
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
"Bekâra karı boşamak kolay!"
ESKİ bir dostumuz vardır, oldum olası "muhalif"tir. Kime muhaliftir?
Bize muhaliftir...
Biz, iktidarda olanları eleştirince, hemen onlardan yana tavır koyar, dilinden hiç düşürmediği laf da şudur:
"Yahu bu adamın söylediği doğru bir laf ya da yaptığı iş yok mu?"
Demirel için de, Özal için de, Tayyip Erdoğan için de hep aynı laf:
"Hiç mi söylediği doğru bir laf yok."
* * *
PAZAR sabahı telefona sarıldık:
"Gözün aydın, Başbakan'ın doğru bir laf etti..."
"Ne demiş?"
Anlattık...
* * *
DİYARBAKIR'da Baro Başkanı, "Kürt sorunu için bazı açılımlar yapılmalı!" demiş...
Başbakan da Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu'ya sormuş:
"Sen Başbakan olsan, benim yerimde olsan, ne yapardın?"
"Anadilde Kürtçe eğitim, Kürtçe seçmeli ders olmalı, üniversitelerde Kürtçe edebiyat bölümleri açılmalı."
* * *
ARKADAŞIMIZ Önder Yılmaz'ın yazdığına göre, Başbakan gergin bir ifadeyle, Baro Başkanı'na sormuş:
"Türkiye'de sadece Kürtler yok, yarın Çerkezi de, Lazı da isterse ne olacak? Herkes talep edecek. O zaman birlikteliği nasıl sağlayacağız?"
Başbakan'ın "Gürcüleri" de eklemesi gerekirdi, çünkü kendisi 2004 yılında Gürcistan gezisinde, "Biz Batum'dan Rize'ye göç etmiş bir Gürcü aileyiz" demişti.
* * *
NEYSE, şimdi gelelim Başbakan'ın dört dörtlük, okkalı lafına...
Bakın ne demiş, "anadilde Kürtçe eğitim isteyen" Baro Başkanı'na:
"Söylemek kolay, biz de bir laf vardır, sorumluluk mevkiinde değilsen, ateş serbest... Bekâra karı boşamak kolay!"
Kusura bakmazsa, affına sığınarak, bir deyimi de biz hatırlatalım:
"Haa şöyle imana gel!" derler.
* * *
SİZ de bir zamanlar öyle değil miydiniz Sayın Başbakan!
Bekâra karı boşaması gibi, atıp tutmaz mıydınız?
"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir demek koskoca bir yalandır..."
Demez miydiniz?
"Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, diye... Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek."
Demez miydiniz?
"Demokrasi amaç mı araç mı? Burada bizim bir ayrılığımız var, demokrasi bir araçtır, amaç değildir."
Demez miydiniz?
"Hem laik, hem Müslüman olunmaz... Ya Müslüman olacaksınız, ya laik!"
Demez miydiniz?
* * *
BUNLAR da sizin bekârlık günlerinizden kalan laflarınız, şimdi "devlet"le evlisiniz. "Ben o lafları bekarken söyledim!" diye bir mazeret, siyaset pazarında pek müşteri bulmuyor.
Hem kusura bakmayın ama, bazı sloganlar üretip size balla, kaymakla yutturuyorlar, yutunca tadını alıyorsunuz ama, nafile...
Bu son yutturulanlardan biri de "Farklılığımız zenginliğimizdir" lafı...
Lakin yutup tadına varamadığınız anlaşılıyor.
* * *
DİPNOT: Milliyet'in Okur Temsilcisi/Ombudsman Derya Sazak, yazılı bir tartışma sırasında, kendisini, "bize karşı suskun kalmakla suçlayanlara" verdiği yanıtta, "Suskun kalmak isteseydim, sayfanın manşetinde olayı irdelemezdim" diyor.
Elbette, başka ne bekliyorduk ki!
Hikâye malum, oduncu, elinde balta, ağacın gövdesine indiriyormuş, bakmış ağaç ağlıyor, üzülmüş:
"Canın acıyor değil mi? Ama ne yapayım, hayat böyle, seni keseceğim, odun yapacağım, satacağım, çoluk çocuğumun nafakasını çıkaracağım!"
Ağaç içini çekmiş:
"Canımın acıdığından değil, elindeki baltanın sapı benden, ona ağlıyorum."
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe