
Taha AKYOL
Objektif
Fazıl Say olayı
ORHAN Pamuk'a onun edebi değerine bakmadan hücum etmiş olanlar, bugün Fazıl Say'ın sanatçı değerini ön plana çıkararak onu şiddetle savunuyorlar.
Örnek, Cumhuriyet gazetesidir.
Sanatçılara, edebiyatçılara sadece siyasi gözle bakmak yanlıştır; bunu sol yapsa da yanlıştır, sağ yapsa da...
Ben Orhan Pamuk'un siyasi fikirlerini sert bir şekilde eleştiren ama edebi değerini takdir ve tebrik eden yazılar yazmıştım.
Sanatçıların siyasi fikirleri mutlaka doğrudur diye bir kural yoktur. Siyasi fikirleriyle toplumlara ışık tutanlarda vardır... Faşist, ırkçı, hatta Stalinci, Hitlerci sanatçılar ve edebiyatçılar da olmuştur!
Fazıl Say'ın siyasi fikirlerine katılmıyorum, hele de "Giderim ha!" tavrını çok yanlış buluyorum.
Ama AKP'nin tavrını daha yanlış buluyorum...
AKP'nin tavırları
AKP'li Dengir Fırat'ın "Giderse üzülmeyiz" anlamındaki sözleri, vahim bir siyasi hatadır. Evvela şık değildir, nazik değildir. Dahası, Fazıl Say gibi bir şöhretin "İslamcılar yüzünden" diyerek Türkiye'den ayrılmasının ülkenin imajına nasıl zarar vereceğini bir iktidar yetkilisinin bilmesi gerekir.
CHP de Fazıl Hüsnü'ye gösterdiği özeni Necip Fazıl'a göstermez.
Ama bunun bir ölçüsü olmalı ve iktidarlar ölçüye daha bir dikkat etmelidir.
Türkiye'nin politik iç dengelerine özen gösterme konusunda AKP dikkatli davrandığı zaman herkes takdir ediyor: Son seçimlerde milletvekili kadrosunu 'merkez'e açması gibi, Köksal Toptan'ı Meclis Başkanı seçmesi gibi...
AKP'nin 'kör parmağım gözüne' davranışları ise toplumda gerilimlere yol açıyor. Bilhassa kritik yerlere atamalarda "profesyonel" kıstaslardan çok, atanacak kişinin "çevre"den olmasına önem verildiği kanaati çok yaygındır, gerilim yaratmaktadır.
Böyle bir görüntü varken AKP'nin daha kucaklayıcı davranması, gerilimleri düşürmeye özen göstermesi gerekir.
Fazıl Say olayına da böyle bakmalıydılar.
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, Nobel'i kazandığında Orhan Pamuk'u telefonla kutlamışlar; Cumhurbaşkanı Sezer ise sanatla siyaseti ayırma duyarlığını göstermemişti.
Bugün de Cumhurbaşkanı veya Başbakan yahut Kültür Bakanı telefon açıp Fazıl Say'ın gönlünü alsalardı, ilgi ve itibar gösterselerdi iyi olmaz mıydı?
Önemsediğim, bu tür duyarsızlıklardır!
Ülkeyi terk etmek!
Fazıl Say'ın bir sanat dâhisi olması onun siyasi görüşlerine imtiyaz kazandırmaz. Hele şu "Yüzde 70 onlardan, yüzde 30 bizden" sözü çok vahimdir. Bunu söylemek için ya sağduyuyu veya gerçeklik duygusunu kaybetmek lazımdır. Bunu bir politikacı söylese yerden yere vururuz!
Fazıl Say, yaşamaya özendiği İsviçre'de yabancı düşmanı Halk Partisi'nin yüzde 24 oy aldığını, bu partinin ülkedeki yabancıların atılmasını "Ak koyunlar kara koyunları kavuyor" diye resmeden faşist bir parti olduğunu düşünmelidir?!
Avrupa'yı bu kadar idealize etmek doğru değildir.
Yahya Kemal, Paris hayalleriyle Türkiye'den kaçarken yaşadığı coşkuyu ve sonra memleketine nasıl özlemle döndüğünü çok güzel anlatır.
"Terk ederim..." sözü bu kadar kolay olmamalı. Türkiye'ye bu kadar kara gözlükle bakmak gerçekçi olamaz.
Evet, Orhan Pamuk da Fazıl Say da yabancı ülkelerde yaşama ve itibar görme kudretine sahiptir ama ülkeleri hakkında biraz dikkatli konuşmalarını beklemek de onları yetiştiren bu ülkenin hakkıdır.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe