Haydi hayırlısı!
Tavernada azanların, otellere kaçanların, Tarkan'a dökülen paralar heba olmasın diye ekrana takılanların uyanması öğleni bulur...
Gözler kanlı, kaslar pelte, dil paslı...
Acaba hangisi iyi gelir; kahve mi, soda mı?
***
Kolay mı?.. Önce el yüz yıkanacak. Sonra gecenin bir muhasebesi yapılacak zihinde.
"Yahu kafam iyiyken fazla mı asıldım Nermin"e"?..
Bir lokma peynir, belki bir cigara.
Ve sıra bize gelecek!
Milliyet'e uzanacak "yılbaşızede"miz... Gazeteyi açarken yere düşen Taktik ekini üşenmeyip alırsa ve yeni yılda şansını denemek istiyorsa maç tahminlerine bakacak.
Tam da zamanı!..
Piyangoda amorti bile çıkmamış. Fiks menü dedikleri mekan, suyun şişesine beş kağıt yazmış.
Şans olsa bahşişi ona yüklemezlerdi; di mi ama...
***
Yine de takatı varsa, bir sayfa... Bir sayfa daha...
Geldi Ters Köşe'ye.
Kim yazmış; Ercan...
"Ya hangi kanalda çıkıyordu bu adam..."
Papua Yeni Gine!
Mecbur muyum kırk yıllık dostlarımla kavga edip milleti eğlendirmeye. Çıkmıyorum işte.
"Demek öyle".
Kafadan kaybettik okunma hakkımızı.
***
Yani, eş dost akraba okur diye yazıyorum aslında yılbaşı günü.
O yüzden "Fenerbahçe 3-5-2 oynamalı" kabilinden derinliklere gerek yok.
"Ne olacak Federasyon seçimi" ise çok daha aklı başında zamanların işi.
Dalgamıza bakalım şimdi:
Seyfi Dursunoğlu'nun "Huysuz Virjin" kimliği ile sahneye çıkmasının yasaklanmasına ne dersiniz örneğin?
Görev "Çarşı"ya düşüyor bence.
Toplumsal konulardaki hassasiyeti ve yasaklara karşı radikal tutumuyla ünlenen Çarşı, muhtemelen buna da karşı... Bekliyoruz pankartı.
***
Marul yaprağı toplarken ezilen çocuklar ile barışma şerefine 1200 şişe şampanya patlatan şarkıcı haberleri arasında sarkaçlanan bir koca yıl, neler oldu sporda neler...
Ama en sondakiler, en güncel:
Fenerbahçe Başkanı'nın yeni yıl mesajını okudunuz mu?
"Bizi engellemeye kimse cüret edemez"!
Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk'un bile "Türkçe"si tartışılan şu günlerde ufak tefek imla hataları normal sayılsa da "Cüret" denilen kavram aynı zamanda "yapılabilirliği" da içerir; biline.
Olmaması gerekir... Risklidir... Tehlikelidir...
Lakin yapılabilir.
Başkan'ın açıklaması "Bizi engellemeyi kimse başaramaz" olmalıydı.
"Cüret edebilir ama başaramaz..."
***
Osman Yağmurdereli beyefendinin şahsında ete kemiğe büründüğü iddia edilen "göbeğini kaşıyan adam"ların bolluğunda hangi kulübün önünü kim kesebilir?
Hüsnü Şenlendirici "Sarı Sıcak" programının reklam arasında Ferhat Göçer ile yumruklaşırken amacı Göçer'in önünü kesmek değildir.
Sadece "kimin büyük olduğuna" fiziksel bir boyut getirmek girişimidir.
Egolar şişkindir hem sanatta, hem sporda.
Cüzdanlar şişkindir.
Patlayacaklar sonunda.
***
Bence yılın taraftarı, Popstar yıldızı Bayhan'dır mesela...
Hangi takımı tuttuğu önemli değil. Duruşu taraftar adamın!..
Mart ayında Kadıköy'de polisin dur ihtarına silahla karşılık verip kaçmaya çalışan Bayhan, istese her kulübe tribün lideri olabilir.
Tribün liderlerinin bilançolarını bir incelese ve bir de kendi sesini duyabilse bir dakika bile tereddüt etmez yeni yıla yeni meslekle girmekte emin olun.
***
Azerbaycanlı işadamı Mubariz Mansibov, Deniz Akkaya'nın eski sevgilisi Veysel Kadayıfçıoğlu tarafından tehdit edildiğini ileri sürerek savcılığa başvurmuş yılın son günlerinde.
Dua etsin spor yazarı değil.
Emre'si, Tümer'i tehditle kalmaz, kolunu bacağını uzatıverir.
***
Şarkıcı Deniz Seki, müzik kanalı Kral TV'de ana haberleri sunarken "Teröristler yakalandı, pardon yaralandı" deyince CHP Amasya milletvekili Hüseyin Ünsal konuyu Meclis'e taşımış.
Müjde Ar'ın yıldızı "Haydi Gel Bizimle Ol" programında "Gazozumu Bedri açtı" cümlesiyle parlamış.
Her olayın bir karşılığı var sporda...
Çünkü her sporcu, her yorumcu sanatçı aynı zamanda.
Bizler ne yapıyoruz peki?
Resmen paparazilik!
***
Olaylar ne kadar yıvışıksa o kadar rahat geçiyor günler.
Ne zaman ki, ciddi bir konu çıkıyor karşımıza... Mesela ülke çıkarları, ulusal duruş, milli hassasiyetler falan gerektiriyor... İşte o zaman çarşafa dolanıyoruz.
Alışmışız çünkü magazine.
Varsa arşiviniz, bakın bir derbi öncesine... "Kim yener" tahminlerini okuyun. Bir tanesi "Derbilerde favori olan yenilebiliyor" diye bitmiyorsa gelin bana hesap sorun.
O zaman niye uzun uzun yazıyorsun?
***
Futbol bir oyun.
Mahalle arasındaki "sek sek"ten farkı, para karşılığı oynanması.
Bir iş para karşılığı yapılıyorsa bunca aşk-meşk-tutku nereden çıkıyor?
Aynı gündelik sanat dünyamız gibi... "Sevda" az gelirse araya cinsellik de katılıyor.
Sanatçı derken Fazıl Say ve benzerlerini saymıyorum.
Onlara en büyük hakaret oluyor bu "sanatçı" sıfatı.
Ben nasıl her yerde "spor yazarıyım" diyemiyorsam, belki Fazıl Say da soranlara "Piyanocuyum" diyordur.
***
Söz uzuyor...
Yazının burasına kadar gelebilenleri tek tek kutluyor, gözlerinden öpüyor, sabırları için tebrik ediyorum.
Sizleri yepyeni bir yıl bekliyor.
Ve yeni sorumluluklar.
Sporda, sanatta, siyasette etrafa dikkatlice bakma zamanı geldi de geçti.
Diyeceksiniz ki, "Neremiz eğri değil ki"...
Düzeltin o zaman... Önce akşamdan kalan midenizi, sonra saçı sakalı... Varsa ezik çürükleri. Zihninizi. Adalet terazinizi... Alışkanlıklarınızı. Biraz da algılamanızı.
Sadece son rakamı yeni bir yıl olmaması sizin elinizde.
Haydi hayırlısı.
eguven@milliyet.com.tr

Cafe