|
 |
|
|
Bir İzmir aşığının vasiyeti nasıl olur
Satır Arası / Deniz Sipahi
Bir İzmir sevdalısını geçtiğimiz günlerde yeniden andık. Dario Moreno, 13 Aralık 1968’de aramızdan ayrılmıştı. Onu sevenler ve tanıyan dostları o gün evinin önünde bir araya geldiler, geçmişi hatırladılar.
Asansör’e her gittiğimde adı verilen sokakta biraz yürür, Dario Moreno’nun evinin önüne asılan o tabelayı defalarca okurum.
Bir aşk şiirinden farksız bu vasiyet, her seferinde gözlerimi nemlendirir.
''İzmir, tatlı ve sevgili şehrim... Bir gün şayet senden uzakta ölürsem... Beni sana getirsinler. Fakat mezarıma götürürlerken, ‘Öldü’ demesinler. ‘Uyuyor’ desinler koynunda... Tatlı İzmir’im...''
Her İzmir aşığının hislerine tercüman olan sözler...
Peki kimdir Moreno, ünü kent sınırlarını aşan bu dev sanatçının İzmir öyküsü nerede başlar, nerede biter?
Asıl adı David Arugete olan Dario Moreno, 3 Nisan 1921 tarihinde İzmir Mezarlıkbaşı Semti’nde doğdu.
Tren istasyonunda çalışan babası, trajik bir şekilde vurulup öldürülünce yetim kaldı.
Dört kardeşi daha olan Moreno, annesi Madam Roza tarafından yetimhaneye, Nino De Guerfanos’e verildi.
Dört yaşına kadar yetimhanede kalan Moreno, daha sonra Yahudi ilkokulunu bitirdi. Gençlik yıllarında pek çok farklı işte çalıştı.
Çalışırken bir yandan da kendini yetiştirdi. Kardıçalı İşhahı’nda, yanında getir-götür işlerinde çalıştığı İzmir’in ünlü avukatlarından birinin katipliğine yükseldi.
Ayrıca geceleri Milli Kütüphane’ye gidip Fransızca çalışıyordu.
Yine bu sıralarda başlayan gitar merakını, emanet aldığı bir gitar sayesinde geliştirdi.
Aynı dönemlerde Bar-Mitsva törenlerinde şarkılar söylemeye başladı.
Gençlik çağlarında, semtinde ve İzmir’de iyice tanınır olmuştu.
Moreno İkinci Dünya Savaşı sıralarında, askerliğini piyade olarak Akhisar Orduevi’nde yaptı. Burada caz orkestrasında solistlik yaptı. Konya ve Adana’daki askeri yerlerde de sahneye çıktı. Askerlik döneminde müzikle daha içli- dışlı olan Moreno, İzmir Kordon’da bulunan NATO binasının yerindeki Marmara Gazinosu’nda da sahneye çıktı.
Moreno, ilk konserini ise Konak Vapur İskelesi’nin üzerindeki gazinoda verdi.
Moreno, müzisyenliğini biraz daha ilerletince annesi Madam Roza ile birlikte Mithatpaşa Caddesi üzerinde bulunan Karataş Semti’ndeki Asansör Sokağı’na taşındı.
Gittikçe daha da ünlenen Dario Moreno’nun şöhreti, İzmir Palas Oteli’nde iyice parladı. Askerlikten sonra ise Moreno, bir süre İstanbul Fenerbahçe’deki Belvu Gazinosu’nun sahnesine çıkmaya başladı.
Bu arada Moreno, Ankara’da bulunan Bomonti Gazinosu’nda sahne almak üzere iki gün için Ankara’ya gitti.
Ancak iki yıl Ankara’da kaldıktan sonra tekrar İstanbul’a dönebildi ve Fritz Kerten’in orkestrasına solist olarak girdi.
Moreno, Ankara’da kaldığı yıllarda, Orhan Veli ile oda arkadaşlığı yaptı.
Burada iki yıl boyunca çalıştıktan sonra Atina’ya geçti.
Paris’te bir emprezaryoya telgraf çektikten sonra Paris’e gitti. Moreno, burada ilk olarak Perto Del Sol Müzikholü’nde sahneye çıktı. Paris’teki ilk yıllarında başarısız oldu. Almanya’daki Amerikan askeri kulüplerinde bir müddet şarkı söyledikten sonra, Fransa’da ilk defa Jezabel şarkısı ile olağanüstü bir başarı elde etti.
Paris’te Cannes Palm Beach Oteli’nde şarkı söyleyen Moreno, daha sonra söylediği Adieu Lisbon ve Cou Courou Cou Cou isimli kalipsolarla ününü pekiştirdi.
Bir süre sonra, yanında çalıştığı Fritz Kerten ile annesini yanına aldırdı.
Fritz Kerten’in adını Andre Kerr’e çevirtip, piyanist olarak yanına aldı.
Sezen Cumhur Önal ve Fecri Ebcioğlu, Moreno’nun şarkılarına Türkçe söz yazmaya başladılar.
Moreno, Jacques Brel’in yazıp sahneye koyduğu ve başrolünü oynadığı L’Homme de la Mancha adlı müzikal eserde, Sancho Pancho rolünü üstlendi.
Dario Moreno, 32 filmde rol aldı.
Moreno’nun ölümü ile ilgili rivayetler değişiktir. Bunlardan biri, 1 Aralık 1968 günü İstanbul Hilton otelindeki odasında ölü bulunduğudur. Diğeri ise havaalanına taksi ile giderken geçirdiği bir kalp krizi sonucunda öldüğüdür.
Kendisi İzmir’de gömülmesini vasiyet ettiği halde, annesi Madam Roza, onu, gömülmek üzere İsrail’deki Holon kenti mezarlığına götürdü. Moreno, orada defnedildi.
İzmir’i İzmir yapan değerleri unutmamalı ve gelecek nesillere de bu anıları aktarmalıyız.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|