Nasıl bir üniversite (2)
"Nasıl bir bilim insanı?"ndan sonra "Nasıl bir üniversite?" sorusunu tartışmaya açmış ve bu konulara çok yoğun bir ilginin olduğunu söylemiştik. Her gün yüzlerce e-posta geliyor. Ve hemen hepsinde de tartışmaya katkıda bulunacak çok önemli öneriler var. Zaman zaman bunları sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.
YÖK yasası ve yükseköğretim sistemimiz yeniden şekillendirilmeye çalışılırken umarız Ankara bu önerileri, bizim gibi ciddiye alır. Yoksa, sadece katsayı, türban ve sınırsız özgürlüklere yönelik bir iyileştirme, belki bazı kesimleri memnun edebilir, ama akademik çevreleri daha da rahatsız etmenin ötesine geçmez.
Hüseyin Çolak, Indiana Üniversitesi'nden. Onca yıllık Amerika deneyimlerini bizler için sıralamış. İşte özetin özeti şeklindeki görüşü ve önerileri:
"Aşağıdaki tespitler sadece benim deneyimim. Daha çok detaylar eklenebilir. Bunlar, Amerika'daki birçok üniversitenin yönetim tarzı. Bugün tek başına böyle yönetilen Indiana Üniversitesi'nin bilime katkısı (çok büyük bir üniversite olmamasına rağmen) Türkiye'deki bütün üniversitelerden çoktur. Neden? Çünkü burada birçok hoca rektörün adını bile hatırlamaz. Açıkçası ben de bilmiyorum, çünkü ihtiyacım yok.
Üniversiteler mali ve idari bakımdan özerk olmalı.Rektörler üniversite dışından yönetim alanında tecrübe sahibi uzmanlardan öğrenci temsilcisinin de bulunduğu bir mütevelli heyeti tarafından iki yıllığına seçilmeli.Rektörler sadece idari koordinasyondan sorumlu olmalı.Rektörlerin kesinlikle hocalar ve asistanlar ile hiçbir ilgisi olmamalı.Mütevelli heyetleri de rektörden bağımsız olarak seçimle oluşturulmalı.Rektörler aday olurken üniversiteye iki yıl içinde neler kazandıracağını anlatan projelerini okuldaki hocalar ve lisansüstü öğrencileriyle paylaşmalı.Okula nasıl gelir getirileceği (gerek proje paraları gerekse yardımlar aracılığıyla) seçilecek rektörün birinci işi olmalı. Her kademede, yani program mütevelli heyeti, bölüm mütevelli heyeti ve programların ve bölümleri ihtiva eden okulların mütevelli heyeti her konuda yetkili olmalı.Her programın ve bölümün kendine has kriterleri olmalı ve hocalardan yıllık rapor istenip raporun değerlendirilmesine göre kontratının devamına bölüm mütevelli heyeti karar vermeli. Doçent oluncaya kadar kontratlar 1 yıllık yapılmalı.Bilimsel soruşturmalar dekanlık aracılığıyla, adi suçlar ise savcılar aracılığıyla yapılmalı.Herkes hakkında akademik kayıt tutulup iş başvurularında bu kayıtların incelenmesi gerekir.Her eğitim dönemi sonunda hocalar hakkında okuttuğu dersi alan öğrenciler tarafından öğretim tekniği, davranış, kapasite açılarından değerlendirme yapılıp puanlandırılmalı. Belli puanın altına düşenler eğer gerekli görülürse kontratı uzatılmamalı.Üniversitelere akademik başarısı ve öğrenci sayısına göre bütçeden belli miktarda para ayrılmalı, fakat bu paranın nasıl kullanılacağına rektör tarafından üniversite mütevelli heyetinin onayı ile karar verilmeli.Asistan, mastır ve doktora öğrenci kabulleri sadece programdaki hocaların onayı ile olmalı.Dekanlık tarafından her yıl asistanların alacağı 10 aylık maaşları bütçeye göre belirlenip kontrat usulü asistanlar kiralanmalı.Hocaların maaşları üniversite tarafından belirlenip ek ders ücreti saçmalığına son verilmeli.Üniversiteler araştırma, eğitim ya da hem eğitim hem de araştırma ağırlıklı olarak sınıflandırılmalı.Araştırma ağırlıklı üniversitelerde hocalar bir lisansüstü ve bir lisans dersinden başka derse girmemeli.Hocaların çeşitli idari kurullarında gönüllü olarak görev alması şart koşulmalı.Üniversite etrafında örülen duvarlar yıkılmalı, kütüphaneler zenginleştirilip herkese açık olmalı.Kimseye kesinlikle düşüncesi, ırkı, dini, dili, rengi, kültüründen dolayı ayrım yapılmamalı ve bu Anayasa ile garanti altına alınmalı. Yani hocalar istediği gibi bilimsel görüşlerini açıklayabilmeli. Okulların kendi özel güvenlik sistemlerin olması, okula gerek olmadıkça kesinlikle polis ve askerin gelmemesi.
Özetin özeti: Tartışmalı maddeler var ama dikkate değer öneriler de var.
aguclu@milliyet.com.tr