerlendirmeler şöyle
FRANSA'NIN TAVRI HUKUK DIŞI:
AB projesi neredeyse gündemden çıkarılmış gibi bir görüntü olduğunu belirten TÜSİAD Başkanı şunları söyledi:
"Motivasyon kaybının bir nedeni, hükümetin AB uyum çalışmalarına gereken ağırlığı vermemesiyse, bir diğer nedeni de bazı AB üyesi ülkelerin haksız ve kabul edilemez tavırlarıdır. Maalesef Fransa, uluslararası hukukla ilgisi olmayan bir tutumu AB'ye empoze ediyor. Bir demokrasinin başka bir demokrasiye böyle hukuk dışı bir direniş göstermesi, Avrupa bütünleşmesinin temelindeki idealizm ile de çelişmektedir.
Amaçları Türkiye'yi kızdırıp caydırmak. Ancak açık kalplilikle söylemeliyiz ki, kızarız, ama caymayız."
DTP SORUNUN PARÇASI OLMAMALI
Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden terör sorunu ile mücadele ettiğini belirten TÜSİAD Başkanı, isim vermeden DTP'yi eleştirdi:"Türkiye, Kuzey Irak topraklarında gözü olmadığını, hedefin PKK olduğunu ABD ve AB'ye anlatmayı başardı. Ama ne yazık ki, yurtiçinde gerilimi azaltma konusunda en çok sorumluluk üstlenmesi gerekenler, sorumlu davranmadı, terörle aralarına mesafe koyamadılar. Bu tavırlar, bizde, çözümün parçası olmak yerine, sorunun parçası olmayı tercih ettikleri izlenimi uyandırdı. Buna rağmen, Sayın Başbakan'ın milletvekillerinin parlamento dışında bırakılmaması gerektiğini belirten sözlerini takdirle karşıladık. Parti kapatmadan sorun çözme olgunluğuna erişilmesi önemli."
ANAYASADA SÜREÇ DE ÇOK ÖNEMLİ
İstikrarlı, çekişmesiz bir siyasi hayat için anayasa sürecinin fırsat olabileceğini belirten Arzuhan Doğan Yalçındağ şöyle dedi: "Anayasanın yapılış sürecinin içeriği kadar önemlidir. Ancak görünen o ki hükümet metin oluşturmayı, süreçten daha fazla önemsiyor.
Önümüzdeki birkaç gün içinde parti içinde onaylanmış bir metni tartışmaya açacaklarını belirtiyorlar. Yeni anayasa, rejimin temel niteliklerini değiştirmemelidir. Cumhuriyetin 84 yıllık kazanımlarını ve laiklik gibi temel değerlerini eksiksiz, tam olarak yansıtmalıdır."
Son açıklanan enflasyon ve büyüme rakamlarının, ekonominin rehavete hiç tahammülü olmadığını bir kez daha gösterdiğini belirten TÜSİAD Başkanı ekonomiyi yapısal olarak dönüştürmek, buna uygun strateji ve politikaları oluşturmak için harekete geçmekte acele edilmesi gerektiğini söyledi.
Ekren: Rehavete kapılmadık
YİK toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, kayıtdışılık ve enflasyonla mücadele ile cari açık konularında destek istedi. Ekren, TÜSİAD'a "Kayıtdışılıkla Mücadele Protokolü" imzalama önerisinde bulundu.
Hükümetin vergi ve vergi benzeri yükleri azaltması karşılığında özel sektörün kayıtdışı oranını azaltması gerektiğini kaydeden Ekren, "Vergi ve vergi benzeri yükleri azalttığımızda, biz vergi kaybını tahmin edip bulalım. Siz de kayıt içine girenlerin tablosunu gösteren verileri ortaya koyun. Karşılıklı performansı ölçen bir yapı kurulsun" dedi.
Büyüme konusundaki eleştirilere yanıt veren Ekren, Türkiye'nin yüzde 7'lik büyümeyi yakalaması için yüzde 30'luk verimlilik artışı gerektiğini söyledi.
Bunun ciddi bir yatırım gerektirdiğini, hükümet olarak yatırımların özel sektör tarafından yapılmasını tercih ettiklerini anlatan Ekren, "Bu hedefe ulaşılması için özel sektörün yüzde 3 tasarruf artışı gerçekleştirmesi gerekiyor" dedi.
