
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
Sarko ile Carla'nın namusu Mısır'ı gerdi!
İki üç gündür Fransızların Cumhurbaşkanı Sarko efendi sevgilisi ile Carla Bruni çekiyorlar kotları, oh, atıyorlar kendilerini Mısır sokaklarına. Mısır dediysem öz-hakiki-esas Mısır değil tabii, turistler için Mısırlılardan arındırılmış Mısır'da. Yoksa zaten "hırçın kız" eşinden ayrılalı beri Rayban gözlük markasının en adanmış, tıknaz mankeni gibi dolaşan Sarko ve siyah dantel külotunun kenarı kot pantolonun belinden çıkan Carla o şekil iki adım üst üste atamazlar hakiki Mısır'da.
Fransızın mezhebi geniş
Sarko sanırsın ki bölge bayii toplantısına gidiyor. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ile edeceği resmi kahvaltıdan iki üç gün önce gidip sevgilisiyle bir kaçamak tatil yapıyor. Fransızın bayıldığı şeydir, incecik kadınlar olsun, aşk olsun, flört olsun, ihtiras olsun, seyrine dalsınlar. Zaten zavallı insanlar son iki aydır akla karayı seçtiler Sarko'ya bir sevgili bulacağız diye. Dergi kapaklarında Sarko efendi için hayırlı kısmetler tayin edildi, her birinin özgeçmişi ve beden ölçüleri inceden inceye değerlendirildi. Nihayet Sarko eski model ve nicenin flörtçü kadını Carla Bruni'ye düştü.
Otelde imam nikâhı
Fakat işte Mısırlının mezhebi o kadar geniş değil, gıcık olmuşlar tabii. Mısır meclisinden Cemal Zahran adlı bağımsız bir milletvekili hükümete soru önergesi vermiş:
"Fransa Cumhurbaşkanı, Luksor'da el ele, göz göze dolaştığı sevgilisi ile aynı otel odasında mı yatıyor?"
Tabii ki hayır. Sarko ile Carla, Mısır'ın meşhur turistik mekânı Luksor'a geldiklerinin sabahı behemehal imam nikâhı kıydırmışlardır. Otelin lobisinde birbirlerinin helali olduktan sonra resepsiyondan anahtarlarını alıp namuslarıyla yukarı çıkmışlardır. Kızımıza beş metre altın kordon, oğlumuza da altın kaplamalı saat takılmıştır. Annelerinin ve babalarının hayır dualarını alan genç çift girdikleri gerdek odasında Sarko'nun kıldığı namazı müteakip... Yarın öbür gün Mısır Devlet Başkanı Mübarek durum vaziyetini kurtarmak için böyle bir cevap verirse sakın şaşırmayın.
Cive, cive Pakistan
Bütün bunlar olurken, tarihin bir cilvesi aşırı Müslüman akımların hâkim olduğu Pakistan'da da Benazir Butto öldürüldü.
Önce şunu söyleyeyim, bu Pakistan'ı, bilhassa benim yaş dönemimdeki insanların manasızca bilmesinin, sevmesinin nedeni son derece nahoştur. Anlamsız bir biçimde "Cive cive cive Pakistan" şarkısının memleketimiz dahilindeki darbe çocukları tarafından bilinmesinin nedeni Kenan Evren efendi ile oranın darbecisinin kanka olmasıdır. Ne derler bilirsiniz: Hacı hacıyı Mekke'de, deli deliyi bir dakkada bulurmuş. Lafın devamı da vardır ya neyse...
Benazir Butto da zaten aynı "Cive Pakistan" yolundan gidip bizim Tansu hanım ile epey "Ortadoğu'nun ABD destekli çekici bayanları" ekibinde halay çekmişti. Zavallı kadını El Kaide'nin üstlendiği bir bombalı saldırıyla öldürdüler. Hatta saldırı Mübarek ile Sarko'nun ettiği kahvaltıda mevzu olmuş, görüşme 1,5 saat sürmüş.
Dantel ve bomba
Bu iki olayın aynı günlere denk gelmesi enteresan bir Güney Yarımküre fotoğrafı ortaya koyuyor. Güney Yarımküre, kokuşmuş kadın düşmanı aşırı İslamcı örgütlerin oyun alanı olacak ve oralardaki tarihi turistik mekânlara Batılılar canları istedikçe gelip korumalar eşliğinde gezecekler. Kuzeyliler bir parça bulaştırmayacaklar kendilerinden etrafa, etrafı da kendilerine bulaştırmadan gidecekler. Kadınlar durmadan öldürülecek, yok edilecek, görünmez yapılacak; insanların gördükleri kadınlar Batı'dan gelen adamların sevgilileri olacak.
O topraktan çıkmış kadınlar ise cennetten başka inanacak hiçbir şeyleri kalmamış aç çocuklar tarafından katledilecek. Benazir'in kafatasındaki kırıkların fotoğrafını göreceğiz, Carla'nın siyah, dantel külotunun kenarını.
Cuma günkü yazıda Maraş ve Fatsa belgeselleri için verdiğim web adresleri esasında şöyle olacaktı: www.ozguracilim.web.tr ve www.unutturulanlar.web.tr
Belgeselleri edinmenizi şiddetle tavsiye ederim.
ecetem@hotmail.com

Cafe