
Kadri GÜRSEL
Kürt sorunu için büyük bir paket hazırlayın
PKK'nın 21 Ekim'deki Dağlıca saldırısından sonra çok şey yazıldı... Okuyanlar, PKK'nın bu kez işinin gerçekten bittiği zannına kapılabilirlerdi. Ama yazılanları, olgulara bakarak teyit edemiyoruz. Bu yüzden soruyu "Ne olmadı?" diye sormalıyız. O zaman şöyle bir manzara çıkıyor karşımıza:
1. PKK, Dağlıca'dan sonra büyük bir saldırıya kalkışmadı. Örgüt, Bush-Erdoğan buluşmasından sonra Türk-Amerikan işbirliğinin derinlik ve çapını ölçmek için bir "bekle gör" dönemine girdi. Zaten bölgedeki iklim koşulları, büyük bir saldırı için artık elverişsizdir.
2. TSK, PKK'ya karşı etkili operasyonlara girişmedi veya girişemedi. 1 Aralık'ta yapıldığı belirtilen operasyondan ne sonuç alındığı hususunda tatmin edici bir açıklama yapılmadı. Bunu başka bir operasyonun izlememesi, "ABD'den vaat edilen istihbarat gelmiyor mu?" sorusunu doğuruyor.
3. PKK'yı izole etmekte Türkiye'ye destek olacağı söylenen Barzani'den birkaç büro kapatmanın ve karayollarına kontrol noktası kurmanın ötesinde bir hareketlenme görmedik.
4. PKK'nın önemli isimlerinin "paketlenip" gönderilmesi için harekete geçildiği yazıldı. Maalesef beklenen paketler henüz gelmedi. Ama bunun için kimseyi suçlamıyoruz. Öcalan gibi kentte, istihbarat servislerinin takibinde oturmadıkları sürece bu adamların dağlarda yerini tespit etmek ve sonra gidip onları paketlemek kolay değildir. Ama, bakarsınız bir gün paketlenirler.
Bu kış böyle geçer
Dağlıca saldırısı ile, PKK?terörizmi hem ABD, hem de AKP iktidarı için yönetilemez bir durum almıştı... Şimdi ABD'nin, denklemin Türk tarafına ağırlık koymasıyla sorun yeniden "idare edilebilir" kılınmıştır. Hadise şimdilik budur.
"Şimdilik" diyoruz... Çünkü Türk-Amerikan işbirliği, asıl baharda karlar eriyip PKK kafasını çıkarınca test edilecek.
PKK nedir, ne değildir?
Başbakan Erdoğan, PKK'lıları dağdan indirmek için bir "eve dönüş" çalışması yürütüldüğünü söyledi...
Bu "paket"in de hedef kitlesinin daha önce çıkartılmış sekiz yasada olduğu gibi, elini henüz kana bulamamışlar ve örgütü hakkında bilgi verecek olanlarla sınırlı tutulması halinde, PKK'nın Türkiye'ye saldırma kapasitesinin azalması, yersiz bir beklenti olmaktan öteye gitmeyecektir.
İki gerçeği vurgulayalım:
Birincisi; PKK Kürt sorununun kendisi değildir, onun bir sonucudur. Bu gerçek önceki paketlerde gözardı edilmiştir.
İkincisi; evet, PKK bir terör örgütüdür; faaliyeti krimineldir ama bu onun özünde siyasi bir örgüt olduğu gerçeğini değiştirmez. Önceki girişimlerde "kriminel odaklı" bir yaklaşımla sınırlı kalınmıştır.
Dokuzuncu paketin hedefi de "azami sayıda PKK'lıyı dağdan indirmek"le sınırlı tutulacaksa, bu pek işe yaramaz...
Çünkü bu paket askeri destekten mahrumdur. 2003'ten önce TSK'nın kolu, örgütün gövdesinin yerleştiği Kuzey Irak'a uzanabiliyordu. AKP'nin 1 Mart tezkeresine hayır demesinin sonucunda PKK, Kuzey Irak'ta takipten kurtulmuş ve rahat bir nefes almıştır. TSK'nın, Türk-Amerikan mutabakatı çerçevesinde Kuzey Irak'a yönelik taktik saldırılar düzenleyebilecek olması, PKK'lıları dağdan inmeye zorlayan bir baskının oluşmasına yetmez.
Kısırdöngüden kurtulmak
Artık PKK'yı dağdan indirecek yegane yaklaşım, "adli" değil politik nitelikte olanıdır.
Paket, PKK'nın ötesinde, Kürt sorununu bitirmeyi stratejik hedef olarak gözeten geniş kapsamlı, çok boyutlu, tarihsel nitelikte ve politik bir yaklaşımın bir parçası olmaz ise, Türkiye kısırdöngüden kurtulamaz. Bu paketi ileride onuncusu da izler onbirincisi de...
kgursel@milliyet.com.tr

Cafe