|
 |
|
|
Kültür mirası eve yüzecek
Babası heykeltıraş İlhan Koman'ın teknesi Hulda'yı bir kültür-bilim merkezi yaparak İsveç'ten İstanbul'a getirecek olan Prof. Dr. Ahmet Koman: "Hulda tarihi eser olarak da tanımlanan teknelerden. Türkiye'den gelen aydınların mutlaka uğradığı bir yerdi"
FİLİZ AYGÜNDÜZ
Arkadaşı İlhan Koman'ı uğurlarken yazdığı şiirde "...ilhan koman ki tıraşsız heykeltıraş" der Can Yücel: "...uçmağa doğru sakallı / elinde bombalarla bebekler / heykel gibi olmayan heykeller / taşınırdı garip maacir / güneyinden kuzeyine kutupların / battı batacak teknesiyle / varmak için edirne'ye selimiye'ye..."
İşte o, bugün 100 yaşında olan "battı batacak" tekne, adıyla söylersek Hulda; İsveç'teki son günlerini yaşıyor. Uzun bir yolculuk bekliyor kendisini. Koman'ın efsanevi teknesi, Hulda Festivali 2008-2010 Projesi kapsamında Hollanda, Belçika, Portekiz, İspanya, Fransa, Malta, İtalya ve Yunanistan üzerinden Türkiye'ye gelecek. Hem de bir kültür-bilim merkezi olarak... Projenin ayrıntılarını ünlü heykeltıraşın oğlu, İlhan Koman Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Koman ile konuştuk.
Biz Hulda'yı İlhan Koman'ın yaşadığı ve çalıştığı tekne olarak biliriz. Nedir tam hikayesi?
1905 yapımı eski bir tekne Hulda. Babam genç-liğinden beri denize meraklı biri. Hatta gemi mühendisi olmak istermiş. Ama verem geçirince, aile çocuğumuza mühendislik ağır gelir deyip onu resim yapmaya akademiye göndermiş. Tabii altı ay sonra heykele geçmiş babam ki; aslında en ağır şeyi yapmış oluyor bu arada. Neyse. Özetle gemileri ve denizi, çocukluğundan beri çok seviyor.
1958'de meşhur İngiliz mimar Ralph Erskine'in iş teklifi üzerine İsveç'e gidiyor. Mimarlık bürosu Drottningholm'de bir teknenin içinde. Babam da ona yakın bir yer arıyor. Sonunda ahırdan bozma bir evi çok ucuza kiralıyor. Deli gibi çalışıp evi tamir ediyor. Ev sahibi fiyatını artırmak istiyor. O sırada, sene 1964, Hulda'yı görüyor ve alıyor.
Siz ilk ne zaman gördünüz Hulda'yı?
Liseyi bitirdikten sonra, 17-18 yaşlarımda...
Sizin için ne ifade ediyor Hulda?
Ailenin bir parçası diyeceğim; aşağı yukarı en güzel tanımı o. Toplamda yedi kişiydik teknede. Babam, babamın ikinci eşi, üç çocukları, eşinin ilk evliliğinden olan üvey kardeşim ve ben.
Peki ne kadar ev ne kadar atölyeydi Hulda?
Ayırması zor. Babam devamlı çalışıyordu çünkü. Atölye olarak kullanabileceği bir kaptan köşkü yapmıştı. Ayrıca üniversitede hocalık yapıyordu, orada da atölyesi vardı.
Adı nereden geliyor Hulda'nın?
Yapıldığında Hulda demişler. Bir kadın adı.
"Herkesin ilgisini çekiyor"
Unutamadığınız anılar var mı Hulda'da?
Hulda bir kültür mirası. Tarihi eser. Aynı zamanda da bir sohbet mekanı. Bir akşam Aşık Daimi, Aşık Nesimi, Tuncel Kurtiz ve Zülfü Livaneli'yi hatırlıyorum. Hep birlikte sohbet ediyoruz. Hem çalınıyor hem söyleniyor...
Tam da 60'lı yıllar olduğu için, birçok konuğunun yanı sıra darbe günlerinin baskısından kaçan dönemin aydınlarını ağırlamışlığı da var...
