Didem Erol ile arkadaş olmayanınız kaldı mı?
nornek@milliyet.com.tr
Hani şu sütunlar bize ayrıldıysa bir nedeni vardır herhalde; yeni, ilginç, yaratıcı, öğretici, insan halinden anlayan bir şeyler yazmalıyızdır mesela. Ama bazen öyle şeyler oluyor ki şu hayatta, bardak zaten önünüze dibine kadar dolu geliyor... Ne kadar vurgu yapmak isteseniz de ağzınız açık kalıyor; yüzünüzde saçma bir ifade, alnınızdan şu alt yazı geçiyor: ''E ben daha ne diyeyim?'' Geçtiğimiz günlerde habercilere, oyuncu Didem Erol’un menajeri Mehmet Çavdaroğlu tarafından ''haber niteliği gözetilerek'' bir e-mail gönderilmiş. Pasif davranıp pek bir yorum yapmayacağım için özür diler, sizlerle paylaşmak isterim:
''Facebook’da en kalabalık listeye sahip olan Didem Erol’un arkadaş listesi bir kaç haftada 5 bin kişiye yaklaştı... (Baktım, liste gerçekten Açıkhava’yı doldurur)
Kendisine gelen onay taleplerini ve mesajları geri çevirmeyen Didem Erol, sabahlara kadar hayranlarının mesajlarını cevaplıyor. ''Bu kadar sevenim olduğunu bilmiyordum. Ben bile şaşırdım'' diyen Erol, bu yoğun tempo ve hayranlarından gelen güzel mesajlar yüzünden bütün vaktini bilgisayar karşısında geçirmeye ve mesajlara cevap vermeye başladı. (Ve benim en sevdiğim bölüm geliyor:)Bu tempoya dayanamayan dizüstü bilgisayarının fanı bile sürekli çalışmaktan yanarak bozuldu.''
Ben Erol’un sanal âlemde ''Yolda görürsün selam vermezsin, Facebook’ta arkadaş olarak eklersin'' adlı gruba da üye olmasını diler, Çavdaroğlu’nu sinekten yağ çıkarmadaki başarısı nedeniyle tebrik ederim:) Bu arada, bu metni haber olarak yayımlanayanlar olduğunu söylemiş miydim?
Blendax reklamlarındaki erkekler nerede yaşar?
Özellikle 80’li yıllarda çocuk olanların hayatında önemli bir imgedir ''ince belli'' mavi şişeli şampuan Blendax. Tümden ''şampuanlı hayat''a geçişimizle birlikte Blendax’ın hayatımızdaki yeri değişti ancak, şampuanın yurtdışı çıkışlı olduğunu sandığım reklamları, saçmalığından zerre kaybetmedi!
Kızlar otoparkta son yeri kapmakta olan erkek dolu araca doğru bir saç sallıyor... Sonuç; erkeklerin gözleri, saçların ahengiyle dans ederken kızlar yeri kapıyor. Bir başka reklam; barda ilgi görmeyen kız, tuvalette bir Blendax saç yıkama-kurutma operasyonuyla konser veren rock yıldızının ilgisini çekip sahneye davet bile ediliyor. (Seyirci üstünü başını yırtma aşamasında!)
Son reklam da harika! Erkek arkadaşıyla dışarıya çıkan kız, ''maço'' sevgilisini birkaç saç savuruşuyla, en hafif deyimiyle kılıbık bir gence dönüştürüp her istediğini yaptırıyor. Seyirci ne yapsın, yoga dersine yazılıyor.
Ama n’olur, biri Türk erkeklerinin ''baş döndüren dolgun saçlar''la yetinmediğini anlasın da reklama çeki düzen versin! Olmadı, böyle erkekler varsa Mars mıdır, Uranüs müdür, biri bize nerede yaşadıklarını göstersin.
Tek başına ‘Yağmur’ Sulhi Bey’den iyidir
Türkiye’de bu ''senli benli'' konuşma halleri enteresandır... İlk aşamada ''Siz'' demek, fazla tanımadığınız insanla ''bey’li hanım’lı'' konuşmak pek bize göre değildir... Biri tipinize bakar, yaşınızı-statünüzü tartar, insan sarrafıdır ya, ''sen'' misin yoksa ''siz'' mi, karar verir, etiketi yapıştırıverir. İstediğiniz kadar ''siz'' deyin, karşı taraf için ''sen'' sensindir!
Aynı şekilde ''bey''ler ile ''hanımlar'' da ilginç şekillerde kullanılır. ''Benim bey bilir'', ''Senin hanıma söyle...'' gibi yan kullanımları yanı sıra mesela Sibel Can eşinden Sulhi ''Bey'' diye bahsedip durur. Sulhi Aksüt’ü tanıyan var mı bilmem ama Google’da aranırsa ''Sulhi Bey'' adı altında 10 sayfa bulunur. Hüsnü Şenlendirici aldattığı eşi için röportajında ''Nazire'' deyip durur, sevgilisi Deniz Seki ''Deniz Hanım''dır.
Ve şimdi de Pınar Altuğ kızıyor gazetecilere, sevgilisi Yağmur Atacan’a Yağmur Bey yerine ''Yağmur'' diyorlar diye. Haklı da... Ama bence ne olursa olsun kendisi ''Yağmur Bey’le gittik, geldik'' diye konuşmasın, samimiyetsiz oluyor. Bknz. bir Sibel Can cümlesi ‘Tanga yüzünden Sulhi Bey beni kesecek.’
Fuhuşu ‘yalnız’ca kadınlar yapar!
Farkında mısınız? Haftada en az bir gün bir fuhuş operasyonu yapılıyor, pek çok kişi ''suçüstü'' yakalanıyor. Fotoğrafları görüyoruz; yakalanan ve yüzleri açıkça gösterilenler arasında tek bir erkek yok.
Haberlerin içeriği de aynı yönde: ''Fuhuş yapan 30 kadın gözaltına alındı''; ''Gözaltına alınan yabancı uyruklu 84 kadından 29’unda hastalık çıktı. Kadınlar sınır dışı edildi.''
Peki erkeklere ne oldu? Bilmiyoruz. Asla görmüyoruz.
Kadınlar Türkiye’de fuhuşu tek başlarına yapıyor; hastalıkları varsa da tek başlarına onu yaşayıp kimselere bulaştırmıyorlar herhalde!

