Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Ocak 2008 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Takvimden bir yaprak daha...

Görüş / Bülent Buda

Yaşam giderek eskidikçe ne denli çok şey birikiyor arkanızda. Yanlış anımsamıyorsam 1959 yılıydı. Ben 17, Doğan Abi (Emültay) 33 yaşındaydı. İzmirspor’u falan bitirmiş, bizim yanımıza Kalespor’a artık oyun oynamaya gelmişti. Halkın ağzıyla işi bitmiş de denilebilirdi. ''Sevgili Nalan böylece sen de son yazına koyduğun başlığın yanıtını'' alıyorsun. Sporda iş bitince, oyun başlıyor. Biz de Doğan Abi’yle oynadık bir yıl, yan yana dirsek temasıyla, iki solak... Ben 5, Emültay 6 numaraydı. Sol ayağını özenle topu incitmeme kaygısıyla, alabildiğine zarif kullanırdı. Hocamız da Halil Bıçakçı. Yani anlayacağınız, futbolcuyla hocası yaşıt! Bir de muhteşem kapışmaları var futbol üzerine. O zamanlarda ayağını kullananlar, yumruklarını kullanmasını bilmezlerdi. Sadece söyleşerek kapışırlardı. Doğan Abi İngiliz futbolunun hastası, Halil Hoca da Macar futbolunun tutkulu sözcüsüydü. Yapıcıoğlu Tombul Hüseyin’in kahvesinde, Fuar’da Villa Çay’daki sohbetler, Halil Hoca’nın elinde nargilenin marpucu, Doğan Abi’nin ağzında uzun yıllar ondan yoldaşlığını esirgemediği piposu... Ve de sonra yine hep yaklaşık 50 yıl daha futbol, kesintisiz, var olmanın gerçek nedeni. Ne güzel bir duygudur, dahası yaşam nedenidir bir insanın son soluğuna dek sevdiği işi yapması ve de ara sıra eğlenme niyetine onunla oynaması.
Şöyle böyle bir yıllık aradan sonra, üstelik yılın ilk yazısı Doğan Emültay’ı yitirişimizle buluştu sanki. Onun kuşağı bayağı seyreldi. Kalanları olanaklı olsa, bilmek isterdim. Bir kaç yazım var yıllar önce gidenler nedeniyle. Tarık Gençay, Seyfi Talay, Cengiz Kocatoros. Onlar doya doya, herşeyi bütünüyle yaşayamadan erken yolculukları yeğlediler. Doğan Abi dibine kadar yaşadı herşeyi. Ne mutlu ona son yolculuğuna sevinçle çıkmış olmalı. Işıklar içinde yatsın.
* * *
Hafta sonu TFF 1.Lig’de ikinci yarı başlıyor. Tabii bizim de tribün mesaimiz. Karşıyaka’nın, Altay’ın İzmir’de yitirdiği puanlara bakınca düş kırıklığı diyebileceğimiz bir ilk yarıydı. Yine sorgulanmaya başlayacağız stadyumların önünde ''Abi ne olacak bu halimiz?'' Onlar da biliyor bu gidişten bir şey olmayacağını. Ama yine de soruyorlar. Bir türlü aşılamayan temel sorun para. Yeni bir şey değil, yılların birikimi. Gelen de üstüne koyuyor, eksiltemiyor bir türlü. Bu futbol piyasasına baktığınızda çok mu? Karşıyaka ile Altay’ın borçlarını toplayın, Fenerbahçe’nin bir yabancı futbolcusu etmiyor. Tiraji-komik bir durum. Neyse, Altay yine de bir biçimde toparlanabiliyor. Bence seçenekli, rekabete açık bir kadroları var. Verimli denebilecek bir ikinci yarı hazırlık dönemi geçirdiler. Ciddi, sıkı maçlar oynadılar. İlk 5 maç Sırat Köprüsü gibi. Az kayıpla geçerse, kendine gelir, yolculuğunu sürdürür. Karşıyaka için benzer sözleri söylemek olanaksız. Kadro dar ve seçeneksiz. Bilinen nedenlerle de eldekini güçlendiremiyorlar. Bir de tuhaf şeyler oluyor. Bu tuhaflıklar içinde futbolcuların ruhsal yapısını bir düşünün. Zor günlerden geçiyorlar. Kolay gelsin.

egespor@milliyet.com.tr








EGE
Köpeğinizi strese sokmayın
Takvimden bir yaprak daha...
Emeklilik hakkında her şey
Şair Eşref’te yaya yolu kötü durumda
Karataş’a da katılmıyorum
İran gazı kesti Aliağa hatırlandı





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

   
© 2006 Milliyet