Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Ocak 2008 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mehmet Ağar’a katılmıyorum

Satır Arası / Deniz Sipahi

Mehmet Ağar, Demokrat Parti’nin kongresinde kendisini savunurken şu cümleleri kullandı.
''Ortaya konulan e-muhtıra siyasetin zeminini altüst etti, böylece AKP ve CHP’ye gün doğdu. Durduğumuz yer net iken, muhtıra ile tablo değişti. Türkiye’nin siyasi yapısı altüst oldu. Seçimler AKP’ye hediye edilmiştir.''
Sizce Demokrat Parti’nin baraj altında kalmasının nedeni bu mu?
Asker mi?
E-muhtıra olmasaydı; Ağar 22 Temmuz sonrasında kurulacak hükümetin başbakanı mı olacaktı?
Siyasete yapılan ince ayarların, demokratik sürece etki ettiğini kabul etmekle birlikte, ben, 2007 seçim sonuçlarına etkinin, sanıldığından da az olduğuna inananlardanım.
Daha açık yazmak gerekirse...
Ben, Mehmet Ağar’ın bu görüşüne katılmıyorum. Türk demokrasisini incelediğimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Demokrat Parti’nin çok önemli işlevler üstlendiğini görüyoruz.
Elbette ikisi de çok tarihi yanlışlar yaptılar, büyük yanılgılar içine düştüler.
Ama her ikisi de bütün eksiklerine rağmen demokrasimizin olgunlaşmasında iki temel taş oldular.
Müdahaleler, parti içi çekişmeler ve akla gelebilecek her türlü engele rağmen Demokrat Parti ruhu her zaman ayakta kalmayı başarabilmişti.
O yüzden ben, 22 Temmuz akşamı Demokrat Parti’nin baraj altında kalmasını farklı yorumluyorum. Ağar’ın gerekçelerini de anlamsız buluyorum.
Elbette ben, bu süreci değerlendirirken haksızlık da yapmak istemiyorum.
Doğru Yol Partisi için ne söylüyorsam, aynısını Anavatan Partisi için de söylüyorum.
İki genel başkan; Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu, kamuoyunun karşısına çıkıp neler söylemişti.
''Güçlerimizi birleştirdik; eski yuvamıza Demokrat Parti’ye dönüyoruz'' dememişler miydi?
Peki sonra ne oldu?
* * *
Bugün bile kimin haklı, kimin haksız olduğunu kim biliyor? Günler boyunca yapılan çalışmalar nerelerde aksadı, nerelerde tıkandı biliyor musunuz?
Evet, çok şey söylendi.
Ama ben siyaseti iyi takip eden bir kişi olarak ikna olduğumu söyleyemem.
Doğruyu söylemek gerekirse; iki partinin Demokrat Parti çatısı altında birleşmesi herkesi umutlandırmıştı. Belki bu sefer değil ama gelecek aylarda AKP’ye alternatif olabilecek bir hareket başlatılmıştı. Yerel seçimler bunun için önemli bir dönüm noktası olacaktı.
Demokrasimizin en kritik dönemlerinde kurtarıcı olan kadrolar ve o günlerin Türkiye sevgisi, yeniden vatandaşa hissettirilebilirdi.
* * *
İki partiye de bakıyorsunuz. Parti içi demokrasi çalıştırılmamış. Onlarca teşkilat bir gecede görevden alınmış, sabaha bir atama yapılmış.
Yeni kadrolar eklenmemiş, eski oyuncular yine baştacı edilmiş. Halkın beklentileri karşılanmamış.
Doğru düzgün bir program ortaya konmamış.
Ekonomik, siyasal, sosyal projeler paylaşılmamış. Vatandaş sadece iki parti arasında kadro paylaşımını görmüş...
Sizce böylesine dağınık bir görüntü içinde olan Demokrat Parti’ye vatandaş niye oy verecekti?
Kimse kusura bakmasın.
Türkiye’de siyasiler asker üzerinden politika üretiyor.
Açıkçası...
Demokrat Parti’nin başarısızlığının nedeni asker değil, bizzat kendileridir. Ülkenin gerçeklerini okuyamayanlar, halkın isteklerini yerine getirmeyenler, geleceği kazanmak için uğraşmayanlar, kaybetmeye mahkumdur.


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Viyana, Konya, Milano, İzmir...
İzmir’e de metrobüs alınmasını istiyoruz
Mehmet Ağar’a katılmıyorum





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet