Hangisi zengin?
İki takım adına da maçın dönüm noktası, Wright'ın henüz 5. dakikada sakatlanarak oyundan çıkmasıydı.
Galatasaray, biraz da rakibini savunmada kontrol etmeye fazla odaklandığından gerek, hücumda yeteri derecede organize olamadı, oyuncuların bireysel yetenekleriyle sonuca gitmeye çabaladı.
Maça taktik icabı dört kısa ile başlayan Telekom'un bu tercihine karşı birkaç dakika süren şaşkınlık, ardından Wright'ın sakatlanmasıyla yerini "karşı taarruza" bıraktı. Pota altında Dudley ve Williams'ın "yumuşaklığından" iyi faydalanıp, bu bölgeyi Hüseyin, Owens ve Gaines ile perdiyodik olarak eşeleyip, ikinci yarıda da savunmanın dozunu artırıp sonuca gittiler. Galatasaray'ın maçı koparmasındaki gecikmenin tek sebebi Haluk'tu. Telekom'u, dibe vurduğu anlarda ayağa kaldıran Haluk, asistleriyle de maça son ana kadar ortak etti. Galatasaray'ın da gizli kahramanı Cüneyt Erden'di. O da, kimsenin cesaret edemeyeceği üçlükleri sıralayıp galibiyetin yine "çilingiri" oldu.
Sezon başından beri Ankara ekibini pota altında hem ligde, hem de Avrupa'da sürükleyen bu oyuncunun eksilmesi, Telekom'un, kadro zenginliğine rağmen hâlâ "takım" olamadığı gerçeğini, kalan 35 dakikada yüzüne tokat gibi vurdu, durdu. Pozisyonu itibarıyla hayati de olsa, sadece bir oyuncunun eksikliği bile onları saha içinde "çaresiz" bırakıyorsa, bu, Galatasaray'ın "kaliteli bir rakip" olmasından öte, Telekom'un, "zenginlik içinde yaşadığı fukaralık" olsa gerek...
gtüre@milliyet.com.tr

Cafe