TÜSİAD üyelerinin, toplantının basına kapalı bölümünde de Ekren'e büyüme rakamlarına ilişkin endişelerini aktardıkları öğrenildi. Yılın üçüncü çeyreğini "özel bir dönem" olarak nitelendiren Ekren'in, "Bu büyüme sonuçlarında kuraklık etkili oldu. Son çeyrekte de tedirgin edici sonuçlar çıkarsa daha farklı kararlar almamız gerekir" dediği öğrenildi.
TÜSİAD yönetiminin hükümetin rehavete kapıldığı eleştirilerini yanıtlayan Ekren, "Rehavet içinde olmadığımızı çeşitli veriler sunarak size gösterebilirim" dedi.
Koç: Kredi piyasaları daralıyor
bankalar bankalara güvenmiyor
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç, "Geleceğe umutla bakabilmenin koşullarını nasıl oluşturacağımız hepimizin zihinlerini kurcalayan en önemli konu. Dünyada olup bitenler, gelecek açısından bize ciddi uyarı sinyalleri gönderirken, bir yanda yeni fırsat pencerelerinin açılmakta olduğunu ortaya koyuyor" dedi. Bu konuda Çin'i örnek veren Koç şöyle konuştu:"Çin'i yalnızca bir tehdit olarak görmek son derece yanlış. Burada çok büyük bir fırsat yatıyor. Bu ülkeyle kazan-kazan ilişkisi kurmak mümkün. Türkiye'nin gelecek tasarımları ve stratejileri içinde Çin'in mutlaka yer alması gerekiyor."
BANKALAR BANKALARA GÜVENMİYOR: ABD'de başlayan ve piyasaları etkileyen mortgage krizi dolayısıyla hangi kurumların ne ölçüde risk altında olduğu tam olarak görülemediğini, sistemde güven kaybı olduğunu ve bankaların bankalara güvenmez olduğunu ifade eden Mustafa Koç şöyle devam etti:
"Böyle bir ortamda, haliyle herkes nefesini tutmuş, dünyayı yakından izliyor. Yeni bir çöküş dalgası daha gelecek mi? Durum 2008 açısından bazı güçlü risklerin varlığına işaret ediyor."
AB'DE ABD EKSENLİ YAPI OLUŞUYOR: Türkiye-ABD ilişkilerinde 1 Mart tezkeresinden bu yana yeni ve her iki taraf için de memnuniyet verici olmayan bir süreç yaşandığını ifade eden Koç şöyle dedi:
"Her iki tarafın da kazanması esasına dayanan formüller üretilmeli. Merkel ve Sarkozy'nin işbaşına gelmesiyle Almanya ve Fransa'nın ABD'ye eskiye oranla daha fazla yakınlaştığı görülüyor. AB'nin temel direkleri daha güçlü bir Kuzey Atlantik ekseni oluşturma arzusundalar.
AB'de dengeler yeniden kuruluyor. Güçlü bir Kuzey Atlantik ekseni oluşmasından söz ediyorsak, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinin çok daha fazla önem kazanacağını belirtmekte yarar var."
TÜRKİYE'YE KAYNAK GİRİŞİNDE AZALMA OLABİLİR: Türkiye ekonomisinin kırılganlığını daha da azaltmaya ihtiyaç olduğunu ifade eden Koç şöyle dedi: "Cari açığı sürekli üreten ekonomik yapımızı değiştirmemiz gerekiyor. Yılda yüzde 7 civarında bir büyümeyi garanti altına almalıyız. İstihdam dostu bir büyüme gerçekleştirmemiz lazım.
Kredi piyasasında daralma olursa önemli kaynak girişi sağlayan şirket satın almaları sekteye uğrayabilir. Küresel ekonomide bol ve ucuz kaynak dönemini geride bırakıyoruz. ABD'den kaynaklanabilecek bir durgunluk beklentisi küresel piyasaları sarmış durumda. Kapsamlı bir çaba içine girme zorunluluğu önümüzde dururken, iç çekişmelerle zaman ve enerji yitirmeyelim. Bu yüzden, önümüzdeki anayasa tartışmalarını uzlaşmanın zemini haline getirmeliyiz."

Cafe