Türkiye'den gelen aydınların mutlaka uğradığı bir yerdi. Yaşar Kemal, Abidin Dino, Ali Neyzi, Abdurrahman Hancı, Safa, Alev Ebuzziya, Erol Akyavaş ilk aklıma gelenlerden...
İlhan Koman'ın ölümünden sonra, teknede yaşanmaya devam edildi mi?
Kardeşim doğma büyüme teknede. Gemi inşaatçısı oldu. Ahşap gemi üstadı. Hayatını gemiye adadı. Şimdi de derdi bize devrediyor denebilir!
Ve siz de onu bir kültür-bilim merkezi yapacaksınız. Bu proje nasıl oluştu?
1999'da İlhan Koman Vakfı'nı kurmamızın sebebi hem babamın eserlerinin korunması, tanıtılması, yaşatılması hem de Türkiye'de kültür sanat alanında bir şeyler yapabilmekti. Belki bir gün Hulda'yı da getirebiliriz diye düşünüyorduk.
Babanız da ister miydi gelmesini?
Tabii. Ama böyle uzun bir yolculuğun hazırlığını yapmak maddi açıdan kolay bir şey değil.. Oranın sularıyla Akdeniz suları farklı, teknenin yaşamı açısından. O yüzden gerçekleşemedi.
Siz bu hayali gerçekleştiriyorsunuz, Hulda'yı kültür ve bilim merkezine dönüştürerek...
Hulda herkesin ilgisini çekiyor. Babamın eserlerinin de bir başka çekiciliği var; estetiğin yanı sıra bilimle bağlantıları... Bilhassa son 15 yılda yaptığı eserlerin hepsinde rüzgargüllerinden tutun da bulduğu yeni geometrik şekillere kadar matematik ve fizikten çok faydalanmış. Hem Hulda'yı getirererek hem de proje kapsamında düzenlenecek atölyelerle bilime ve sanata merakı olmayanların bile ilgisini çekmeyi düşünüyoruz.
"Her limanda olacağım"
Tekne 2009'da yola çıkacak. 2008'de neler yapacaksınız?
Restorasyon çalışmaları, yola hazırlık 2008 yazında başlayacak. Bir de proje ortaklarıyla atölyelerin nasıl düzenleneceği, kimlerin ne yapacağı, zamanlamalar, tanıtım gibi yoğun çalışmalar bu dönemde yapılmak zorunda.
Neler olacak projede?
Güvertede daha çok babamın eserleri yer alacak. Bir kısmı içeride bir kısmı dışarıda. Vardığımız limanlarda, sahilde ilginç bir çadır kurulacak; atölye çalışmaları daha çok orada yapılacak. Teknenin içi incelemek amacıyla düzenlenecek.
Teknede göreceklerimiz İlhan Koman'ın orijinal eserleri mi olacak?
Hayır. Eserlerin hepsi şu an İstanbul'da vakfın deposunda. Özel kopyaları yapılacak. İnsanların incelemesi lazım; orijinallerini koyamıyoruz.
Nasıl bir rota izleyecek tekne?
İsveç'te modern müzenin sahilinde başlıyor ilk sergi. Eserlerin kimi teknenin içinde yolculuk edecek kimi de konteynırla tekneyi takip edecek. Güzergah, Hollanda, Belçika, Portekiz, İspanya, Fransa, Malta, İtalya, Yunanistan ve Türkiye.
2010'da mutlaka İstanbul'da olacaksınız...
Evet. Hulda Projesi, 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkentliği hazırlıklarının da bir parçası.
Her limanda bulunabilecek misiniz? Boğaz-içi Üniversitesi'nde düzenli bir işiniz var sizin.
Projenin içinde Boğaziçi Üniversitesi de olduğu için, görevli olarak her limanda olacağım. Mümkün olduğu kadar. n
Daha fazla bilgi için: http://www.koman.org
"İlle bir yere bağlı olsun diye düşünmüyoruz"
Hulda 2010'da Türkiye'ye geldikten sonra daimi bir ikametgahı olacak mı?
