Başbakan: DTP artık tavır koysun
'Terör örgütü PKK için 'siyasi örgütlenme' diyen anlayış bu çatı altında ne iş görüyor?' diye soran Başbakan, DTP'yi 'Niye kalkıp tavrınızı koymuyorsunuz? Korkunun ecele faydası yok' diye eleştirdi
ANKARA Milliyet
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'daki bombalama olayının ardından DTP'ye sert çıkarak, "Terör örgütü için 'Siyasi bir örgütlenme' diyen anlayış acaba bu çatı altında ne iş görüyor? Madem siyasi bir örgüt, size ne gerek var? Niçin hâlâ kalkıp tavrınızı koyamıyorsunuz?" dedi.
Erdoğan, AKP grup toplantısında Diyarbakır'daki saldırıda ölenlerin ismini okurken duygulanıp gözlerini sildi. Bazı milletvekillerinin de gözleri doldu. Erdoğan, şu mesajları verdi:
ÖLENİN AĞABEYİ DE ŞEHİT OLMUŞ: Demokrasi, hukuk ve adaletin güçlenmesi, Ankara'nın bütün kurumlarıyla birlikte kalbini Anadolu'ya vermesi, vatandaşımızın devletiyle bütünleşmesi, teröristlerin tabanını kurutuyor. Teröre verilecek en güzel cevap birlik ve beraberliği korumak, kardeşlik duygusuyla birbirine daha fazla kenetlenmektir. Anne ve babalarıyla hafta sonu görüştüğüm şehit çocuklarımız Rıdvan Süer, Eren Şahin, Melek İpek ve Ferhat Mutlu yüreğimizi gerçekten dağladı. Liceli bir ailenin evladı olan Ferhat Mutlu'nun ağabeyi asker olarak şehit edilmişti. Peki o caniler, azmettirenler ne elde ettiler? Hangi ideale hizmet ettiler? DTP'YE ELEŞTİRİ: Karanlık maskeleri indirildiğinde ne söyleyebilirler? Terör örgütü için 'Siyasi bir örgütlenme' diyen anlayış, acaba bu çatı altında ne iş görüyor? Madem siyasi bir örgüt size ne gerek var? Niçin hâlâ kalkıp tavrınızı koyamıyorsunuz? Siz korktukça, kaçtıkça biliniz ki korkunun ecele faydası yoktur, gelip bir gün sizi yakalayacaktır.PKK SONUN BAŞLANGICINA YAKLAŞTI: Terör ve şiddet bir akıl kilitlenmesidir ve bu kilit, er geç kırılacaktır. Terör, toplumdan tecrit olacaktır. Toplumu tedirgin ederek, korku ve kaygı salarak, kaos ortamı oluşturarak akılla bulunacak çözümleri akıl dışı bırakmak isteyenler muratlarına eremeyeceklerdir. Uluslararası uyuşturucu mafyasının maşası olarak onlarla adeta sarmal halinde iç içe geçen bu cinayet şebekesi sonun başlangıcına yaklaşmıştır.VARSA ÇÖZÜMÜN SÖYLE: Hiç kimse ama hiç kimse, meşru zemin ile gayri meşru çizgide aynı anda bulunamaz. İyi niyetli, hakkaniyetli, şiddeti dışlayan herkesin atması gereken adım bellidir. Terörle mücadelede söyleyecek bir şeyi olanlar, bizlere tavsiyesi olanlar, teşhis, tespitten çok çözüme yönelik ne söyleyecekler? Biz, ortak aklı oluşturmaya her zaman hazırız. Varsa çözüme yönelik teklif, biz bunu alır, kabullenir ve uygulamaya da geçiririz. Ama ortada görüneni konuşmak, hiçbir zaman siyaset yapmak değildir. Var mı çözümün, bunu söyle. Yoksa diğeri sadece bütün bu olanları ranta dönüştürmektir. Benim milletim bunu yutmuyor.ÖLENLERİN ADLARI OKULLARDA YAŞAYACAK: Bu millete huzuru, adaleti, merhameti, demokrasiyi, kalkınmayı, refahı çok görenler bu milletin hukukunu korumak için dikkatimizi dağıtmaya muvaffak olamayacaklar. O şehit çocuklarımızın adları ülkemizdeki birçok ilde okullarımızda yaşayacak.TERÖR REDDEDİLMELİ: Meselelerimizi karşılıklı masa etrafında toplanarak çözmenin de en meşru aracı siyasettir. Terörle hiçbir davaya hizmet edilemeyeceği ve hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes çok iyi anlamalı. Terörü bir yöntem olarak onaylayanlar terör eylemlerinin vahşi yüzüne ortak olurlar. Terör her türlü gelişmenin, ekonomik, siyasi ve demokratik açılımın önünde büyük bir engel. Diyarbakır'ın en işlek caddesinde bomba patlatıp, yavrularımızın, sivil ve masum vatandaşlarımızın, güvenlik güçlerimizin hayatına kastedenler nasıl bu bölgeyi, bölge insanını düşünüyor olabilirler?
Gözleri doldu
Diyarbakır'daki saldırıda ölen öğrencilerin adlarını söylerken duygulanan Başbakan Erdoğan, gözyaşlarını silerken bazı milletvekillerinin de gözleri doldu.
'Devletin karanlık bölgeleri kalmayacak'
Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılan Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı'nda "devlet sırrı" kavramı ilk kez tanımlandı. Buna göre, hangi belgelerin "devlet sırrı" niteliğinde olduğuna oluşturulacak kurul karar verecek. Bu tanım dışında kalan ancak bugüne kadar gizli tutulmuş belgeler, Bilgi Edinme Kanunu aracılığıyla öğrenilebilecek.
Tasarıyı, dün AKP grubuna anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuyu istismar edilmekten, devletin faaliyet alanı içinde karanlık bölgeler oluşturacak belirsizliklerden tümüyle uzaklaştırdıklarını söyledi.
Adalet Bakanlığı'nca iki yıllık bir çalışma sonunda hazırlanan tasarıda, "devlet sırrı" kavramı, "Açıklanması veya öğrenilmesi, devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek, anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek ve bu nedenlerle niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgeler" biçiminde tanımlandı.
Tasarıya göre, hangi belgelerin bu tanım kapsamına girdiğine, Başbakan başkanlığında oluşturulacak kurul karar verecek."Sır" ya da "gizli" sayılmayan belgelerin içeriği, Bilgi Edinme Kanunu yoluyla öğrenilebilecek. Devlet sırrı niteliğindeki belgeler, en çok 75 yıl gizli tutulacak.
3 Ykr'lik manevi tazminata tepki
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şehitlere "kelle", terörist Abdullah Öcalan'a "sayın" dediği için 3 YKr'lik manevi tazminat ödemeye mahkum olması nedeniyle yargıya sert eleştirilerde bulundu.
Erdoğan, "Ceza alıyorsam, bu cezaya inanmalıyım. Demeliyim ki 'Bu ceza haklı, çekmeliyim. 'Hukuk bu kadar zedelenmemeli. Eğer ben manevi tazminata mahkum edileceksem, bunun hakkı verilir. Yoksa nefislerimizi tatmin için bu tür kararlar verilmez" dedi.
Erdoğan, AKP grup toplantısında, 3 YKr ceza almasını şöyle değerlendirdi:
"Siyasetçiye hakaret, hep 'ağır eleştiri' olarak değerlendiriliyor. Ben, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyım. Şahsımla alakalı dava açıldı. Neymiş, birisine 'sayın' demişim. Bundan dolayı açılan dava da, 3 kuruşluk manevi tazminat davası. Niye? Acaba diğerleri tutar mı tutmaz mı? Şu olaya bak, 3 kuruşluk manevi tazminat. Ne demek bu? 'Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı ben manevi tazminata mahkum ettirdim'. Olmaz böyle şey."
Almanya'daki yayın
Erdoğan, Almanya'da Alevi vatandaşları rencide eden bir yayın yapılması konusuna değinirken, inanç, fikir, ifade ve yayın özgürlüklerinin, kültürler arası diyalog ve hoşgörüyü geliştirecek şekilde kullanılması gerektiğine inandıklarını belirtti. Erdoğan, "Hiçbir medya mensubu kalkıp da benim özgürlük alanıma giremez, saldıramaz, hakaret edemez."