Sivas: Kıtlıktan çıkan lezzet
Özel yemekler kıtlık dönemlerinde çıkar. Aşure gibi... İspanyolların paellası gibi, ya da Karayiplerin cambalayası gibi... Zannediyor musunuz ki, et çok bolken, delinin biri bonfileleri ince ince kıydı, soğanı, bolca salçayı ekledi, bir topak sürdü hamurun üstüne de lahmacunu yaptı! Sahne mutfaksa, yaratıcılığı körükleyen kıtlıktır.
Zenginliğin meselesi de kıtlıkta geliştirdiğin modelleri bollukta uygulayabilmek değil mi?
Bunun, hayatın her alanında olduğu gibi futbolda direkt bir karşılığı var. Yeşil saha iktisadı...
Her kadrodan bir doğru futbol çıkarmak mümkündür. Yokluk, eksiklik fark etmez.
Sivas bunun Türk futbol tarihindeki - Trabzonspor istisnasından gayrı - tek örneği. Eskişehir zengindi. Kocaeli, Antep ve Gençler de. Sivas öyle değil. Orada kıtlık var.
Kanıtı Mehmet Yıldız
İkinci lig topçusu ve kesin yedek Mehmet Yıldız'dan star yapmak bunun bir kanıtı. 33 yaşına gelmiş ve hiç dikiş tutturamamış Mohammed Ali'den bir cevval 10 numara yaratmak da... İnegöl'den Yasin, Aydın'dan İlhan, Sakarya'dan Musa, Altay'dan Murat Sözgelmez, Evliya Çelebiler Devran ve Balili, genç yaşına rağmen Aytaç. Karşıyaka'dan Sezer. Petko, Abdurrahman, Sedat...Yanlış anlamasınlar, bir ıskartalar grubu Sivas... Dikiş tutturamamışlar ve kafayı gösterememiş gençler. Bu oyuncu grubundan bir lider çıktı. Bülent Uygun'la.
Bu durumu büyüklere sopa olarak kullananlar çıkacaktır. Şu kadar para ve bu kadar borçla, şu kadar harcayan büyükleri geçtiler. Bu değil hesap. Mesele etmemiz gereken bu değil. Mesele edilmesi, üzerinde durulması gereken bunun pozitif yönüdür. Her kadronun oynayabileceği bir futbol vardır. Sizi, lider, şampiyon yapmayabilir, ama doğru, keyif veren, yaratıcı bir oyun herkes için vardır.
Sivas'ı, bu ülke futbolu büyükleri dövmek için bir sopa olarak değil, diğerlerini yükseltmek için bir levye olarak kullanabilirse, o zaman sorunu çözeriz.
Sivas'ın yaptığı işe iyi bakmak lazım.
2008 hakkının elde edildiği ve iki takımın Avrupa'da Mart'a kaldığı sene ilk yarıyı bu kadroyla lider bitirmek, hem de iyi ve güzel oyanayarak. Bu büyük iştir.
Belki bu ülkenin futbolu da kendisi gibi Sivas'tan yeşerir yeniden. Bu bize her kadronun oynayabileceği bir futbol olduğunu gösteriyor.
Yolları açık olsun.
Ve Sivaslılar! Aklınıza mukayyet olun!
Sporyazarlari.com
Vatan'dan Hakan Yaşar haberdar ettiğinden bu yana nasıl yapsam da yazsam diye düşünüyordum bu siteyi. Yazacağım ama sıkıntı yaratacak biliyorum. Ondan...
Öcal Abi 'Niye kimse yazmıyor?' diye hafiften azarlayan bir tonda sorunca, artık duramam tabii.
Sporyazarlari.com sitesinden bahsediyorum.
Daha önce de benzerleri vardı, ama bunu kimler yapıyorsa, tasarımıyla, dikkatleriyle, hızlı olmalarıyla gerçekten fark yaratıyorlar. Tebrikler!
Bütün yazarlar, tüm yazılarıyla orada... Fevkalade! Yani ben hayatımdan memnunum fazlasıyla. Tabii şimdilik!
Bu yazıyı nasıl yazacağım diye düşünmemin sebebi ise, yasallık sorunu. Benim yazdığım yazıların telifi Milliyet'e ait. Bu yazıları, kaynağıyla eşzamanlı, sürekli, izinsiz ve bütün olarak alıp, nasıl kar amacı güden başka bir sitede kullanabilirsiniz ki!
Bugün için ben bundan rahatsız değilim. Ama Milliyet olur, olmalıdır da.
Bir yazara telif ödüyorsunuz. Birisi onun yazılarını izinsiz alıp, sitesinde yayınlayıp buradan para kazanıyor. Bu yazıları buradan okuyan her kişi, gazetelerin sayfa 'tık'ından bir kişi azaltıyor. Ya bu iş çığ gibi büyür Milliyet yönetimi "Ya kardeşim kimse bizim sitede bu adamı okumuyor" derse ne olacak? Niye maaşımı, sigortamı ödesin ki? Şimdi değil, ama o zaman ben de rahatsız olurum.
Sitedeki yasallık başlığını da okudum. Yanlış bir yerden bakıyorlar.
Neden mi?
Çünkü burada yapılan alıntılamak değil. Tamamen, telif hakkı saklı eserlerle bir site oluşturmak. Yazının bir parçasını yayınlayıp merak uyandırmak ve gazeteye yönlendirmek yok. Ya da bir bağlam içinde o fikire yer vermek değil amaç. Alıntılamak bunun için yapılır çünkü.
Yazılarının bütününü, sürekli ve kaynağıyla eş zamanlı olarak izinsiz olarak alıp bunu alternatif bir mecrada kâr amacı güderek yayınlamak ve arşivlemek başka bir şeydir.
Bir bilgisayar programını satabilir misiniz böyle, ya da bir şarkıyı? Yasal mı olur yapılan iş. Spor yazısı olunca nasıl yasal oluyor?
Burada hiç tartışmasız, hukuki, ticari ve etik bir sorun var, kusura bakmayın.
Üzgünüm ama durum bu. Bu işin bitmesi bir gazate avukatının uyanmasıyla biter korkarım.
Öcal Abi yazdım, ama yazdığım iyi olmadı galiba.
Kusura bakmayın arkadaşlar.
Haçlı, müslüman ve kumarhaneHerkesin hemen dikkatini çeken bir durumu dün spor servisimiz ilginç bir fotoğrafla haberleştirmişti. Inter'den sonra Sevilla da haçlı forma giyiyor. Bunun üzerine 2 ay boyunca çok laf edilecek. Biz resmin geneline bakalım. Dikkatlice!
1- Forma haçlı.
2- Haçın ortasında dünyanın en büyük sanal kumarhanelerinden birinin reklamı var.
3- Formayı giyen Kanoute ise tutuculuğuyla bilinen bir müslüman. Ve işaret ettiği İsa değil Allah!
Ne acayip değil mi?
Kanoute'nin formanın haçlı olmasıyla ilgili değil ama bir kumarhane reklamını üstünde taşımasıyla ilgili Sevilla'nın başına bayağı sıkıntı açtığını da söyleyelim.
De Nigris'in sevinciAntep'te bir Meksikalı olmak zaten başlı başına bir hikaye. Oyun stiliyle de ilgi çekici bir futbolcu De Nigris. Ligin parlak renklerinden biri. Kadıköy'de gol sonrası kafasına geçirdiği Aztek maskesi de ilk yarının güzel karelerinden birini oluşturdu. Bu adam futbol oynamayı seviyor ve bunun bir şov olduğunun da fazlasıyla farkında. Bunu hissediyorsunuz.
Ama bu hafta Belediye maçındaki golü sonrası yaptıkları şov için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. O golü attı. Hep beraber korner bayrağına gittiler. Ekrem bayrağı çıkarıp tüfek yaptı ve karşısına dizilmiş 6-7 Antepli'yi taradı. Hep beraber yere yığıldılar. Bu şovu İsviçre'de yapsanız komik olabilir. Ama ölümün kol gezdiği bu ülkede tebessüm edilecek bir şey bulmak dahi zor.
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe