Kınamayın, kına yakın
"Türkiye'de Futbol Fanatikleri Sosyal Kimlik ve Şiddet'' konulu bir araştırma yapıldı, ama rağbet görmedi medyadan...
Okuyucusuyla, izleyicisiyle yüzleşmek, onların keyfini kaçırmak istemediler belki!
Neyse biz sonuçlara bakalım:
Bir kere holiganizmin yaşı var... Bu futbol delilerinin yarısı 30-40 yaş arası. Yani buluğ çağını aşıp iş ve aile sorumluluklarını hissetme çağı.
Her şeyimiz ters ya... Holiganımız da olgun yaşta.
Yine holiganların yarısı orta okul mezunu... Fen bilgisi, matematik, tarih, coğrafyadan nasiplenmiş insanlar. Tahmin ettiğimiz gibi zır cahiller kırmıyorlar stat lavabolarını. Yüzde 11.7'si de üniversite mezunu ki, ileride genel müdür falan bile olabilirler.
Göçmen tekeli
Aralarında en az "memur" var. En zor geçinen, en çok çıldırması gereken kesim en masum. Holiganların bir çeyreği işçi bir çeyreği esnaf çırağı yaklaşık. İkisini toplayınca yarısı. Nasıl bir sosyal sonuç çıkar bu orandan?Bence holiganizm, metropol göçmenlerinin tekelinde ülkemizde.
Ve mutlaka ikinci nesil...
Çünkü büyük kentlere ilk göçenler, Anadolu'nun vakur ve mütedeyyin tavrını ömür boyu sıyıramazlar üzerlerinden. İkinci neslin ise ne feodal denetimden haberi var ne de gelecek ümitleri. Beleş biletle gittikleri stadın lüks malzemeleri, başkasının olan sevgili gibi...
Bir yanlış bilgi daha:
"Alkol her musibetin başı"!
Hayır... Holiganların yüzde 70'i maça giderken ayıklar. Zaten dünyada en çok haksız eleştiri alan bir malzeme şu alkol. İnsanı zıvanadan çıkaran içki değil ki; insanın zaten zihninde olan potansiyeli. Alkol sadece frenleri ıslatıyor, adamın ne mal olduğu ortaya çıkıyor.
Ve tüm holiganların yüzde 95'i her hangi bir yerde bile takımı aleyhine laf söylendiğinde "gerekeni yapacağını" deklare ediyor.
Tipik bir Türkiye paradoksu... Adam aç kalır sesi çıkmaz, takımı eleştirene dayanamaz.
Manşet olmalıydı
İşte size müthiş bir veri bankası.Peki, ne oldu bu araştırmadan sonra?.. Koca bir hiç.
Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksek Okulu'ndan Yrd. Doç. Dr. Ziya Koruç, Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu'ndan Yrd. Doç. Dr. Perican Bayar ve Antalya Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan tarafından gerçekleştirilen ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından futbol sahalarına girişleri yasaklanmış, en küçüğü 11, en büyüğü 67 yaşında olan 896 holiganla yapılan bu araştırma bence manşetlerde olmalıydı. Kültür bakanlığı, spor bakanlığı, sosyal yardımdan sorumlu bakanlık, birçok genel müdürlük harekete geçmeliydi. Kulüpler Birliği fon ayırmalıydı araştırmayı derinleştireceklere.
Sorarsanız, herkes kınıyor futbol terörünü. Ama kılını kıpırdatmıyor. Gayret gösterenler ise iltifat görmüyor.
Bir yandan "kınıyoruz", bir yandan "kına yakıyoruz".
Siyaseti 'sindirmek'
En gözü kara "iktidarperver" bile itiraf ediyor yeni Futbol Yasası'na eklenen "bir ay içinde seçim" maddesinin Ulusoy'u indirmek için siyasi bir tasarruf olduğunu.
Haluk Bey'in gitmesi iyidir, kötüdür ayrı mesele.
Lakin Sayın Bakan Başesgioğlu "Büyük bir özveri" olarak değerlendirse de FIFA'da kalabilmek için gerekli olan kanuna tutuşturulan "Bir de şu Ulusoy'dan kurtulalım" maddesi, aynı FIFA ile başımızı belaya sokmasa bile futbolumuzda yarattığı karmaşayla tarihe geçti.
Özeti şudur:
FIFA, Federasyon'a müdahale imkanı veren eski kanunu değiştirin dedi. Bu kanun revize edilirken en ağır müdahale geldi siyasetten.
Blatter'e yedirirlerse iyi... Ama yutmazsa feci gelişmeler bekliyor futbolumuzu, kulüplerimizi, Milli Takımımız'ı...
Mahkeme kapılarında sürünüp kayyumlarla iş yürütmek de cabası.
Gelelim yoruma:
Aslında yorum da değil; sadece tespit.
Futbol gibi uluslararası mercek altında, basının ve kamuoyunun gözü önündeki bir spor dalında "beğenmediği başkanı alaşağı etmek için" her türlü kaosu ve riski göze alabilen bir siyaset, acaba daha gölgedeki branşlarda neler yapmaz?
Kamuoyuna sinen intiba budur.
Bizler de alışıyoruz belki.
Mesela Başbakanlık müfettişleri tarafından görevden alınması için rapor hazırlandığı halde yerini koruyan ve Dünya Şampiyonu Semih Saygıner'i sporu bırakmaya zorlayan Bilardo Federasyonu Başkanı'na hayret etmiyorum artık.
Sivas şampiyon olacaksa...FIFA resmi internet sitesinde ne isim koymuşlar Sivasspor'a?..
"Öldürücü dev"!
Bizi, Anadolu'yu bu kadar tanıyorlar tabi.
Belki de hayal dünyaları dar.
İlla fantezi yapmak istiyorsan, "Yeti" yakıştırması yaparsın Sivasspor'a... Hani şu efsanevi kar adamı. Güçlü kuvvetli... İri yarı...
Ama gücünün asıl kaynağı, "keskin soğuk- amansız kar"!
Öyle bir "kahraman" ki Yeti, yaşadığı yere gelen kafadan kaybediyor zaten. Eli ayağı donmuş, yürüyecek hali kalmamış maceraperestler mi yakalayacak Yeti'yi?
Evet... Sivasspor şampiyon olacaksa şayet, mevsim normalleri en büyük "destek".
Ayrıca anasının ak sütü gibi helaldir bu avantajı.
* * *
Fikstüre bakarsanız dört büyüklerden ikisi yanmış... Daha doğrusu donmuş.
13 Ocak Trabzonspor'un Sivas'ı ziyaret tarihi, 27 Ocak Fenerbahçe'nin...
Ocak'ta altına mangal koymadan çalışmaz kamyonlar Sivas'ta.
Beşiktaş sevinmesin... 6 Nisan'da da ilikleri donabilir insanın.
Ben Sivas'ta bir kere -27 gördüm yıllar önce... Tam da Fenerbahçe maçı tarihlerine denk gelen günlerde. Şubat başıydı. Gece yarısı falan da değildi. Hemen hemen Süper Ligimiz'in geciktirilmiş maç saati... Otelin karşısındaki büfeden sigara almaya gidip gelirken nefesim tükendi.
Böyle havalarda eforlu iş yapanlarda ölüm bile görülebilirmiş bilesiniz.
Ben demiyorum Prof. Ahmet Özdoğan söylüyor.
* * *
Kayseri'deki kupa soğuğu cümle plaza medyasının dudaklarını uçuklattıktan sonra Faik Çetiner'in Stadyum'una bağlanan sayın Özdoğan, alışkın olmayanların vites küçültmesi gerektiğini bilimsel olarak açıkladı geçenlerde. (Konu dışı ama çok önemli bir noktaya da dikkat çekti; en büyük risk altındaki grubun 40 yaş civarındaki hakemler olduğuna değindi sayın prof.)
Yani Trabzonspor, Fenerbahçe hatta Beşiktaş, "buz kramponlarını" takıp "Yeti"ye yem olmamak için en ekonomik şekilde oynayıp çok gol yememeye çalışacaklar 1200 rakımlı Sivas'ta.
Böyle bir oyun, şablonlarına ne kadar uyar ya!..
Eksi 20'lerde Yattara'yı düşünebiliyor musunuz?.. Veya tropik Rio Plajları'ndan yetişmiş Brezilyalı Fenerbahçeliler'i?
* * *
"Ertelensin" önerilerinizi duyar gibiyim.
Öyle beleş var mı?
Şükrü Saraçoğlu'nun kapasitesini Sivas Stadı'na indiriyor musunuz siz İstanbul'daki maçta?
Trabzon seyircisine "ağırdan alın" diyor musunuz?
Her takımın fiziksel, doğal, parasal, sosyal avantajları kendine. Her takım sonuna kadar kullanacak üstünlüklerini. İlk yarıda kendi sahasında "9'da 9" yaparken elinde ne varsa beş futbolcu ve "hava üstünlüğü" eklendi Sivas futboluna.
Sıcağıyla, soğuğuyla, imkansızlıklarıyla Sivas'ın kahrını çeken Sivasspor, alıştığı ortamda bir güzel oynayacak.
Belki de bu yüzden Şampiyon olacak!
eguven@milliyet.com.tr

Cafe