|
 |
|
|
Reji
Satır Arası / Deniz Sipahi
Artık herkesin kabul ettiği bir gerçek var. Ülkeler kadar şehirler de markalarıyla tanınıyor, biliniyor.
Bu konuda ülke olarak da, İzmir olarak da biraz şanssız olduğumuzu söyleyebilirim.
Sayıları parmakla gösterilecek kadar az işletmemiz yüzyılı tamamlamış durumda.
Oysa yurtdışına çıktığınızda iki, üç yüzyılı deviren işletmeleri, kurumları görüyorsunuz.
Zenginliğin, kalkınmanın, değişimin birinci kriteri marka yaratmaktan geçiyor.
Bugünün ekonomik gerçeği bize bunu söylüyor.
İzmir’in iki önemli kurumu geçtiğimiz günlerde bir işbirliğine gitti.
Kentin geleceğini ilgilendiren konularda ''ortak akıl'' yaratan kişileri desteklememiz gerektiğini düşünüyorum.
Arkas Holding, İzmir Ticaret Odası ve İzmir Ekonomi Üniversitesi, Alsancak’taki Tekel Sigara Fabrikası ihalesinde birlikte girerek örnek bir modele imza attılar.
Arkas için İzmir’in ayrı bir önemi bulunuyor.
2011, Arkas Ailesi’nin İzmir’e gelişinin 300’üncü yılı...
Kendisini İzmirli olarak tanıtan birçok aileden bile daha eski bir mazi...
Yıllarca ticaretle uğraşan aile Türkiye’nin en büyük lojistik şirketinin temellerini 1902 yılında atmış.
Şirketin başına 1964 yılında geçen Lucien Arkas,artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın tanıdığı büyük bir işadamı olmasına rağmen İzmir’den vazgeçemiyor.
Sosyal sorumluluk projelerinin tamamını doğup büyüdüğü kentte hayata geçiriyor.
Şehrin geçmişi kadar geleceğiyle de ilgileniyor.
Türkiye’nin en modern kültür ve sanat merkezi olması planlanan bu kompleksi Lucien Arkas, İzmir şehrine bir şükran ifadesi olarak lanse ediyor.
Bana göre son derece nezaketli ve anlamlı bir jest...
Kendisini kutluyorum.
Ve herkese örnek olmasını diliyorum.
* * *
Diğer yanda, bir başka gurur duyduğumuz kurumumuz İzmir Ticaret Odası...
Onun da giriş kapısının yanındaki tabelada 1885 yazıyor.
Sadece bu kentin değil, Türkiye’nin de en eski ve en etkin kurumlarından biri.
Başkan Ekrem Demirtaş’ın, ''Bu binaların bizim için ayrıca çok önemli sembolik bir anlamı var. Odamızla yaşıt bu güzel binaları İzmir’e kazandırmak bizi ayrıca sevindiriyor. Böyle bir kompleks İzmir’in sadece kültür sanat hayatını değil, bütün çehresini, günlük yaşamını değiştirebilecek etkinlikte olacaktır'' sözlerine tamamen katılıyorum.
İzmir gibi bir kentin bundan çok daha fazla cazibe merkezlerine ihtiyacı var.
İzmir Ticaret Odası’nın sadece bu konuda değil, İzmirlilerin hafızasında yer tutan projelerde aktif rol oynamasını da yürekten destekliyorum.
Projenin bir başka ayağını da İzmir Ekonomi Üniversitesi üstleniyor.
Kurulduğu ilk günden bu yana söylüyorum; üniversite kentteki önemli bir boşluğu doldurdu.
Çok yakından takip ediyorum; üniversite yönetimi kaliteli bir eğitimin dışında bölgenin sorunlarının çözümünde de yol gösterici bir çizgi içinde. İzmir’e ''sahip çıkma duygusu'' Ekonomi Üniversitesi’ne de ayrı bir misyon kazandırıyor.
Yeni kültür ve sanat merkezinin ismi ''Reji'' olacak.
Bir sinema veya tiyatro yönetmeninin görevi gerçeğin görünüşünü değiştirmek değil, gerçeği gizleyen örtüleri kaldırmaktır.
''Reji'' o yüzden İzmir’in üzerindeki örtüyü kaldırmak adına önemli bir işlev üstlenecek.
Hayal edilenleri biliyorum; burayı 24 saat yaşayacak kadar canlı bir yer haline getirmek istiyorlar. ''Reji''de ilk konseri izleyebilmek, İzmir mutfağının lezzetlerini tatmak için sabırsızlanıyorum.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|