Bordeaux'dan özür dileriz
Bu turu geçmiş olmak çok güzel. Daha kolay olacak diye umuyorduk. Ama tabii Bordeaux'ya bir özür borcu da var. Bırakacaklardı ya hani!Elemelerin ikinci maçındaki Sion galibiyetinden bu yana Galatasaray'ın oyunu gerçekten hak ettiğini söyleyebileceğimiz bir 90 dakika yaşamadığımızı itiraf edelim. Dün de durum çok farklı değildi. Özellikle Hasan Şaş oyuna girene dek.
Oyunu rakip alanda oynamak, sürekli ceza sahası çevresinde olmak gibi ligdeki iç saha maçlarından da bildiğimiz oyun anlayışı hoş da... Bu kez, onca ortanın sürekli kimsenin olmadığı arka direğe gidişi gibi nedenlerle bu baskının sonucunda çok, ama çok az gol şansı çıkarışını da anlamak mümkün değil.
Bu takımın bu kadar yüklenmesi hep hoşluk yaratsa da, bir üst seviyede hatta dünkü oyunun seviyesinde bile pozisyon bulmada ve vermemek mücadelesinde sorun yaşanıyor. Ligin bu kadar tozunu atan bir takımın Avrupa'da bu kadar sıradanlaşması. Ne garip!
Böyle değil
Tamam Galatasaray'ın kadrosu, oyun niyeti, hırsı arzusu hepsi keyif verici. Peki ya plan! Oyun planı. Yığılıyor olmuyor, daha da yığılıyor, daha da yığılıyor. Cesaret için tebrikler, ama plansızlık için! Kalli gerçekten bu takımın bir oyun düzeni oturtacak kadar iyi çalıştığını düşünüyor mu? Çalışmak sadece kondisyon kazanmak için olmuyor ki!Servet oraya, Song da oraya. Bizzat Galatasaray rakipleri kapatıyor. Oyunu açmak topu şöyle bir dolaştırıp onları açılmaya ikna etmek, biraz denge, biraz pas yok. Tamam evet sürekli rakip kale önündesin ama üretim?
Ne olursa olsun kazanmak ilerlemek önemlidir. Bu turu geçmiş olmak çok güzel. Daha kolay olacak diye umuyorduk tabii.
Ama tabii Bordeaux'ya bir özür borcu da var. Bırakacaklardı ya hani!
Sonrası iyi ve planlı bir oyun olsun. Böyle değil!
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe