
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
PKK, terör, CHP
Diyarbakır'da dördü öğrenci beş yurttaşımızın hayatını kaybettiği bombalı saldırının ardından, CHP lideri Deniz Baykal ile birlikte kente giden Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş'ten bölgeyle ilgili izlenimler aldık.
Önce bir saptama:
Askeri servis aracının 13 kilometrelik bir yoldan geldiğine dikkat çeken güvenlik güçleri Baykal ve CHP heyetine asıl hedefin dershane olduğu görüşünü aktarmışlar. Bomba beş dakika geç patlasa yüzlerce öğrenciyi hedef alan daha büyük bir katliam yaşanacaktı. PKK'nın, Kuzey Irak'taki kampları ve Kandil'i hedef alan askeri operasyonlara karşı "misilleme" eylemi yapmakla birlikte Diyarbakır'daki asıl hedefinin "zayıflayan dağ kadrosunu takviye amacıyla, dershaneye giden gençleri ölümle tehdit etmek olduğu" öne sürülüyor.
CHP'li Ateş'e bu yöndeki kuşkuları sorduk.
"PKK'nın amacı seçim sonrası Güneydoğu'nun normalleşmesi sürecini kesintiye uğratmak, halka korku salmak, cezalandırmak. İnsanlar artık "her gün ölmektense bir gün ölüp kurtulmak" noktasına gelmişler. Perişan haldeler. İşsizlik, yoksulluk diz boyu. Bölge halkı bunları konuşmak istiyor ama terör örgütü fırsat vermiyor. Patlamanın olduğu yerde bir otel yatırımından söz ediliyor. Ancak Diyarbakır'da patlayan bombalar yatırımların da önünü kesiyor. Esnaf ve halk son derece tedirgin" diye aktardı izlenimlerini.
CHP lideri Baykal da, herkesin kimliğine, diline saygı göstererek Türkiye'de barış içinde yaşanabileceğini belirterek, "Ancak PKK'nın niyeti bu değil; terörün hedefi, demokratikleşme adı altında ayrı devlet stratejisini hayata geçirmek" görüşünü seslendiriyor. Artvin örneğini veriyor:
"Bakın Artvin'in büyük bölümü Gürcü vatandaşlarımızdan oluşur. Sınırın öteki tarafında da Gürcistan diye bir devlet var. Orada bir sıkıntı olduğunda dayanışma duyguları devreye girer ama kimsenin aklına ayrılma düşüncesi gelmez. Gürcüsü, Lazı, Çerkezi kardeşçe yaşarlar. PKK'nın Güneydoğu'da yapmaya çalıştığı farklıdır, bunun adı ayrılıkçı terördür. Arkasında ayrı devlet projesi vardır. Terör bitmeden, demokratikleşme söylemi inandırıcı olmaz. Af da çıkarılamaz."
Baykal, SHP'de genel sekreterliği döneminde 1989'da bir "Kürt raporu" hazırlayarak din, mezhep, etnik kimlik ayrımı gözetmeyen bir demokratikleşmeyi savunduğu için DGM tarafından hakkında soruşturma açıldığını, Türkiye'nin bugün çok daha ileri bir noktada olduğunu da anlatma gereği duyuyor.
CHP lideri, altı yıl aradan sonra gitmiş Diyarbakır'a!
Baykal ve CHP "sol" kimliğinden uzaklaşmasa, bölge siyaseti AKP ile DTP arasına hapsolur muydu?
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe