|
 |
|
|
Sanat iklimi
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
Geçen hafta Göztepe Rotary Kulübü olarak İzmir Devlet Opera ve Balesi solistlerinden bariton Altu€ Dilmaç’a meslek ödülü verdik. Meslek ödülleri toplumda çalışmalarıyla fark yaratan insanlara ''başardıklarınızın farkındayız'' dememiz bizim. Maddi bir boyutu yok.
Ödülün Fazıl Say’ın ülkedeki sanat iklimiyle ilgili ses getiren çıkışına denk gelmesi ise tesadüftü. Ya da daha geniş bir bakış açısından hiç de tesadüf değildi! Zira sanatçılar bir hayli sıkıntılı bir ruh halinde bu ara. Patladı patlayacaklar.
Sayın Dilmaç da konuşmasında ülkede giderek bozulan sanat ikliminden söz etti. Günlük akışta karşılaştıkları engellemelere değindi. Bıçağın kemiğe dayandığını söyledi ve Sayın Başbakan’a bir mektup yazma niyetinden söz etti.
* * *
Sanat özgürlüğün barometresi bir anlamda. Özellikle de düşünce özgürlüğünün. Sanatın evrensel vurgusu çok belirgin. Sanat her türlü dış etkiye açık. Küresel etkileri, postmodern rüzgarları birebir anında yansıtıyor. Yeşermek için uygun zemin arıyor. Üzerine giderseniz karşı koyma gücü sınırlı. Kırılgan. Ayrıca geçmişte de sanatın ve sanatçının üzerine titrediğimiz pek söylenemez. Horlanan, süründürülen, sürülen, hapse atılan nice sanat insanları var sicilimizde.
Zira sanatın muhalif ruhu iktidarları her zaman rahatsız etmiştir. Egemen güç ya da egemen kültür aykırı sesleri zenginlik olarak değil parazit olarak görmüştür. Dünyanın başka yerlerinde de böyledir bu. İktidardaki güç ya sanatçıya kol kanat gererek onu ''uslandırmış'' ya da ''uslanmayan''ı cezalandırmaya bakmıştır.
* * *
Ancak bu kez durum biraz daha vahim, biraz daha farklı görünüyor. Bu kez sanatı Batı kökenli olarak algılayan ve ona pek sıcak bakmayan, evrenselliğini pek önemsemeyen bir anlayışın işaretleri var. Daha da kötüsü her kesitte rastlandığı gibi, kraldan çok kralcı bir tavır mahalle boyutuna kadar inmiş görünüyor. Sanat alanına da ''tanzim etmek'' istiyor gibi bu kralcılar. Yerel tercihlere ve siyasi temsil gücüne dayanarak. Manevi değerlerden dem vurarak.
* * *
Fazıl Say’ın çıkışı, bu ''özgürlüksüzlüğün'' çığlığı aslında. Bir piyanist olarak algıladığına bireysel bir tepki. Allah’tan o Fazıl Say. Sesi duyuluyor. Sesi duyulmayan, çığlıkları vız gelip tırıs giden ne düşünce özgürlüğü mağdurları var bu ülkede. Sabah akşam yapılan ''kapanma özgürlüğü'' tartışmaları arasında..
Mesele ''ötekine'' tahammül meselesi. Mesele aykırıya, marjinale, muhalife yaşam alanı tanıma meselesi. Mesele bütün bu serbestinin kurumsallaşması, sürdürülebilir olması meselesi. Yoksa iktidarın insiyatif kullanarak sanatı ve sanatçıyı desteklemesi ya da kösteklemesiyle ortaya böyle bir sanat iklimi çıkıyor. Genelde parçalı bulutlu, bazı zamanlarda ise çok bulutlu.
Mesele demokrasi meselesi. Kandırmaca demokrasi değil, özgürlükçü demokrasi meselesi. Güç dengelerinin sağlıklı biçimde kurulması, özgürlüklerin teminat altına alınması gerek. Siyasi partiler kanunu değişmedikçe, seçim yasası ellenmedikçe daha ne kıyametler kopar bu ülkede görün bakın! İyi bayramlar olsun...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|