Ya Gökdeniz olmasaydı?
Trabzonspor ilginç günler yaşıyor. Kongre kaosunun cephelere ayırdığı camiadaki belirsizlik ortamı, tansiyonu iyice yükseltmiş. İşin acı yanı, kamplaşma tribünlere de yansımış. Maçın henüz başında açılan bir pankartın neden olduğu kavga bunun kanıtı. Sadece tribün ve yapılmayacak bir kongre için kente gelen, ancak maça teşrif etmeyen Nuri Albayrak ile yönetimi mi yaşıyordu bu psikolojiyi?
Sahadaki futbolcuların da gelişmelerden nasiplendiği ortadaydı. Bir isteksizlik, vurdum duymazlık hakimdi. Jefferson'dan Umut'a uzanan koridorda yılgın 11 ayak vardı. "Futbolcu çıksın işini yapsın" demek kolay mıydı böyle bir ortamda? O kafalar neredeydi acaba?
Bu takımın son üç günü yaşanmamış sayması mümkün müydü? Nitekim Ceyhun gibi deneyimli bir oyuncunun yaptırdığı penaltı, başka hangi mantıkla izah edilebilirdi?
Anlamsız hücum denemelerinden fazlası gerekliydi Trabzon'un kazanabilmesi için. Örneğin rakibin hata yapması. Bireysel yeteneklerin konuşması gibi. 75. dakikaya dek böyle bir umutsuzluk içindeydi.
5 dakikada işi bitirdi
İstanbul Belediye öne geçmiş, Erman rakip savunmayı hallaç pamuğu gibi atmaya başlamıştı ki, Gökdeniz çıktı sahneye. Hızır gibi yetişti Trabzon'un imdadına. Geçen hafta takımını Gaziantep karşısında ipten alan deneyimli oyuncu, 5 dakikaya sığdırdığı iki jenerik golüyle o ana kadar yaşanan ne kadar olumsuzluk varsa sildi. Günü ve Trabzon'un prestjini kurtardı. Tribünlerdeki bezgin taraftarı ayağa kaldırdı kaldırmasına ama, Trabzon'da yaşanan gerçeklerin üzerini örtmeye elbette yetmeyecekti bu çabası. Çünkü sorunlar sahada alınacak skorlarla çözümlenecek boyutu çoktan aşmıştı.Konuk takım adına şanssız bir maçtı. Savunmasının bir anlık dikkatsizliği gardını düşürdü. Oysa oyunun büyük bölümünün hakimiydi. Futbolda sonucun son düdük çalıncaya kadar alınamayacağı bir kez daha görüldü.
cersen@milliyet.com.tr

Cafe