Ronaldo gelirse!
Fenerbahçe yalanlayadursun Asbaşkan Ali Koç, "Ronaldo'nun gelmesi mucize olmaz" dedi.
Vay be...
Nerede?..
Kanal 1'deki "Tarihin Arka Odası" programında.
İzleyenlerden biri de bendim.
Müthişti.
İnanılmaz bir belgeydi Fenerbahçe açısından.
Değerli tarihçilerimiz Prof. Dr.İlber Ortaylı, Murat Bardakçı, yüz yıl öncesini gözümüzün önünde canlandırdı.
Fenerbahçe'nin Osmanlı arşivlerinde bulunan kuruluş belgesi açıklandı
(ki tarihi farklı).
Fenerbahçe'nin kurucu üyesi Şehzade Osman Fuad Efendi'nin kızı, babasının Fenerbahçe tutkusunu anlattı uzun uzun.
Fenerbahçe yönetiminden sayın Ali Koç da vardı.
Peki, o programdan ne kaldı yazılı olarak:
"Ronaldo'nun gelmesi mucize olmaz"!
Elbette Ronaldo gibi bir futbol devinin Türkiye'ye gelmesi önemli.
Elbette Şampiyon kulüplerde takıma ekleyeceği katma değeri hesaplamak bile mümkün değil.
Elbette Fenerbahçe yönetimi "Ronaldo gelecek" haberlerine bu kadar alerji duyarken Asbaşkan'ın "çıtlatması" önemli bir haber.
Lakin bunca tarih palavraları arasında, bir yanda yaşayan tarih diğer tarafta uzmanlar tarafından anlatılan Fenerbahçe'den geriye kalan sadece Ronaldo transferi mi olmalıydı?
Ne yapsın basın?..
Haber, halkın ilgilendiği şeye deniyor sonuçta.
"Geçmişe mazi diyor" necip milletimiz. Varsa övünülecek bir yeri, bayramda seyranda rakipleri horlamakta kullanıyor geçmişi; geçiyor.
Önemli olan Ronaldo şimdi.
Bir de gelirse...
Yirmi yıl sonra mesleğe yeni başlayan gençler Fenerbahçe tarihini Roberto Carlos ve Ronaldo ile başlatırlar diye korkarım; o kadar.
Futbol Köyü'ne Gündüz Hoca adı.Van ilinin bir ilköğretim okulunda hıçkıra hıçkıra ağlıyordu futbolun karizmatik hocası...
Ağlıyordu ama sevinç ve gurur yaşlarıydı akanlar.
Duygular minik damlalarla özetleniyordu.
Ne cümle kurmak mümkündü o sırada, ne de kurduğun cümleyi en yakınındakine duyurmak.
Çünkü binlerce küçük ağız, "Türkiye sizinle gurur duyuyor" diye bağırıyordu.
Ama ne bağırmak!..
Her şey bir anda olmuştu. Van'da kurulacak Futbol Köyü araştırmaları için Fatih Terim de dahil futbol elitlerini toplayıp Doğu'ya getirmişti Gündüz Tekin Onay. Programda "Rekabet" okulu da vardı. Uğrayıp konuşup biraz ilgi yaratmak lazımdı kentte.
Önce coşkulu bir karşılama sonra sürpriz:
Hava soğuk olduğu için hep birlikte spor salonuna geçmemizi önerdiler. Müdürü, öğretmenleri takip ettik. Birden yol bitti. Salona girdik ve bir salon dolusu çocuk bağırdı:
"Türkiye sizinle gurur duyuyor"...
En büyük çığ böyle inmiş olmalıydı ovaya. Tsunami karaya vurduğunda böyle bir gürültü çıkarmalıydı... Kulağımızı sıyıran ses, salonun duvarlarından dönüp öbür kulağımızı dolduruyor; insanın sadece kulakları değil gözleri bile çınlıyordu.
İlgi ne kelime... Vanlı açtı en küçük futbol eylemine.
Projenin mimarı, sürükleyicisi, emekçisi Gündüz Hoca, hedefi tam onikiden vurmuştu.
Doğu'da "milat" oldu Futbol Köyü.
Gündüz Hoca'nın yaşadığı ve değer kattığı topraklara son hediyesi Anadolu gençleri için ilk ümitlerden biri haline geldi.
Hem ömrünü hem kariyerini "mukaddes bir fikirle" noktaladı.
Hastaydı aslında. Esprisi, zekası, pratikliği, sevgisi yerli yerindeydi ama bedeni tükenmek üzereydi. Sıradan insanların sıcak yataklarından çıkmayacakları bir durumda, onlarca projesinden biri olan Futbol Köyü'ne girişmiş, doymamış, diğerlerini de sıraya koymaya çalışıyordu.
O bir futbol zenginiydi... Bu ülkeden kazandığı manevi servetini yine bu topraklara dağıtmaya çalışıyordu son ana kadar.
Ne yazık ki, her insana olduğu gibi Gündüz Hoca için de "Allah rahmet eylesin"e geldi söz. Ben onu geç tanıdım. Ama tanıdığım dönemde mutlu ettiği o kadar çok çocuk, genç, yetişkin gördüm ki, daha yaşarken görmüştü cenneti.
Binlerce temiz gençten duyulan "Türkiye sizinle gurur duyuyor" tespitinden daha büyük helallik var mı?
Futbol Köyü'ne gelince... Sürüp gidecek elbet. Ama bundan sonra Gündüz Tekin Onay adını alması en büyük teşekkür olacaktır büyük Hoca'ya.
eguven@milliyet.com.tr

Cafe