
|
|
|
 |
|
|
''O Kadın'' güzel...
Görüş / Erol Yaraş
Çok sevdiğim ve yıllardır Ege TV’nin Çeşme Uluslararası Şarkı Yarışmaları’nın da yönetmenliğini üstlenen Ahmet Çelenk bu kez film yapımcılığına soyundu.
İlk filmi ''O Kadın''la, yıllardır iddialı programları yöneten Çelenk; iddiasını ine ortaya koymuş...
İçinde diyalog olmayan çok güzel bir film ortaya çıkmış.
Ahmet,konuyu şöyle özetliyor:
''Herkesin hayatında bir ''O Kadın'' vardır.
Aklımızı mı yoksa yüreğimizi mi dinlemeliyiz?
Seçimlerimiz sonrasında, tercih etmediğimiz diğeri için pişmanlık duyar mıyız?''
Bu soruyu film boyunca kendi kendinize soruyorsunuz.
Bana göre aynı soru kadınlar içinde geçerli.
Onların da yaşamları boyunca hayatlarında mutlaka bir ''O Adam'' olmuştur.
Sezen Aksu’nun 18 şarkısı ile anlatılan filmden çok keyif aldım.
Teşekkürler Çelenk...
Swiss Otel Grand Efes İzmir’in gürültü kirliliği ne zaman bitecek?
Eski adıyla ''Efes Oteli'' yeni adıyla Swiss Otel Grand Efes İzmir...
Otelin aylardır süren tadilat çalışmaları çevrede oturanların yaşamını adeta kabusa çevirdi.
Birçok dostum o çevrede oturuyor veya iş yeri için tüm gününü o bölgede geçiriyor.
Otel yönetimi şunu bilmeli ki artık çevrede yaşayan kimsenin sabrı kalmadı. İzmir’in en büyük eksiği olan Efes Oteli’ne yeniden kavuşacağız diye aylardır gürültü, toz ve kirliliği sineye çeken çevre sakinleri, son günlerde inşaatın yollara taşması ve moloz atıklarının balkonlarına, araçlarının üzerine yağmasından artık bıktılar.
Sabahın erken saatlerinde başlayıp, akşamın ilerleyen saatlerine kadar süren sondaj, matkap, vinç sesleri ise cabası. Çevredeki iş yerlerinde telefonla konuşmak dahi mümkün değil.
Efes’imize yeniden kavuştuğumuz için yatırımcılara teşekkür ediyoruz.
Ama sonuna geldiğine inandığımız çalışmalarda da artık çevreye ve insana saygı gösterilsin... Sokaklara taşan çöpleri ve molozları toplayalım...
Ve daha da önemlisi, inşaat ve gürültüden yaklaşık 1 yılı aşkın süredir sıkıntı çeken çevre sakinlerini, otelin açılış döneminde verilecek olan protokol davetlerinden birinde ama bir yemekle ama bir kokteylle ağırlayalım.
Gönüllerini alıp, teşekkür edelim. Swiss Otel’in kendisine sabır gösteren komşularına bir jestidir bu.
Temiz deniz istiyorum!
Balık çiftlikleri veya kültür balıkçılığı...
''Temiz deniz istiyorum'' diyenlerin son yıllardaki en büyük sorunu.
Çanakkale’den Fethiye’ye kadar en güzel koyları adeta işgal eden bu işletmelerle artık çevreciler; hatta çevreci bile olmaya gerek yok, mantıklı ve ilerisini gören her insan başa çıkamayacağını anlamaya başladı.
Geniş lobileri olan ve maddi sıkıntısı bulunmayan kültür balıkçıları, siyasilere çok kolay ulaşarak istediklerini yaptırmaya devam ediyorlar.
Urla-Çeşme arasındaki çiftliklere karşı mücadele vermeye çalışan doğaseverler, mevcutların açık denize çıkması için çalışırken, bir de yeni çiftliklerin kurulacağını öğrenince adeta çılgına döndüler.
''Ucuz balık'',''ihracat'' ve ''istihdam'' gibi kavramlarla aklımızı çelen kültür balıkçıları doğaya verdikleri zararı adeta insanların gözünde perdelemeye çalışıyor.
Unutmayalım İzmir Körfezi’ni 30 yıldır 500 milyon dolar para harcayarak bile, daha tam olarak temizleyemedik.
Avrupalı ucuz balık yiyecek diye bizim denizlerimizi kirletmeye kimsenin hakkı yok!!!
Uyanık Yunanlı, şimdi de Türkiye’deki balık çiftliklerini satın alarak buralarda üretim yapmaya başladı.
Yani komşumuz Yunanlı; kendi denizini temiz tutup bizim cennet koyları yaşanmaz hale getiriyor. Aynı zamanda ''kendi temiz denizinde de'' turizmden para basıyor.
İşin acı tarafı da, Türkiye’nin cennet koylarını yok ederek ürettirdiği Türk balığını da, Yunanistan’a gelen turiste yüksek fiyatla yediriyor.
İzmir’in Tarım İl Müdürü’nün veya Çevre Orman İl Müdürü’nün (görevden alındı) bu konuya duyarlı yaklaştığını söyleyemem.
Tarım Bakanı Mehdi Eker’den umudumu kesmiştim. Fakat çok umutlu olduğum Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun da bende hayal kırıklığı yaratmaya başladığını söyleyebilirim.
Fakat yine de pes etmek yok!
Çiftlikler açık denize çıkarılıncaya kadar mücadeleye devam.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|