Ulusoy Dışişleri Bakanı olsa
Fatih ya da Kanuni 1800'lerde yaşasa bugün bu kadar hayır duasıyla anılmazlardı muhtemelen. Ne kadar zeka, beceri ve şahsi güce sahip olsalar da şartların müsade ettiğinin ötesine geçmek o kadar kolay olmayabilirdi.
Tersinden bakarsak çöküş dönemindeki bir dolu lidere de bir ihtimal fazla haksızlık yapıyor olabiliriz. İsim vermeyeceğim tabii ama bilirsiniz. İngiltere'yi Fransa'ya, ikisini alıp Rusya'ya kırdıran zekalardan bahseder tarih. Yönetim becerisi, halkı refaha ulaştırmak, birey hakları vs. bir kenara da bu işleri becerebilmek de iştir.
Bugün Haluk Ulusoy baştan sona kötü yönettiği Türk futbolunda böyle bir yönetim becerisi sergiliyor. Tamam, beceri fazlasıyla olumlu bir kelime, ustalık mı desek? Yok! O da olmadı galiba! Kurnazlık! Bakın bu oturdu işte!
Her ne olursa olsun, gerçek şu ki bugün itibarıyla ülkede yeri en sağlam adamlardan biri oldu Haluk Ulusoy. En çok eleştirilirken buraya gelmek iştir. Zaten baştan beri muhalefetin her hamlesi onu bir kat daha güçlendiriyor, yıkılmaz yapıyordu. Artık bir kaya gibi!
İki başkan Recep Mamur ve Göksel Gümüşdağ'ın mahkemeye başvurup aldırdıkları karar Ulusoy'un Türk futbolunun burcuna diktiği bir fetih bayrağı aslında.
FIFA, bugüne kadar aldığı kararlar ve verilen söylemlerine bakarsak, bu işe sert bir şekilde el koyacaktır. Yasa bakanın yetkilerini kaldırsa ve bizi FIFA normlarına getirse de, 30 gün içinde genel kurulun toplanması şartı keskin bir müdahaleden başka bir şey değildir. Seçim şartı olmaması durumu kurtarmaz. Ve FIFA'nın bu maddeyi başka türlü algılaması kendisini inkar olur.
Ve bu yüzden bugün muhtemelen Pire, Eindhoven ve Oslo'da umut rüzgarları esiyordur. Çünkü FIFA yolundan sapmazsa, Fenerbahçe, Galatasaray ve Milli Takım'ın organizasyonlardan atılması ve Türkiye'nin üyeliğinin dondurulması gündeme gelir. Olmaz diyenlere bakmayın siz! Normal ilerleyişte bu tehditler masaya konur.
Şampiyonlar Ligi'nden atılmış bir Fenerbahçe, 2008'e gidemeyen bir Milli Takım... Muhalefet bunu göze alabilir mi?
Bu madde ve bu karar, son yıllarda Avrupa topraklarında meydana gelmiş en sert müdahale, kim ne derse desin.
Şimdi "yahu herkesin yasaların uygulanması konusunda mahkemeye başvuru hakkı vardır" diyen, hem de hukukçular çıkacaktır. Unutulmaması gereken mahkemeye neden başvurulduğu ve kimin başvurduğudur. Sen-ben gibi FIFA'nın da bunlardan haberi vardır kuşkusuz. Ve burada önemli olan ortaya çıkan fotoğraftır:
1- Yeni yasanın tartışmalı genel kurul maddesi konusunda (Seçim şartı olmaması önemli değildir. Bu toplantının seçim için yapılacağı açıktır çünkü)
2- Daha önce 2 mahkemenin görevsizlik nedeniyle reddettiği bir başvuru sonucunda.
3- Ve hükümete çok ama çok yakın 2 başkan tarafından yapılan bir başvuruda.
Alınan karar şudur: Seçilmişler gitsin, kayyum Federasyonu seçime götürsün.
Seçilmiş olmak BM'de bile çok aranan bir durum değilken FIFA için kutsaldır. Bu kadar yanlışla bir seçilmişi devirmek FIFA'ya arayıp da bulmadığı bir şov imkanı sunacak.
Ve bu Türk futbolunun başını İsviçre olaylarından bile fazla ağrıtacak.
Önemli olan şudur: Haluk Ulusoy bunları küçücük hamlelerle başardı. Bu gelinen nokta onun başarısıdır.
Koskoca muhalefeti köşeye sıkıştırdı.
İnsan bunları gördükçe, Ulusoy gerçekten çok kötü yönettiği futbolun değil de keşke Dışişleri'nin başında olsaydı diyor!
Bedelli askerlik nedir?Bu haberlerde bir gariplik var. Yani bunları ya kadınlar ya da henüz askere gitmemiş olanlar yazıyor. Veya durum yazılanlardan farklı. Okuyorum anlamıyorum. Askerlik kararı alınmış bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı nasıl olur da gümrükten çıkar gider yurt dışında bir kulüple sözleşme yapar? Bir şeyler yanlış veya eksik yazılıyor olmalı. Çünkü bu mümkün değildir.
Öte yandan nedir bedelli askerlik denen şey?
Türkiye'de çalışıyorsan askere gideceğin zaman tazminatını alır ayrılırsın. Ya da dönüşünde iş yeri seni tekrar işe almak zorundadır. Bu hakdır. Yurt dışında böyle bir hakkının olmayacağı, sadece işini değil, oturma iznini de kaybedeceğin için askere alınmayı erteleyen ve bu yüzden vatandaşlıktan çıkma durumuna gelme ihtimali olanlara kolaylık sağlanır. 'Ver parayı, al temel eğitimini, dön işinin başına' denir.
Bu durumda ise askerlik vakti gelen pılıyı pırtıyı toplayıp gidiyor. Bu nasıl iştir? Yasanın ruhunu delmektir bu! Şimdi sormalı:
Nerede yanlışlık? Haberlerde mi? Uygulamada mı?
Yetti gayrı
Hakikaten kabak tadı verdi. Yahu ne programmış! 90 Dakika'ya 9 kez çıktım, 9 yıldır muhabbeti sürüyor. Allah üstada uzun ömür versin 99 yıl da sürer yani! O yüzden ben artık kapatıyorum bu laf düellosunu. Ama artık bu muhabbete ayıracak 9 kelimem dahi yok. Kim nasıl görmek istiyorsa öyle görsün!
mdemirkol@milliyet.com.tr

Cafe