
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Piyanist Fazıl, futbolcu Semih...
NE demiş dünyaca ünlü Türk piyanisti Fazıl Say? Memleketin görüntüsüne bakıp, "Türkiye rüyalarımız öldü, İslamcılar güç kazandı, ileride kızımı alıp ülkeden ayrılabilirim" demiş...
Diyemez mi?
"Ne varmış memleketin halinde?" diyebilirsiniz...
"Türban" denilen siyasi İslamın işaretinin kamu yönetiminde en itibarlı belge kabul edildiği, erkeklerin eşlerinin başörtüsüne göre imkânlar verildiği bir ülkede, Fazıl Say'ın "Bir gün çekip giderim!" demesi niye bu kadar gürültü koparıyor?
* * *
HEM "Çekip giderim" demek, hemen "Çekip gidiyorum!" demek değildir ki!
Bugün Fazıl Say gibi düşünen kaç milyon insan var bu memlekette?
İster Fazıl Say'ın gerekçesiyle, ister başka gerekçelerle kaç kişi "Bu memlekette yaşanmaz!" demiştir, düşünsenize...
Eğer, üniversitelerin başına getirdiğiniz YÖK Başkanı, rektörlere, türban konusunda mahkeme kararlarına uymayın, siz bildiğinizi yapın, diyorsa, bu tepkileri anlamanız gerekmez mi?
Sanki bu memleketten çekip giden -o da gidebilirim, diyor- sadece Fazıl Say; "beyin göçü" dediğimiz olgunun nedenini biliyor musunuz?
* * *
BİR kutu kibrit alın, boşaltın kibrit çöplerini, sol elinizde tutun, sonra sağ elinizle bütün çöpleri toptan kırmaya çalışın...
Kıramazsınız!
Ama çöpleri teker teker kırmak mümkündür.
İşte AKP iktidarı, çöpleri teker teker kırıyor.
Fazıl Say bunu görüp tepkisini açıklayan yürekli bir sanatçı..
Ya açıklayamayanlar?
"Açıklamayan" değil, açıklayamayanlar?
Bu kadar laftan sonra "Ya sen?" diyeceksiniz.
Hayır, biz burada doğduk, bu vatanda büyüdük, bu vatanda öleceğiz.
Lakin Fazıl Say gibi tepkilerini açıklayanlara da "Hain!" denilmesini asla kabul etmeyeceğiz.
Hem ne demiş Fazıl Say?
"Türkler 1 milyon Ermeniyi kesti, 30 bin Kürdü katletti" mi demiş?..
Bu iftirayı bile sineye çeken Türkiye, Fazıl Say gibi, Türkiye için, ikincisi olmayan bir sanatçıyı, sanatçının feveranını sükûnetle karşılamalıdır, anlayışla, hoşgörüyle...
Ya Kültür Bakan Ertuğrul Günay, size ne oluyor?
Eğer CHP'de veya DSP'de tutunabilseydiniz, şimdi siz de Fazıl Say'ın destekçisi değil miydiniz?
* * *
SEMİH Şentürk, Fazıl Say'ın akranı sayılabilir, lakin işleri ayrı; biri piyano çalıyor, diğeri ayağıyla topa vuruyor.
Geçen hafta, Gençlerbirliği karşısında bir sıfır yenik duruma düşen Fenerbahçe'yi, Semih, attığı iki golle galibiyete kavuşturdu.
Semih maçtan sonra, konuyu bilmeyenlerin anlaması zor cümleler kurdu, dertliydi, yakınıyordu.
* * *
SÖYLEDİKLERİNİN çevirisi şuydu:
"Sayın futbol yazarları, yorumcuları, lütfen artık bana güvenin, son on iki maçta dokuz gol attım. Ama siz tutturdunuz, Semih Fenerbahçe'nin santrforu olamaz, diye. Tam 9 yıl oldu, kulübede yedek beklerken, takıma kaptan olan bir başka futbolcu var mı? Bu sabit fikirlerinizi değiştirin, benim de artık genç Semih olmadığımı görün, yaşımız otuza geldi, hâlâ genç diyorlar."
Belli ki Semih çok doluydu, özellikle "Semih'ten santrfor olmaz" diyenlere...
Oysa Semih'in öyle meziyetleri vardı ki!
* * *
HOCASI Zico anlatıyordu:
"Her antrenmandan sonra bir kaleciyle tek başına çalışır. Uzaktan nasıl gol atabileceğinin provasını yapar. Bugün attığı birinci gol, işte o özel çalışmanın ürünü, buna çok sevindim."
Zico sevinmiş, ne yazar?
Akşam televizyonda sevgili Erman Toroğlu "Semih, Fenerbahçe'ye santrfor olmaz!" diyordu.
On iki maçta dokuz gol atıyor, yine olmuyor.
Taktılar bir kere...
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe