Tümer'in suçu neydi?
Dedikodusu az, transferi kısır ara dönemin flaş haberi kuşkusuz Filip Holosko oldu. Aylardır Beşiktaş'a geldi, geliyor denirken nihayete erdi bu transfer. Hayırlı uğurlu olsun!
Beşiktaş yönetimi de kendi adına başarılı bir iş yapıp Holosko'yu kulübe kazandırırken gene aşınmış bazı değerlerini kaybetmekte sakınca görmedi...
Holosko transferinin maliyeti değil sözünü edeceğim şey. Holosko'nun yanı sıra Manisa'ya verilen iki futbolcu benim kafama takıldı; ama en çok da Koray Avcı...
Beşiktaş takımının üç kaptanından biri olan Koray Avcı'nın, takas yoluyla Manisaspor'a verildiğini duyduğumda inanamadım. Beşiktaş yönetiminin kriz yaratma maharetini elbette ki biliyorum; ama kulüp olmanın, tarihi bir değer olmanın ayrımına varamamışlığın bu derece başını çekeceğini hiç beklemiyordum.
Pazubanda ihanet
Takas yoluyla değişimin sakıncaları zaten masamın üstünde. Bu transfer politikasına dair itirazım baki... Takas yoluyla transferin aşağılayıcılığı üzerine söylenecek şeyleri mi biriktirip yazayım, yoksa bir kulübün pazubandına ihanetini mi?Koray Avcı sadece bir semboldür. Bir kulüp, kaptanını takasta kullanıyorsa o kulüpte güvenilir tek bir taş kalmamıştır. O kulübü yönetenlerin her hareketine kuşkuyla bakılmalıdır...
Artık neye benzediği belirsiz bir kavram olan endüstriyel futbol her şeyi mubah hale getiriyor. Bunu biliyorum; ama her şeyi de endüstriyel futbola yükleyip ruhumuzu ferahlatmanın geçer akçe olmadığını düşünüyorum.
Real Madrid'in kaptanı Raul'e bakıyorum. O takımın en verimli, en yıldız oyuncusu değil ama biliyorum ki; en değerli oyuncusu... Sebep? Sebebi çok basit. Çünkü Real'in altyapısından gelmiş bir kaptan o! Peki Türkiye liginin patronları Real'den, İspanya liginden daha mı endüstriyeller? Bizim ligimizin Maldinileri olamayacak mı? Olanları da sürüm sürüm süründürüp oynadıklarına, oynayacaklarına pişman mı edeceğiz? Bülent Korkmaz gibi biri Avrupa'da ilah ilan edilir, Türkiye'de ise jübilesiz gönderilir...
Endüstriyel futbol öyle mi? Bunun adı sadece talandır. Dönün bakın! Neyimiz tam ki, endüstriyel futbolumuz tam olsun? Adına profesyonellik deyip her türlü günahı işlemek mi endüstriyel futbol?
Susmak onaylamaktır!
Koray Avcı'yı sadece bir ön libero gibi düşünüp takasa sürdülerse bu futbolu yöneten Beşiktaş ulemalarının aymazlığıdır. Sezon sonu bitecek sözleşmesiyse eğer sebep, bu onların hesap kitaptan zerrece anlamamasıdır. Daha önce yazmıştım, yine yazıyorum: Şirketlerini nasıl yönettikleri bizi ilgilendirmiyor. Kulüpler onların babalarının şirketleri değildir. Yani demem o ki, kulüpleri yönetirken tarihini, değerlerini ve geleceğe bırakacaklarını düşünmek zorundadır güzide yöneticiler...Koray Avcı takasta kullanılacak futbolcu değildir. Bu yetenekleriyle ilgili değildir. Bu kişiliğiyle de ilgili değildir. Bu sadece ve sadece Beşiktaş futbol takımının kaptanlarından biri olmasıyla ilgilidir.
Beşiktaş kulübü kaptanını takas edemez. Bu ayıpla ifade edilemeyecek kadar önemli bir şeydir. Bu gerçekten tükenişin yolunu adımlamaktır. Buna sessiz kalmayı da ayıbın ortaklığı olarak görüyorum. O yüzden de yazarak 105 yıllık bir kulübe özürlerimi iletiyorum...
Tümer Metin, Fenerbahçe'ye transfer olduğunda basında çıkan haberlere göre Murat Aksu, "Beşiktaş kaptanı Fenerbahçe'yle görüşmez" diyerek Tümer'i tesislerden göndermişti. Doğru mudur, yanlış mıdır bilemem; ama "ateş olmayan yerden duman çıkmaz" diyorum.
Yalanmış hepsi yalan
Beşiktaş kaptanı Fenerbahçe'yle transfer görüşmesi yapamıyor; ama takasta kullanılabiliyor öyle mi? Fikri, düşünceleri hiç önem teşkil etmiyor ve pazara sürülen mal gibi takasa sürülüyor...Kimse bana "biri Fenerbahçe, diğeri Manisa" masalını anlatmasın!..
Tümer Metin hakkında yaratılan her şey sanal bir öfke kuşağıdır. Taraftarı kendi hesaplarına alet etmektir. Beşiktaş kulübü yönetimi göstermiştir ki, Beşiktaş kaptanı olmak hiçbir değer içermemektedir. Bunu futbolcu yapınca en ağır hakaretlere maruz kalacak; ama kulüp yapınca boynumuzu eğip geçeceğiz öyle mi? Başka? Bundan sonra Beşiktaş cephesinden Tümer'e yapılacak en küçük eleştiriye dahi samimiyetsiz gözüyle bakacağım.
Tümer bu ikiyüzlü futbol dünyasında doğru olanı yapmıştır. Nasıl olsa birileri onu "satacak"tı. O erken davranmıştır. Bunun için de kimseyi suçlayamayız değil mi?
Ayrı bir yazı konusu ama girizgahı son cümleler olsun: Ertuğrul Sağlam bu transferin biçimine onay vererek en büyük hayal kırıklığını yaratmıştır. Peki hocam sekiz yıl önceki gözyaşları ne içindi?..
Sevenlere kıymayın efendiler!
Seyircisiz oynama cezası futbola, futbolun gelirlerine ve seyir zevkine vurulmuş bir darbeyse eğer, sevenlerin takımlarından ayrı geçirecekleri bir 90 dakikadır da... Pek tabi ki sevenlerin, sevdiklerine aşkını haykırmasından alıkonulmuş zamanlardır.
Seyircisiz futbol maçlarını değerlendirirken hep taraftar ve sahadaki oyun ilişkisi üzerinden baktık. Geçtiğimiz hafta tanık olduğum bir hüzün bana futbolun bambaşka yüzünü de gösterdi.
Sevdiğine açılamayan bir erkek için hepimizden başka bir heyecanın adıymış Beşiktaş-Ankaraspor maçı. Beşiktaş taraftarı, takımından bir maçlığına mahrum bırakılmadan önce, başka bir takımın taraftarı olan genç kadını davet etmiş maça. Hem de her aşık gibi titreyerek ve her aşık gibi cesaretinden bir şeyler kaybederek. Belki bu akşam tribünde itiraf edecekti aşkını, belki de erteleyecekti; ama ilk adımını atacaktı işte. Herkes aşık olduğu renklere sevdasını haykırırken, o sadece fısıldayacaktı. Atılan bir golün bahanesiyle elini tutacaktı belki kadının...
Olmadı. Federasyonun seyircisiz oynama cezasıyla bu akşam hüzünle bir başına seyredecek maçı. Bir sonraki maçı bekleyecek... Yeni bir cesaret, yeni bir davet... Kadın henüz habersiz. Bilmiyoruz ki, belki de o da hâlâ neden ilan-ı aşk etmediğine hayıflanıyor.
Futbolun patronları için seyircisiz maçlar, kaybolan gişe gelirleri ve kaçan sponsorlardır. O erkek için ise seyircisiz oynanmış maç ertelenmiş hayallerdir. Mideye oturmuş bir yumruk gibi yeni bir maçı beklemenin sıkıntısıdır.
Futbol seyirciyle güzeldir. Sevenlere kıymayın efendiler...
Tuba!
Cihan seni seviyor...
Aaa, o zaman olmaz!
Holosko konusunda iddialıyım. Bugün Chelsea'nin Manchester United'ın sağ kanadında oynar. Ancak Barcelona ve Real Madrid'de zorlanır.
(Filip Holosko'nun menajeri Mithat Halis)
Hayırmış hayır!
Ertem Şener: Gaziantep'ten Mahmut Özdemir, size bir şiir yazmış Ziya Abi.
Ziya Şengül: Hayırdır?
(Futbolig - Star TV)
İçmeden oy oy!
Ersan Çelik: Fenerbahçe hakikaten bu lig için biraz fazla bir takım. Çünkü yıldızlarıyla, kalitesiyle, ne kadar rakip takım iyi oynarsa oynasın, Fenerbahçe istediği zaman, sahaya gerçekten ağırlığını koyduğu zaman hemen fark ettiriyor.
Cem Arslan: Ne içtin Abi? Ne içtiysen her gün iç...
(Verkaç - Fox TV)
Hı hı!
Biz Avrupa'nın en önemli ülkesiyiz ve en önemli kulüpleri bizim kulüplerimiz.
(Rıdvan Dilmen - %100 Futbol, NTV)
Çakar diyor ki 2:
Futbol eğlence değildir. Eğlenmek isteyen adam sirke gider.
(Ahmet Çakar - 6 Pas, Show TV)
Hakemler de konuşur:
Bazıları çıkıp senaryo yazıyor Türk hakemliğiyle ilgili. Ben şunu söylüyorum: Unutulmaz aşk filmlerinin senaryo yazarları çok büyük aşklar yaşamıştır ve bunu kaleme almıştır. Ve o filmler unutulmaz olmuştur. Demek ki bu senaryoları yazan eski hakemler, hakemlikleri sırasında bayağı büyük aşklar yaşamışlar, bunları kaleme alıyorlar.
(Selçuk Dereli - Verkaç, Fox TV)
Haydi söyle..
Hiç ukalalık yapmayacağım da, hayat felsefemi söyleyeceğim.
(Vedat Okyar - Ve Gool, TV8)
Ne alaka?
Bakın; Delgado harika oynuyor. Tello da öyle.. Peki ne oluyor? Beşiktaş zirveden kopmuyor. Demek ki; Delgado alındığı gün bir Paşa yetmez diyen bu satırların yazarı haklı çıktı.
(Kazım Kanat - Sabah)
Para da yokmuş Abi!
Feldkamp; G.Saray'ın transfere ihtiyacı yok.
(Turgay Şeren - Akşam)
Buyrunuz!
Şimdi Semih ve Alex'ten bahsetmek istiyorum. Önce Semih...
(Selim Soydan - Vatan)
yakantop@gmail.com

Cafe