
Melih AŞIK
Açık Pencere
Hük-İş sahnede...
2008'in ilk altı ayında geçerli olacak yeni asgari ücret belli oldu; 435 YTL... Artış miktarı sadece yüzde 4, yani 15 YTL...
Eğer 4 kişilik bir ailenin bireyleri her gün üç öğün sadece ikişer simit yeseler, aylık 540 YTL ediyor... Asgari ücret yetmiyor.
Türk-iş'in internet sitesine göz atıyoruz...
Bu ay itibarıyla 4 kişilik bir ailenin aylık mutfak gideri (Açlık Sınırı) 688 YTL'dir...
4 kişilik ailenin mutfak maliyeti bir yıl öncesine göre yüzde 11 artmış...
Bir asgari ücretlinin "yalnızca mutfak masrafları"nı geçen yıl düzeyinde karşılayabilmesi için 73 YTL zam alması gerekiyordu...
Oysa bunun beşte biri kadar zam alabildi.
Türk İş'in araştırma raporlarında ücretlilerin durumunun kötüye gittiği belirtiliyor. Ne var ki, Asgari Ücret Komisyonu'nda üye olan Türk-İş'in temsilcileri orada hiç verilen rakama itiraz etmediler. Çünkü Türk İş'in uzmanları gerçeklere göre rapor veriyor, yöneticileri ise iktidara yamanmış durumda. Uzun yıllardır ilk kez Türk-İş karara şerh koymadı. Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel bu durumu "Ülkenin gerçekleri göz önünde bulundurularak bu şekilde tespit ettik" diye açıkladı..
Disk ve Hak-İş asgari ücretle ilgili ağır eleştiriler yaparken Türk İş'ten hiç ses çıkmaması bir yana, yönetimin asgari ücreti destekler tavır alması üzerine CHP Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu şu öneride bulunuyor:
- Önümüzdeki kongrede Türk-İş adını Hük-İş olarak değiştirmelidir...
Fazıl Say'ın son eseri: "Türkiye'yi göbeğini kaşıyan adamlar yönetmesin."
Yakında bavullarını toparlayacağı izlenimi veren bir talep bu...
Haldun Ertem
"Cumhuriyeti kuranlar, sanayi tohumlaması isimli bir politika benimseyip, Kars'a süt, Diyarbakır'a rakı, bakır, petrol, Elazığ'a şarap ve bakır, Bitlis'e tütün vs. yatırımı yaptılar... İstanbul'a şişe cam dışında bir yatırım yapmadılar, bütün enerjilerini Anadolu'ya verdiler... Bugün bölgesel eşitsizlik varsa, bu cumhuriyeti kuranların değil, 1950 sonrası ülkeyi ABD ve IMF sömürüsüne sokanların eseridir..."
- Beyefendi ne iş yaparsınız?
- Yazarım, dedim ve anlatım...
- Yani her gün bir gazete sayfasına kısa bir yazı... Hepsi bu mu?"
Hanımefendiye muhatap olan bendeniz değilim. Değerli dostumuz Ali Sirmen... Eve döndüğünde bakmış hanımefendinin sorusu kafasında dönüp duruyor... Ali, o hanımefendi hâlâ karşısındaymış gibi başlamış yazarlıktan başka neler yaptığını anlatmaya:
"Her fırsatta çıkıp sokaklarda yitirdiğim kentimi ararım, gençliğim kadar uzaktadır, bulamam; eskiden kalan anılarla yetindiğim gibi bir eski çeşme, bir ev, efendiden kıranta bir adam, bir kuş ile gönül eğlerim...
Deniz kıyısına iner göğü maviye boyar denizi ütülerim...
Kimi zaman türkü çağırır ıslık çalarım sokaklarda, günün geceyi yenmeye başladığı anı kişisel bir zafer olarak algılarım, başımda kavak yelleri eser...
Sevdalanırım böyle zamanlarda... kime neye olursa olsun sevdalanırım...
Sarhoş olurum çok ciddi biçimde... İster şarap, ister erdem, istersem şiirle...
Hiç boş vaktim yoktur hanımefendi hiç... Hüzünlenirim ikide birde...
Kimi zaman Nazi Almanya'sında Yahudi olurum, kimi zaman günümüz Filistin'inde Arap, kimi zaman açları unutur utanmadan tıka basa yerim...
Kimi zaman Havana'da atar yüreğim, kimi zaman Van'da...
Kimi sever yazdıklarımı, kimi içeri tıkar beni. Geceleri düşlerimde bile bitmez mesaim...
Öyküler senaryolar yazarım, uyandığımda tek bir sözcüğünü bile anımsamayacağım.
Her şeyin çok ciddiye alınması gereken koca anlamsız bir şaka olduğunu düşünürüm, kalabalıklar arasında yalnız kalırım...
Maça giderim, tiyatroya giderim, pikniğe giderim, mitinge giderim. Ama hep alıp başımı giderim, odamı arşınlarken dünyayı gezerim."
* * *
Ali Sirmen her pazar Cumhuriyet'teki sütununda "Sevgiliye Mektuplar" yazar... Bu da onlardan biri. Bu yazının tamamı ve diğer "mektuplar"ı, Ali'nin yeni çıkan "Sevgiliye Mektuplar" (Cumhuriyet Kitapları) adlı kitabında yer alıyor. Yalnız yazan değil, aynı zamanda yaşayan bir kalem, bir feylesoftur Ali...
Dünyanın her yanından bize çiçekler toplar, yazılarıyla hayatımızı süsler...
m.asik@milliyet.com.tr

Cafe