
Mikrofonun ötesindekiler...
"Aşk insana neler yaparmış beni de radyocu yaptı!"2007 yılının son röportajını yapmak üzere Radyo Tatlıses'in yolunu tuttuk ve radyonun tatlıseslerinden Emel Yalçın (ÇokEmel) ve Doğan Öncel'le görüştük. Radyo Tatlıses'in Genel Yayın Yönetmeni ve programcısı olan Emel Yalçın, hayattaki renklerini "aşığım" dediği mikrofonun ardından sunuyor... Kadınların kısık sesle konuşabildikleri konularda o sesini biraz daha fazla ve 'özgürce' yükseltebiliyor. Şuh sesi ve kahkahalarıyla genelde erkek DJ'lerin program yaptığı en çok dinlenen zaman diliminde 18.00 ve 20.00 saatleri arasında program yapıyor ve kadın sesiyle ben de buradayım diyor! Yıllardır radyoculuk yapan Doğan Öncel, yerel radyolarda başladığı programcılığı Stand-up gösterileriyle perçinledi ve katıldığı bir yarışmada birinci oldu. Şimdilerde radyodaki 'Doğan'ın Kanunları programında öğle vaktinin en değerli zamanı 12.00 ve 15.00 saatleri arasında Türkiye'nin siyasi, magazin ve aktüel olaylarını sivri dili ve kelime oyunlarıyla keyifle irdeleliyor ve kahkaha dolu bir programla karşınıza çıkıyor...
Ne zamandan beri radyo camiasındasınız?
12 yıldır radyocuyum. 8 yıldır Radyo Tatlıses'te program yapıyorum. Burada birçok şeyi öğrendim, burası beni pişirdi, gerçek bir radyocu yaptı.
Sizin hikâyeniz nasıl başlıyor?
Lise 1. sınıfa giderken, radyocu birine aşık oldum. Sürekli radyoyu arıyordum. "Ben de radyocu olmak istiyorum" dedim. Amacım ona ulaşmaktı. Sonra o da bana aşık oldu! O radyodan ayrıldı, ben programa başladım! Aşk insana neler yaparmış derler, beni de meslek sahibi, radyocu yaptırdı. Şimdi o başka bir işte, ben radyocuyum!
Radyonun Genel Yayın Yönetmenliği görevini de sürdürüyorsunuz, neler yapacaksınız?
En iyi müziği ben dinletiyorum ve bu konuda iddialıyım. Diğer radyoların Müzik Direktörlerinin arabalarında Radyo Tatlıses'in kayıtlı olduğuna eminim. Pek çok şeyi ilk biz çalıyoruz, dinleyicilerimize özel remixler hazırlıyoruz.
Radyo programınızda neler var?
Programcılığımda da iddialıyım, yıllardır program yapıyorum. Dinleyicinin ne duymak istediğini çok iyi biliyorum.
Radyoların en çok dinlenildiği saatler olan 'Drive Time' da kadın programcılara ender rastlanır...
O saatlerde yayın yapan tek kadın DJ'im. İnsanlar gün içerisinde çok sıkılıyor, radyodan bir kız çıkıp onların söyleyemediklerini de söylüyor. O saatte tek kadın sesi olarak beni duyuyor. Erkek DJ'lerin de dinleyicisini de çektim galiba. Radyocu kızlar çirkin olur derler ama öyle değil gördüğün gibi! (gülüyor) Çok iyi müzik yapıyorum ve dinleyicinin ilgisini çekiyor ve seksapalitemi programımda kullanıyorum.
Dinleyici yorumlarından birinde, rahatsız edici derecede 'rahat' konuştuğunuz söyleniyor...
Kadın erkek ilişkilerinden çok bahsediyorum, ben bir kadınım, benim de flörtlerim oldu. Bir erkeğin ve bir kadının ne isteyebileceğini biliyorum programlarımda da bunlardan bahsediyorum.
