Başkaldırış
Efes Pilsen, Lietuvos Rytas deplasmanını saymazsak, bu sene ilk kez bir "büyük maçı" artı hanesine yazarken, üç gün önce Maccabi önünde "ne yapmadıysa" onları yaptı. Onları doğruya yönlendiren, Maccabi'nin yüksek yüzdeli oyunu ve pota altındaki "ezici" üstünlüğüyle salladığı "sert tokadın" yanında, ligin başından bu yana sınırlarını zorlayan ve "kötü oynama hakkını" bu maça saklayan (!) Galatasaray'dı biraz da...
Efes yine "bu sezonun klasiğiyle" başladı. 10-0'lık start, kısa sürede gelen çift rakamlı üstünlük, hemen ardından artık o "alıştığımız" serilerden birini, 4-12'lik seriyi getirdi. Ama işte o anda, sadece bir kez Rytas deplasmanında görebildiğimiz "direniş" girdi devreye... Lacivert-beyazlılar, alan savunmasına hücum edemediği dakikalarda, savunmada gösterdiği bu direnişle ayakta kaldı.
İyi savunma
Rakip kısaların içeri penetre etmesine izin vermeden, uzunları da iyi savunup, kıran kırana yarışta ayakta kaldılar. Ve üç gün önce "cam gibi" olan kırılgan savunmayı, çabuk geri gelip yardımlaşarak, 40 dakika olmasa da 30 dakikaya yayarak (üçüncü çeyrek hariç) Nicholas ve Serkan gibi iki asın yokluğunda zoru başardılar.Penn, Ender ve Wright, savunmada Brown, Hite ve diğer kısaları durdurup, skor üretimini asgaride tutarken, Ermal de defansif görevinin yanında 10 ribaund ve çoğu kırılma noktalarındaki 14 sayı ile de galibiyetin anahtarı oldular.
Dedik ya, sonucu değerlendirirken, Efes'in bu başkaldırışının yanında, Galatasaray'ın "kötü gününde yakalandığını" da hesaba katmak gerek...
gtüre@milliyet.com.tr

Cafe