2008'e şükrederek girmeyelim!
Elbette elinizdekinin farkına varın; elbette sağlığınızın, ailenizin, yaşadığınız hayatın değerini bilin; sözünü ettiğim şükretme hali "değer bilmezlik" değil!www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88
Şükretmenin insanı mutlu eden bir tarafı vardır hep; elindekinin değerini bilirsin, sahip olduğun şeyleri hatırlar ve kendine "Ne mutlu bana" dersin...2007 benim açımdan şükredilecek şeylerle doluydu, her ne kadar çook üzüldüğüm şeyler de olsa... Yine de üzülmeme neden olan şeyler insan elinden çıktığı için şükretmeyi düşündüm...
Mesela güzel bir ailem olduğu için şükretmek gelir hep içimden... Sağlığım yerinde olduğu için... Umut ettiğim ve çalıştığım şeylerde istediğim başarıyı elde ettiğim için... Hayatımı istediğim şekilde yaşayabildiğim için...
Ama bunları sizinle paylaşmayı düşünürken birden uyandım!
Her zaman pek gıcık olduğum bir şey vardır; hayatı boyunca aynı türde resim yapan ressamlar, her zaman aynı şarkıyı söyleyip duran şarkıcılar, sırf konforu bozulmasın diye hayatları boyunca "idare eden" insanlar...
Sakın ha şükretmeyin!
Yani elbette elinizdekinin farkına varın; elbette sağlığınızın, ailenizin, yaşadığınız hayatın değerini bilin; sözünü ettiğim
şükretme hali "değer bilmezlik" değil.
Ama şükrederken gevşeyip şükrettiklerinizi seyre dalmayın! Sağlığınız yerinde diye tedbiri elden bırakmayın! Zorla süren bir ilişkiyi güzel saymayın! Hayatınızı, aslında zamanınızı doğru kullanın...
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
2008'e şükrederek girmeyin! Ya da en azından "şükretmek" ile "idare etmeyi" birbirine karıştırmayın!İşte size bu yıl idare edip şükretmemek için bir "Asla yapmayacağım" listesi:
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Aslında meselenin özü "yetinmemek"... Az bilgiyle, az sevgiyle, az başarıyla idare etmemek...Her zaman "değerliyim" diye düşünmüşümdür. Siz de öyle... Ve bu değeri sadece biz belirleyebiliriz.
Kendi değerinizin farkında olduğunuz, idare etmediğiniz, yetinmediğiniz ve aklınızı kullanabildiğiniz için şükredin. Gerisi boş...
İyi oyunlar herkese...
Öptüm sizi
Mustafa Sandal bir zamanlar bir kadına öyle bir aşık olmuş ki sormayın... Efendim güzel şarkıcımız okumak için yurtdışına gittiğinin beşinci saatinde bir kıza aşık oluvermiş. Sonracığıma kızı lüzumsuz yere terk etmişmiş, arkasından yıllarca pişmaniye olmuşmuş, şansa bakın ki kız tam 17 yıl sonra telefon edivermiş, "Hadi buluşalım" demişler, meğer kız şişko mu şişko olmuşmuş... Aynı "Seri B aşk filmi" gibi... İnsanın içine fenalık basıyor bu pejmürde aşk hikayesini Musti-Kusti'nin ağzından dinlerken. Tamam, kaset satmıyor, hikaye satıyor ama yani azıcık itina. Hani çıkıp da "A, İlhan hanım, siz de pek kötüsünüz" diyecek olsa lafım hazır; "Musticim, kötü olan hikaye. Gerçek bile olsa senaryo nanay" derim vallahi! Şişman hayranların varsa onlar da ne istiyorlarsa yapsınlar seni, ayıp canım!
Erkek köşesi!
Bir kadın kaç erkeği idare edebilir?
Aslına bakarsanız kafanızda bir kadının aynı anda kaç erkeği idare edebileceği" gibi sorular dolanıyorsa vah halinize! Şimdi bu merak edilecek şey mi canım? Eğer böyle şeyler düşünüyorsanız size tavsiyem şöyle şeyler düşünmeniz:

Cafe