
Taha AKYOL
Objektif
Yılbaşı ışıkları
YILBAŞI kutlamalarının en güzel tarafı ışıklardır. Ferah, aydınlık, neşeli ve 'yaratıcı' bir dünyaya duyduğumuz özlemin sembolü ışıklar olsa gerek.
Bütün dinlerde ışık ya da nur maddi ve ruhani anlamda kutsanmıştır.
Eskiden beri ramazanlarda, kandillerde, bayramlarda minarelere ışıklı mahyalar takılır. Mabet pencerelerinin renkli vitrayları, "gönlümüzün iç aydınlığını" yansıtan ışık huzmeleri ruhaniyet duygusu verir.
Bütün kültürlerde siyah matemin işaretidir, karanlıklar korkularla doludur, kasvetlidir.
Bütün kültürlerde beyaz sevincin, düğünün, barışın işaretidir. Ve beyaz en ışıklı renktir.
Yılbaşı ışıklarının bütün dünyada gittikçe artması böyle bir özlemle ilgidir sanıyorum. Işığa doyum olmuyor, hep özlüyoruz demek ki.
Artık belediyeler meydanları, kavşakları ışıklandırıyor; çok da iyi ediyorlar.
Terör bu sene meydan kutlamalarını yok etti!
Terör ölüm... Işık ise yaşama sevincidir!
Hediye güzel şeydir
Yılbaşında ışıklar kadar sevdiğim bir âdet, hediyelerdir.
Hele de çocuklara hediye vermek, onların sevinçleri!
Çocukluğumuzdaki bayram hediyelerinin sevinçlerini, bakın şu yaşlara geldik, hâlâ unutmuyoruz.
Hayatlarında asla unutamayacakları sevinçlerin olmasını çocuklardan esirgemek ne müthiş insafsızlıktır!
Sevgililer, eşler, dostlar, yakın arkadaşlar... Hediyeler, telefonla da olsa bir kutlama ve iyi niyet sesi... Hayatı güzelleştiren insani değerlerdir bunlar.
Yahya Kemal, bizde seviyeli ve gelenekleşmiş bir eğlence kültürü gelişmediği için, "Eğlendikçe bayağılaşıyoruz" diye yazmıştı.
Havaya kurşun sıkmalardan tutun da cinnet derecesine varan, çığırından çıkan, sözüm ona eğlenceler! Bunlar elbette eleştirilecek tavırlardır.
Ama ışıklar, hediyeler, kutlamalar, iç aydınlığı, ferahlık... Bunlar hem güzeldir, hem yaşantımızda yaratıcı enerjimizi geliştirecek değerleridir.
Yaşama sevinci
İstediğiniz psikiyatra sorun: Kasvetli evlerde büyüyen çocuklarda yetenekler yavaş gelişiyor! Kasvetimizle yavrularımızın geleceğini karartıyoruz yani!
İstediğiniz psikiyatra sorun: Ailenin yaşama sevinci, bunun çeşitli kutlamalarla dışa vurulması çocukların yeteneklerini geliştiriyor.
Yılbaşı piyasası için kapitalizmin tüketim çılgınlığı diyenleri biliyorum. Bu eleştiride haklılık payı var. Ama tüketim çılgınlığına kapılmadan çocuklarımıza, eşimize, sevgilimize, dostumuza hediye almak ve yozlaşmadan eğlenmek de mümkün.
Yılbaşı milli geleneğimiz değildir! Eğer "milli" ile "tarihsel"i kastediyorsak; bu da doğru... Ama hangi milli gelenekte sinemaya gitmek vardı?!
Yılbaşı artık evrenselleşmiştir. Hıristiyan âdeti olan, Noel'dir, öbür adıyla Christmas... Tarihi de farklıdır, Batı Hıristiyanlığında 25 Aralık, Doğu Hıristiyanlığında 7 Ocak...
Elbette kimse yılbaşını kutlamak zorunda değil. Kutlamadı diye kimse de kınanamaz.
Ama şu kesin: Hayatımızda bol ışıklı, hediyeli, güler yüzlü kutlamalar yaşama sevincini geliştirecek vesileler olmalıdır.
2008'de bazı sıkıntılar gözüküyor; onu yarın yazacağım. Bugün aldırmayın, ailenizle, dostlarınızla yaşama sevincini tadın... Işıklı, mutlu bir yıl diliyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe