Fuhuşta erkek de var!
Milliyet Yayın Danışmanı Nurcan Akad, gündelik haber akışı içinde gözlenen kimi çarpıklıkları ve 'Aile İçi Şiddet ve Medya' konulu sempozyumun sonuçlarını Milliyet Okur Temsilcisi'ne değerlendirdi...DERYA SAZAK
Medyanın şiddet olaylarının ele alınışında genel olarak bir üslup sorunu yaşadığı gerçek. Ama konumuz aile içi şiddet, daha özelinde kadına karşı şiddet olduğu için, bu konuyla ilgili rahatsızlıkların nereden kaynaklandığına göz atmak gerekiyor. Eleştirilerin odaklandığı nokta; aile içi şiddet haberlerinin 'gerekçelendirilerek' sunulması oldu.
Zararsız görünen başlık!
Sözgelimi, 'evinden kaçan kızını öldürdü' başlığıyla sunulan haberde, bu başlığı atanlar akıllarından hiç geçirmeseler de, açıkça, katil babayı mazur gösteren, 'evden kaçan öldürülmeyi hak eder' anlamı yüklü. Sorgulanmayan ise genç bir kızı evden kaçma raddesine getiren 'ev ortamı'.Bu, en zararsız gibi görünen başlığın çok daha ileriye gidenlerine çeşitli yayın organlarında ya da televizyon kanallarında rastlamak mümkün. Aslında burada temeldeki sorun, toplumun kadına yönelik kodlarında yatıyor. Üslup sorununu, bu temelden başlayarak çözmek gerekiyor.
Sıradan adli vakalar olarak gazete sayfalarına yansıyan pek çok haberde, bu kodların izi sürülebilir. 'Alemden dönerken kaza geçirdiler' başlığıyla sunulan bir haberde, akşam bir restoranda yemek yiyip içki içen bir çiftin acı sonunu izlemez okur/ izleyici sadece. Bu haberde mutlaka kadının 'dul' olduğu vurgusu vardır.
Okur/ izleyici, erkeğin daha önce evlenip ayrıldığını bilmez ama kadının evlenip ayrıldığı, isminin başına eklenen 'dul' sıfatıyla vurgulanır ki; o akşam yemeği 'âlem' haline dönüşebilsin. Burada da zihinlerin gerisinde yatan, bir kez evlenip ayrıldığı için kadının artık 'müsait' olduğu ve o içkili akşam yemeğinin başlığı atanlarca (verenlerce) hiç de 'masum' sayılmayacak bir sonla biteceği yargısıdır.
'Fuhuş operasyonu' başlığıyla sunulan haberlerde de gazete ve TV kanallarında sunulan, hep ve daima yüzlerini örtmeye çalışarak polis aracına yürütülen kadın görüntüleridir. 'Fuhuş' eyleminin diğer yanındaki erkeklerin ne görüntüleri verilir ne isimleri...
Zaman zaman, 'içinde çok ünlü isimlerin bulunduğu defterler ele geçti' gibi merakı gıdıklayan bilgileri de aktarır polis. Ama kamuoyu ne kadar merak etse de fuhuş yapan bu erkeklerin kim olduğunu öğrenemez. Oysa kadınlar, aralarında tanınmış birkaç isim de bulunduğu takdirde, günlerce sürecek haber malzemesidir.
Çünkü o kadınlar kötüdür, toplumun ahlakını onlar bozar. Talebi yaratan, o kadınlarla para karşılığı ilişki kuran erkekler sorgulanmaz bile. Bunun erkeklerin en doğal hakkı olduğu kabulü yatar bu haberi bu şekilde sunanların zihninde. Burada teşhir edilmesi gereken, bu kadınlar üzerinden ticaret yapanlardır oysa.
Kadın pilota haksızlık
Bir süre önce İzmir - Trabzon seferini yapan uçak, hava koşullarının elverişsizliği nedeniyle önce Ankara'ya, ardından tekrar Trabzon'a inmeye çalışarak İzmir'e geri döndü. Yolcular, 7. 5 saatlik bu yolculuk boyunca soğuk terler döktü, güç anlar yaşadı. Uçağı kullanan pilot kadındı. Bazı yayın organlarında 'kadın pilotun zor saatleri' vb. türden başlıklar yer aldı. Gayet masum, biraz magazinel ve dikkat çekici bir başlık.Oysa hiç de öyle değil. Bu haber 'pilotun zor saatleri' olarak değil de 'kadın' vurgusuyla başlıklandığı zaman, arkasındaki düşünce, 'elinin hamuruyla erkek işine bulaşmaya çalışmış bir kadının beceriksizliği'dir.
Bu başlık, pilot erkek olsaydı uçağı mutlaka indirmeyi başarırdı yargısını anlatır. ( Ertesi gün Isparta'ya düşen Atlas Jet trajedisi yaşandı ve pilotlar erkekti!)
Zihinsel kodlar şaşırtıyor!
Örnekler çoğaltılabilir. Ama bu birkaç örnek bile, kadınla ilgili haberlerdeki 'zihinsel kodları' anlatmaya yeter. Çoğu zaman, haberleri bu şekilde sunan yazı işleri çalışanları, bu anlamları yüklemekte olduklarının farkında bile olmuyorlar. Aileden başlayarak, bu kodlar gizli ya da açık zihinlere o kadar yükleniyor ki, gerçek anlamları dile getirildiğinde yazı işlerinde şaşkınlık yaşanıyor.Üstelik çoğu zaman yazıişlerinde ya da TV kanallarının haber odalarında çalışan kadınlar bile başlıkları bu kodlara göre atabiliyorlar.
Dolayısıyla üslup sorununu çözmeye buralardan başlamak gerekiyor. Bu kodları kırdıktan sonra, aile içi şiddet haberlerinin sunumundaki özensizlikleri, art niyetli olmayan dikkatsizlikleri ortadan kaldırmak mümkün olabilecek.
OMBUDSMAN'IN GÖRÜŞÜ
Sempozyum nedeniyle yayımlanan Haber Kılavuzu'nda (Hazırlayan Sefa Kaplan) ABD'li araştırmacıların bulguları, Türkiye'de kırmaya çalıştığımız önyargıların ABD medyasında da gözlendiğini ortaya koymakta:
"Aile içi şiddete bağlı ölümler hakkındaki gazete haberleri, genelde kurbanı suçlayan veya suçu işleyeni mazur gören tutumları ima ederek, eylemi kültür veya sınıfsal farklılıklarına yükleyerek ve ölümcül şiddetin geçmişten beri biriken şiddetli ve kontrolcü davranışların sonucu değil de aniden oluverdiği fikrine destek çıkarak aile içi şiddete dair mitleri ve hatalı bilgileri içermektedir."
Medya kadına ve aile içi şiddete yönelik 'zihinsel kodlarını' yenilerken, habere en yakın noktadaki muhabirden, editörlere dek tüm yazı işlerinin ortak bir duyarlılık sergilemesi gerekiyor.
Şiddet uygulayanı değil, mağduru korumaya dönük bakış açısıyla ve 'üçüncü sayfa gazeteciliği'nin sansasyon anlayışından uzak bir sorumluluk anlayışıyla haberler değerlendirilmelidir. Şiddete uğrayan kadın ve çocukları teşhirden kaçınmalı, kimlikleri saklı tutulmalıdır.
okur@milliyet.com.tr
dsazak@milliyet.com.tr
Tel: 0212 505 62 03
Faks: 0212 505 68 09
Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul
|
DİĞER YAZILAR |
OKUR TEMSİLCİSİ |

Cafe