
Kadri GÜRSEL
Davutoğlu'nun AKP'den farkı
Geçen çarşamba akşamı CNN Türk'te Başbakanlık Başdanışmanı Profesör Ahmet Davutoğlu'nu izlerken bir kez daha anladım ki, AKP hükümetinin dış politikasının onun akıl ve vizyonunun kumandasına girmesi bazı bakımlardan "isabetli" olmuştur!
Dikkat çekici olan, kendi açısından bütünlüklü dünya vizyonunu ve bu dünyada konumlandırdığı İslami yönelimli bir Türkiye hakkındaki kavrayışını, kavramsallaştırmış olması.
Kavramlarla düşünmek ve konuşmak, siyasetimizde maalesef çok ender görülen bir haslet. Kavramlarla düşünen, eyleme geçirdiği düşüncelerini de kavramlarla açıklayan insanların neyi neden yaptıklarını anlamak ve ne yapacaklarını öngörmek mümkündür. Değişirlerse, neden değiştiklerini yine kavramların diliyle açıklarlar. Böyle insanları izlemek kolaydır.
Davutoğlu, iyi ki 2001'de "Stratejik Derinlik" adlı 560 küsur sayfalık kitabını yayımlamıştır. Türk dış politikasının dizginlerini ele aldıkça işleri nasıl da "kitabına uygun" yürüttüğünü tespit etme şansını kendisini izleyenlere bu sayede veriyor, şeffaflık ve açıklık arz ediyor.
Açıklık ve gizli gündem
Üzücü olan, Davutoğlu'nun koskoca AKP'de bir istisna teşkil etmesidir. Örneğin biz hâlâ AKP liderliğinin Milli Görüş'ten neden koptuğunu, hangi özeleştiri süreçlerinden geçerek bunu yaptığını, kamuoyuna sunulmuş kapsamlı bir belgeden okuyarak öğrenemiyoruz. Açıklık olmayınca da "gizli gündem" tartışması bir türlü gündemden düşmüyor.
İtalyan komünistleri
Tabii, özeleştiri bir Batı müessesesidir... Örneğin İtalyan Komünist Partisi'nin müteveffa lideri Enrico Berlinguer'in 70'lerde "Avrupa Komünizmi" akımının öncülüğünü yaparak başlattığı, Moskova çizgisinden ayrılarak, çoğulculuğu ve toplumun diğer kesimleriyle uzlaşmayı savunan bir sol akım yaratma sürecini, bütün ideolojik ve politik hatlarıyla izlemek mümkün olmuştu. Çünkü İtalya'nın reformcu komünistleri tartışma belgelerini dünya kamuoyuyla paylaştılar.
Oysa "Milli Görüş gömleğini çıkardık" diyen Başbakan Erdoğan liderliğindeki AKP'nin, İslamcılıktan, yani toplumu ve devleti İslama uydurma siyasetinden nasıl ve neden vazgeçtiğini açıkladığı, özgün bir belgesi yok. Bu yüzdendir ki, Türkiye'de "AKP'nin gerçek amacının ne olduğu" sorusunda düğümlenen güven bunalımı hâlâ aşılabilmiş değil. Türk kamuoyunun, kendilerinden bir Milli Görüş ve İslamcılık eleştirisi beklemek hakkıdır.
Yöntemi Batılı
Davutoğlu'nun kitabı, yöntem itibarı ile Batılı bir akademik faaliyetin ürünüdür; kullandığı kavramlar Batılıdır. Bu bakımlardan AKP'nin siyaset kültürünün dışında bir yerde durmaktadır.
Ancak, Davutoğlu elbette ki Batıcı değil...
Türkiye'nin Batılılaşma girişimini bir "tarihi kırılma" olarak nitelendiriyor. Sık sık olumlu manada vurgu yaptığı, "tarihi ve dini süreklilik unsurları" ile "başka bir medeniyete (Batı'yı kastediyor) iltihak etme iradesini taşıyan elit" arasındaki uyum problemini, Türkiye'nin temel çelişkisi olarak tespit ediyor. "Tarihi ve dini süreklilik unsurları" derken İslami oluşumları kastettiği açıktır.
Cumhuriyet'in "tek yönlü ve tek eksenli" (Batı'yı kastediyor) olmakla eleştirdiği iç siyasi kültürünün ve dış politikasının da değişmesi gerektiğini savunuyor.
Davutoğlu'nun, yarattığı Türkiye paradigmasında İslama en önemli kurucu rollerden birini verdiği net olarak görülüyor.
Takiye yapmıyor
Bu köşede uzun alıntılar yapamayacağım için, merak edenler kitabının "Tarihi Miras ve Türkiye'nin Uluslararası Konumu" başlıklı üçüncü bölümüne bakabilirler.
Görüşleri mutlaka tartışılmalıdır; ama kimse onu takiyecilikle suçlayamaz.
Davutoğlu'nun ne istediğini biliyoruz. Diğer taraftan, Türkiye'de AKP iktidarı altında beş yılı geride bırakmış olmamıza rağmen bu partinin gerçek niyeti konusundaki tartışma hâlâ sürüyor. Neden? AKP'de başka Davutoğlu olmadığı için...
kgursel@milliyet.com.tr

Cafe