Daha belli değil. İlle de bir yere bağlı olsun diye düşünmüyoruz. Çeşitli işbirliklerine açığız. Aslında Boğaz'da veya Haliç'te bir kışlık mekan düşünüyorum. Karaköy'deki tersaneler mesela. Hulda'nın hem açık hava hem kapalı bir mekanı olabilecek bir sanat merkezinin yanında olması hayalimiz. Ama böyle bir hayali gerçekleştirmek için ciddi bir kurumsal sponsorluk gerekiyor. Bunun arayışı içindeyiz.
İstanbul 2010'dan sonra?
İzmir çok ilgileniyor İlhan Koman ile. Dünya Fuarı da 2015'te orada olacaksa onlarla bağlantılı bir şeyler düşünülüyor.
Yani İstanbul'a geldikten sonra Türkiye'yi de gezecek Hulda.
Zaten 2010'dan sonraki amaç sanat ve bilimle kolaylıkla iletişimi olmayan yerlere de götürebilmek Hulda'yı. Bir limana gidip oradaki birkaç köye atölyeler sunabilmek daha ilginç.
"Ertuğrul Günay ilgilendi"
Projenin gerçekleşmesi için ne kadarlık bir bütçe gerekiyor?
1 milyon 400 bin avro. Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı'ndan 800 bin avro verilmesi kararı çıktı. İsveç İstanbul Başkonsolosluğu da 30 bin avro ile katılacağını bildirdi. Sıra Türkiye'de.
Türkiye Kültür Bakanlığı ne yaptı?
Yeni kültür bakanımız Ertuğrul Günay ile görüştüm. Çok sıcak baktı, birlikte projelendirelim dedi; görüşmelere başladık. Öte yandan İsveç'te büyükelçimizle görüşmüştük, o da çok sıcak baktı ve Dışişleri ile bağlantımızı kurdu.
Özel kurum ve kuruluşlara da teklifler götürecek misiniz?
Götürülecek. Ama herhalde profesyonel yardım da alacağız bu sponsor arama işlerini yapabilmek için. Bağlantılar kuruyoruz.
"Babamla sohbet etmeyi çok özlüyorum"
Sanatla ilgili başka bağlantılarınız, yetenekleriniz var mı?
Heykelleri tamir ediyorum!
Eser yaratma anlamında sordum.
Babamla birlikte çalışıp yardım ettiklerim ancak...
Sanatçılığa soyunacak kadar değil yani.
Yeteri kadar derdim var zaten. Ben daha çok bilimle ilgiliyim.
En çok neyini özlüyorsunuz İlhan Koman'ın, gittiğinden beri?
Bilmem, hiç gitmiş gibi gelmiyor aslında. Ama onunla ettiğimiz sohbetleri çok özlüyorum.
İlhan Koman
En ünlü eseri "Akdeniz"di
İlhan Koman 1921'de Edirne'de doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ni bitirdikten sonra 1947'de devlet bursuyla Paris'teki Julian Akademisi'ne gitti. 1951'de Türkiye'ye döndü ve 1958'de İsveç'e taşınana kadar İstanbul Akademisi'nde ders verdi. Yaşadığı ve çalıştığı Drottningholm kentinde Hulda adlı tekneyi onarıp yeniledi. Stockholm Güzel Sanatlar Akademisi'nde ders verdi.
Koman çalışmalarını birçok kentte sergiledi. Çalışmalarının çoğu büyük yapıtlar olarak İsveç'te kaldı. Türkiye'de dış mekan için tasarladığı üç büyük demir heykel en önemli çalışmaları arasında yer alıyor. İstanbul'daki heykellerinden 4.Levent semtindekine "Akdeniz", Santralistanbul'dakine ise "Sonsuzluğa" adını verdi. Taksim'deki heykeline ise isim koymadı. Ayrıca Anıtkabir'de saçak bir duvar yaptı, Ankara'daki Seymenler Parkı için de isimsiz bir bronz heykel tasarladı. 1986'da öldü.
|
|
|

|