
Melih AŞIK
Açık Pencere
Fazıl'a öfkeler...
Profesör Sedat Çöloğlu yazıyor: "38 yıldır üniversite öğretim üyesiyim. 12 yıldır kızımdan ayrı yaşıyorum. O yılda bir kez bizi ziyarete geliyor, biz de eşimle birlikte yılda bir kez onu ziyarete gidiyoruz. O bir sanatçı... İstanbul'da konservatuvarda bale eğitimi alırken o zamanın Belediye Başkanı, "Bale belden aşağı sanattır" deyince, kızım bir hafta içinde vatanını terk etti. Böylece cinsel dürtülerini sanatla özdeşleştirenleri sessizce protesto etti. Gittiği ülkede konservatuvar eğitimini tamamladı. Şimdilerde gençlere bale dersleri veriyor. Unesco'nun eğitim kuruluşlarından birinde de miniklere baleyi sevdirme çabasında..."
* * *
Bu ülkede ilkellik ve hoyratlıklara dayanamayarak terk-i diyar eden çok kimse vardır. Her görüşten kişi vardır. Ama hiçbiri Fazıl Say kadar yankı yaratmadı. Çünkü mesele bir piyanistin "giderim" tehdidinden ibaret değildir. Mesele ülkenin yaşanmaz hale gelmekte olduğunu uluslararası bir sanatçının tavizsiz sözlerle seslendirmiş olmasıdır... Diğer aydın ve sanatçılara bakınız... Hiç sesleri sedaları çıkıyor mu? Fazıl Say'ın "Ülke karanlığa gidiyor" uyarısına kaç sanatçı katıldı? Bilvesile anladık ki, sanatçı çoğunluğu da AKP'nin ağzına bakar olmuş. Fazıl'ın sesi hem uyuyanları uyandırdı, hem "her kesin memnun mesut uyuduğunu" düşünen iktidar yanlılarını iğneledi. Telaş o yüzden...
Bahreynli Şamil Bank "İslami yaşam biçimine uygun konut" yapmaya hazırlanıyormuş.
Eh, bu konutlara bir de isim lazım tabii: "Mescitkondu"
Haldun Ertem
İnternette "Erdoğan'ın, ABD Başkanı'nın ayağına gidip izin istemesini içime sindiremiyorum'' diye dertleşen polislere "Başbakan'a hakaretten" soruşturma açılmış.
Bu memleketteki tek özgürlük AKP'yi sevme özgürlüğü...
Gülhan Elmas
Operasyon malumunuz ABD'nin işbirliğine yanaşması sonucu oldu. ABD neden yıllarca direndikten sonra böyle bir işbirliğine yanaştı? Bir nedeni Dağlıca olayından sonra halkın sokaklara dökülmesi... Diğer nedeni hükümetin baskılar üzerine sınır ötesi operasyon kararını TBMM'den çıkarması idi... Eğer o karar geçen nisan ayında çıkarılmış olsa, muhtemelen onlarca gencimiz Şırnak'ta, Dağlıca'da can vermeyecekti... Yazık oldu...
Eğitim - Sen Genel Başkanı Alaattin Dinçer aynı sözleri söylüyor:
"Eğitim sistemi yapılandırılırken sanat ağırlıklı dersler ihmal edilmiştir."
Milli Eğitim Bakanlığı Fazal Say'a dava açacak yerde rakamlar vererek okullarda müziğe kaç ders ayrılmaktadır, kaç müzik öğretmeni vardır, açık ne kadardır, onları açıklasaydı daha iyi olmaz mıydı?
Bu üniversitede görev yapan bir dostumuz aradı...
Dedi ki:
"Hacettepe'de yapılan oylamada en yüksek oyu Prof. Uğur Erdener (346) aldı. Prof. İskender Sayek 293 oyla ikinci, Prof. Murat Tuncer 277 oyla üçüncü oldu.
Biliyorsunuz, YÖK'e 6 aday gidiyor. Burada tekrar seçim yapılıyor.
YÖK'te (gizli oyla) yapılan seçimde üçüncü sıradaki Murat Tuncer dördüncü sıraya düştü. Dördüncü sıradaki Hasan Bayhan üçüncü sıraya yükseldi.
İktidar çevreleri kendilerine yakın olan Murat Tuncer'i tutuyordu...
Ama Köşk'e Murat Tuncer'in adı gitmedi.
Prof. Tuncer de Danıştay'da YÖK'teki seçim aleyhine dava açtı
Şimdi Köşk, Tuncer'in davasının sonuçlanmasını bekliyor...
Ama bu bekleyişin bir mantığı yok... Neden derseniz.. Çünkü YÖK'teki oylamanın usule aykırı bir yanı yok. Oylama yıllardır hangi usulde yapıldıysa yine aynı usulde yapıldı.
Bu arada Cumhurbaşkanı'nın listeyi YÖK'e geri göndereceği söyleniyor. Böyle bir yetkisi de yok. Cumhurbaşkanı Sezer'in böyle bir uygulaması oldu geçmişte ama... O zaman ilk üç adaydan biri çekilmişti. Bu defa öyle bir durum yok..."
Görüyorsunuz devlet nasıl yönetiliyor... Hacettepe'de çoğunluğu almış ilk iki aday dururken ille de iktidarın adamı rektör yapılacak. Bunun için bütün yollar deneniyor.
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe