
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Seksek oynamak sorunlarla...
Oh hele şükür bugün cumartesi; geçinmek için her sabah erkenden evden çıkıp, akşamları da geç saatlerde eve dönme derdi yok.
Ama asıl şaşılacak şey, bir yığın insanın geçinmek için; neredeyse bir ömür boyu böylesi bir çileyi çekmek zorunda kalması.
* * *
Her gün "sabah git-akşam dön" sıkıntısına uğramadan, hayatını kazanabilmenin yolları ve yöntemleri gösterilmiyor mu okullarda?
Gösterildiğini hiç sanmıyorum.
* * *
Köyceğiz'de bir hafta boyunca gece gündüz yağan yağmurlar nihayet durdu ve masmavi bir gökyüzüyle, özlemeye başladığım güneş; süpürüp götürdü kasvetli bir ağırlığı.
* * *
Türkiye'nin sorunlarını unutmak ve unutmamak...
Unutmak istediğinizde, şöyle çıkıverin Köyceğiz'in çarşısına.
Saçakları sokağa doğru naylondan, -bir çeşit branda benzeri- tentelerle uzatılmış irili ufaklı dükkânlar, lokantalar, marketçikler, lokaller...
* * *
Sadece güveçte kuru fasulye ile pilav ve çeşit çeşit pizzamsı pide servisleri yapan bir lokantada; 2 kişilik bir yemek 4 YTL.
Bizim Köfteci Mehmet'le eşinin, mis gibi dumanlarını yaydığı küçümen, "cızbız köfte-piyaz" lokantası da aynı çarşının başında; haftada 2, yahut 3 kez de sarmısaklı-yoğurtlu mantı servisi var orada.
* * *
Türkiye'nin sorunlarını unutmamaya gelince...
Sabahları saat daha 7 olmadan, zaten her biri TV ekranlarından uzatmaya başlıyor tırnaklarını.
Ancak o sorunların nedenleri, en az 100 yıllık bir geçmişin içinde ve kimse de o nedenleri eşelemeyi pek yeğlemiyor.
Yeğlense, geçinmek için "sabah git-akşam dön" çilesinin, gizli zembereği de çıkardı ortaya.
* * *
1- Hazine'den geçinmeli "mevki sahipleri"; "kamu görevlileri" değil de, "devlet"in kendisi sayıldığında...
* * *
2- Hamasi edebiyatın, ilk kez hangi dönemde ve hangi etkilerin altında başladığı; öğrencilerin belleğine yerleştirilmediğinde ve ağzı emzikli üniforma giydirilmiş küçücük bir çocuğun bir eline bir balon, öteki eline bir Türk bayrağı verildiğinde...
Ve kendisine:
- Hangisini en çok seviyorsun, diye sorulduğunda...
Çocuk da, bayrağını kaldırdığında...
TV ekranlarına yansıtılan böyle bir gösteri de, "Türke Türk propagandası yapmak"ta kullanıldığında...
* * *
3- Son 100 yılda, "siyasal suçlarla, suçlamalara neden olan gerekçeler"in grafiği de ortaya çıkarılmadığında...
* * *
Avrupa Birliği üyesi oluncaya dek, çalkantıları artacak bir dönem sürer gider; milyonlarca çocuğun ziyan zebil olması da, milyonlarca insanın kahır çekmesi de...
* * *
"Ölmenin öldürmenin" ağır bastığı ülkelere şöyle bir baktığımızda; "yönetim saltanatının doruğu"nu ele geçirme kavgalarında, genç cesetlerin merdiven yapıldığını görüyoruz.
Oysa 21. yüzyıl; yerel "yönetim saltanatı"nın yerini, evrensel "üretim saltanatı"na bırakmasının hızlanacağı bir yüzyıl...
* * *
Böylesi bir değişimi de, en iyi algılayıp değerlendiren sivil toplum örgütü, TÜSİAD...
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, politik dırdırları çok aşan bir rotayla gösteriyor hedefi:
- Kızsak da caymayız AB üyeliğinden.
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç da, evrensel ufukları gösteren bir terastan bakıyor ekonomik fokurtulara...
* * *
"Uzay çağı", gövdesel enerjiye dayalı "işçi sınıfı"nın, "bürokratik lagarlıkla monotonluğu"nun ve -Can Dündar'ın deyimiyle- "hukuksuz devlet"in, tarihe gömüleceği ve onların yerlerini "bilgi toplumu" ile "burjuva enternasyonalizmi"nin alacağı bir çağ...
* * *
"Değişim"i anlamak, yahut anlamamak...
Bu arada şayet Türkiye'nin sorunlarını unutmak istiyorsanız...
Yanıtları sürprizli bulmacalar yaratmakla uğraşın.
Örneğin:
- Çölde kalmış bir keçi ne yapar, gibi...
Kimi yanıt:
- Meler, olacaktır.
Kimi yanıt da:
- Kaçmaya çalışır.
* * *
Oysa gerçek yanıt şudur:
- Gölge yapar.
* * *
Buzlanmış beyinler korosunun dışına çıkanlar hiç karartmasınlar enseyi; "gelişmiş"lik de o koronun dışında, "çağdaşlık" da...
* * *
Hazine'den geçinmeli "mevki sahipleri" ise, o koronun içinde, assolist olma cabası peşinde...
Buralardan yetişmiş evrensel değerlerin bile farkında değiller mübarekler.
* * *
"Yaşasın! Kim yaşasın? Ömrü olan, şak şak şak!
c.altan@prizma.net.tr

Cafe