Kadın erkek ilişkileri pek hassastır... Bu program için özel bir hazırlık yaptınız mı?
Bütün aşk flimlerini izledim. Aşk ve ilişkiler üzerine okuduğum kitaplar oldu. Olaya sıkı başladım, kimin ne istediğini biliyor ve bunlardan özgürce bahsediyorum.
Kadınlar programdaki kendilerine ve hislerine yönelik bu 'özgürlük' hakkında ne düşünüyorlar?
Onlar çok seviyorlar, söyleyemediklerini benden duymaları onları da mutlu ediyor. Çoğunlukla erkek dinleyicim var, erkekler arayıp şunun bir haddini bildirelim diyor, ama nafile! Telefonu kapatmak zorunda kalıyorlar. Bazen tepki alabiliyorum, ama halimden memnunum. Toplumumuzda alışılmamış kadının ilişkilerden seksten bahsetmesi. Magazin de var, kahkaha da, şuh bir kadın sesi de var yayında.
Gün içinde yöneticisiniz, daha ağır, daha bir farklı, radyodaki yayına geçince kostümünüz değişiyor mu?
Çift karakter oluyor. Hepimizin bir şizofrenlik hali var, çok normal olan insanlar bu tarz şeyleri yapamazlar, bazen olmayan şeyleri bile anlatabiliyorsun tek başna konuşuyorsun.
'Doğan'ın Kanunları bu programda konuluyor
Zor oldu mu 'radyocu' kimliğini edinebilmek?Yerel bir radyoda başlamıştım. DJ'lik konusunda teknik bilgim vardı ve çeneme de güvendiğim için bu işe girdim. Ulusal radyo deneyimime ilk Best FM'de başladım ve sonrasında Radyo Tatlıses'e geçtim. Burada olmaktan çok mutluyum. Burası çok disiplinli ve seviyeli, patronumuzda yatırımı nereye yapacağını iyi biliyor, bana yaptığı için söylüyorum!
Bu kapının aralamak için neler yaptınız?
2001 yılında Türkiye'de ilk defa yapılan Stand-Up yarışmasında 1. oldum. Jüri üyeliğini Tarkan, Cem Yılmaz, Demet Akbağ ve Yılmaz Erdoğan yapmıştı. Son 5 dakikayı en iyi şekilde tamamlayan birinci olacaktı, ben 25 dakikada tamamlamıştım!
Televizyonda da sunuculuk yapıyorsunuz, sizde radyoyu televizyona geçiş için araç olarak görenlerden misiniz?
Radyo hiçbir zaman basamak değildir, ben öyle görmedim. Radyodan vazgeçmem. Şu anda televizyonda Bülen Ersoy'un 'Üçümüz Bir Divayla' programını sunuyorum. Bunu isteyen de Bülent Ersoy oldu. Bana çok beyefendi olduğumu söylüyor!
Programı dinleyenler nelerle karşılaşacaklar?
Magazin, siyaset ve aktüel olayları kendi bakış açımla irdeliyorum. Biraz kelime oyunlarıyla farklı bir hale getiriyoruz. Söylediğim sözleri, esprilerimi kullanan çok radyocu oluyor. Yerel radyolardan telefon açıp "Abi senin söylediklerini ben de programımda söyleyebilir miyim?" diyenler oluyor.
Genelde şov programlarında olan telefon bağlantıları sizin programınızda yok neden?
Dinleyiciyle konuşmayı sevmiyorum, dinleyici beni yavaşlatıyor. Dinleyici de radyocu olmaya başladı program benimse ben konuşurum, artık herkes çok konuşmak istiyor.
Anılarınızda 'y ayın kazaları' yer alıyor mu?
Yayın kesilmiş benim hâlâ haberim yok! Ben 1 saat aralıksız yayın yapıyorum. Arkadaşlar da konuşmama kıyamayıp durdurmamışlardı beni!
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe