İki ders: Uygun ve Zico
Turkcell Super Lig'in ilk yarısı tamamlanırken iki hocaya hayranlığım arttı.
İkisini de insan olarak severdim. Geçmişte futbolculuk kariyerlerine de saygım ve hayranlığım vardı.
1982 Dünya Kupası'nda İtalya'ya yenildikleri zaman, "Brezilya'ya değil, Zico'ya yazık oldu" diyordum...
Benim için Zico, o günkü Brezilya Milli Takımı'ndan daha büyüktü...
Brezilya denilince "Pele" ezberiyle futbol konuşan bizlere, ezber bozduran bir yanı, vizyonu ve karizması vardı...
Bülent Uygun'u da sıcak, sempatik halleri , zaman zaman aşırı "damardan" milliyetçi tavırlarıyla tanıdı futbolseverler... Futbolu bıraktıktan sonra da kendini unutturmadı.
Unutulmayan iki yıldız futbolcunun yolları Turkcell Super Lig'de kesişti...
Biri, Japonların "Futbol Tanrısı" diye tanımladığı Zico'ydu. Öteki de gol sonrası çaktığı selamlarla "Asker Bülent "...
Aziz Yıldırım'ın zaman kaybettiren istifa dönüş sürecinden sonra 2006 Dünya Kupası'ndan yorgun çıkan Japonya Teknik Direktörü Zico'yu Fenerbahçe'nin başına getirmesi, çoğumuza göre anlaşılır bir şeydi... Teknik adamlık kariyeri o kadar zengin değildi Zico'nun. Başkan'ın otoritesine karşı mesleksel bir direniş gösterme şansı da yoktu. İki tarafı da o zaman darlığında buluşturan "kolay" bir çözümdü bu.
Bülent Uygun, geçen yıl göreve getirdikleri eski tanıdık Çek antrenörle uyuşmazlık yaşadıklarının anlaşılması üzerine menajerlik görevinden eşofmanlı teknik direktörlük dönemine geçti... Başarılıydı.. Sezon bitince kimseyi aramadılar, görevine devam etti.
Zico'nun elindeki takımın değeri her geçen gün artıyordu. Bir yıl önce Kerim Zengin'lerle, Serkan'larla, Mehmet Yozgatlı ve Anelka ile başladığı mesaisinde bu sezon başında en az kendi dönemindeki değerine eş değerde bir futbolcu katıldı kadrosuna : Roberto Carlos... Sonra elindeki değerleri her geçen gün yeniden keşfetti... Gökhan Gönül'ü mesela, Deniz'i, Selçuk'u, Ali Bilgin'i ve ısrarla gitmesine engel olduğu Deivid'i...
Her hatasından ders çıkararak, olağanüstü beyefendiliği ve alçakgönüllülüğü, herkese, her kuruma, her düşünceye saygılı tavrıyla teknik adamlık kariyerinde inanılmaz bir sıçrama yaptı.
O'nun için "Zico Şampiyonlar Ligi'ni taşıyacak bir teknik adam değil" diyen beni de fena halde yanılttı. Bu yanılgımı keyifle yaşadım. Futbolcu Zico, antrenör olarak da yıldızını parlatıyordu. Memnundum.
Bülent Uygun da aynı alçakgönüllülük, aynı içtenlik ve yaşadıklarından ders çıkarmanın aynı bilinciyle çalışıyordu...
Devran'dan, Mohammed'den, Musa Aydın'dan, Balili ve Mehmet Yıldız'dan zirve rekabetine damgasını vuracak bir ekip yaratıyordu.
Sivasspor ilk yarıyı lider bitirir, Fenerbahçe de baştan uğradığı kayıpları kapatarak aynı puanla ikinci sıraya yerleşirken, aslında çok farklı futbol profillerinin temsilcileriydiler.
Fenerbahçe, çağdaş endüstriyel futbol standartlarına en yakın Türk kulübü olmayı başarmıştı. 160 milyon dolarlık geliri, Roberto Carlos transferi ve Şampiyonlar Ligi gibi en çetin rekabet ortamında dik duruşuyla gerçekten altın yılını yaşıyordu.
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Trabzonspor maçı için Fenerium alt tribün D bloktan bir adet biletin fiatı 225 YTL idi.
Sivasspor ise bırakın endüstriyel futbol ilke ve standartlarını, 4 Eylül Stadı'nda bir sezonluk kombine kartı ( 17 maç) taksitle ancak 250 YTL'na satabiliyordu.
İlk yarı biterken futbolcuların maç başı alacaklarından ancak 6'sı ödenmiş, 11'i henüz ödenememişti...
Fenerbahçe'de Semih ve Aurelio için İspanya'dan, İngiltere'den teklifler vardı... Brezilyalı Ronaldo da Fenerbahçe'ye göz kırpıyordu İtalya'dan.
Sivasspor'da ise takımın en başarılı oyuncusu Mehmet Yıldız, çoktan satış vitrinine konmuş, nazlı alıcılara kırık fiatlarla sunuluyordu... Sivasspor'un geciken ödemeleri karşılaması için en hızlı ve kolay çare, takımın golcüsünü pazarlamaktı.
Zico da Bülent Uygun da kendi egolarını yenmiş, oyuncularına ve futbol ailesine saygılı tavırlarıyla büyüdüler.
Fenerbahçe, para ile nelerin yapılabileceğini kanıtladı bize...
Sivasspor da her şeyin para olmadığını!
İkisine de teşekkürler...
Alkışlar Uygun ve Zico'ya!
Şampiyon olurlar mı ?
Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz ve Teknik Direktör Bülent Uygun "Şampiyon olmak istemiyoruz" diyorlar... Böyle bir hedefi deklare ettikleri an bir çok engelle karşılaşacaklarını söylüyorlar. Öte yandan bir çok futbol otoritesi de "sistemin" Sivasspor'un şampiyonluğuna izin vermeyeceğine inanıyor.
Kırk yıl kadar önce AKŞAM'da rahmetli Cengiz Tuncer ağabeyimizin kaleme aldığı "Dedemi astılar kanlı Sivas'ta" dizisinden aklımda kalan Pir Sultan Abdal deyişiyle yorumlayalım :
"Bize de Banaz'dan Pir Sultan derler
Bizi kem kişi bellemesinler
Hıdır hatemine tembih eylesin
Elim tutup kolum bağlamasınlar!"
Sayın Muammer GÜLER İstanbul Valisi
Vali Bey, spora ve futbola yakınlığınızı Samsun'dan beri ilgiyle izliyorum. Spor alanlarında şiddete karşı bir dizi yerel önlem
alarak herkese örnek olduğunuzu da biliyorum.
Cumartesi günü İstanbul'da iki kameraman güvenlik gerekçesiyle şiddete maruz kaldı. Kameraları kırıldı. Emniyetle medya arasına demokratik bir hukuk devletinde olmaması gereken soğukluklar, tartışmalar girdi.
Ve İstanbul ilinde devletin en yüksek temsilcisi olan siz, olaya maalesef ilgisiz kaldınız.
Şefkatinizden iki tarafı da yatıştıracak soğukkanlı, çözümleyici ve uygar tavrınızdan hiç nasiplenemedik.
Benim kameram yok...
Ama kalbim kırıldı!
agokce@milliyet.com.tr

Cafe