
Sedat ERGİN
Cumhurbaşkanı: Doğruları söylemekten kaçınmam
Gül, "Gerçekten birileri doğruyu söyleyemiyorsa, doğrular varsa, benim pozisyonumdaki insanın sorumluluğu bunları söylemesidir" dedi. Cumhurbaşkanı Gül'ün açıklamaları özetle şöyle:
BUSH'A "İSİM BIRAKABİLİRSİN" DEDİMBaşkan Bush ile görüşmemizde kendisi Orta Doğu gezisine çıkacağı için bölgedeki gelişmeleri ele aldık. Ben, kendisine biraz zorlama yaptım, "Bu bir fırsat, 2008 yılı senin son yılın olabileceği gibi senin isim bırakabileceğin bir yıl da olabilir" dedim... O da "Herkes bizden bekliyor" dedi... Benim gördüğüm, pek çok Arap lideri de Bush için "içi dışı bir" diyor. Bush'a karşı bir şeyleri (güven anlamında) var. "Böyle bir fırsat var, çok adil davranırsanız bu yankı bulur" dedim. O da "herkes bize yardım etsin" havası içinde.
CONDİ'YE DEDİM Kİ
Bu ziyaret Amerika ile çok büyük çıkarlarımız olduğunu gösterdi, hatta ben şunu söyledim... Bunu sık sık Condi'ye de (Condoleezza Rice) söylerdim: Alın bir kâğıt şuraya yazın: En çok hangi konularla ilgileniyorsunuz? Biz de yazalım... Bakın ne çok müşterek var. O kadar çok müşterek şey var ki; Afganistan, Irak, Orta Doğu, Kafkaslar, Lübnan, Kosova, terör, say say bitmiyor... Başka hangi ülkeyle bu kadar olur ki?
DİNLEMEYİ ÇOK İYİ BİLEN BİR HANIM
Dışişleri Bakanı Rice ile çok iyi çalışıyoruz. O gün de söyledi, yani "Sen havaalanına giderken bana arabada anlattıydın şunları bana, hâlâ unutmam falan" dediği şeyler oldu... Dinlemeyi çok iyi bilen bir hanım. Saatlerce anlattığım oldu. 'Arabada bana anlatmıştın, unutmadım' diyor.
TÜRK VE AMERİKAN ASKERLERİ GÜVEN İÇİNDE ÇALIŞIYORLAR
"Amerikan tarafından operasyon ne zaman bitecek gibi bir soru geldi mi?" sorusu üzerine: Hayır, gelmedi... Önemli olan kararın verilmesidir, ondan sonrası işin doğası gereği yürür. Önemli olan askerlerimiz arasında gayet şeffaf ve karşılıklı güven içinde bir ilişkinin olmasıdır.
BUSH BANA SÖZ BIRAKMADI
Hedef PKK'yı etkisizleştirmektir. Başkan Bush, görüşmeden sonra içeride ne söylediyse aynen dışarıda da onu anlattı. Yani bana söz bırakmadı demek istiyorum...
BAKSANA HİLMİ PAŞA NE DİYOR?
"Geçen 'eve dönüş yasası' istenen sonucu vermedi. Bu kez ne olur?" sorusu üzerine: Bizim her şeyi düşünmemiz lazım. Baksana Hilmi Paşa neler söylüyor, baksana eski komutanlar neler söylüyorlar? Öyle değil mi? Bizim bütün amacımız yeni bir kayıp daha vermeyelim...
HAMASET YARIŞI TEHLİKELİ
Onun için bu konularda birbirimizle hamaset yarışı yapmamız doğru değil; ben daha vatanseverim, ben daha milliyetçiyim, ben daha çok, sen daha az gibi... Bunlar tehlikeli işler. Çok soğukkanlı olmamız lazım. Ben gerçekten Türkiye'de çok iyi bir dönemin olduğunu düşünüyorum. BİRİLERİ SÖYLEYEMİYORSA, DOĞRULARI BEN SÖYLERİM
Eve dönüş yasası hakkındaki bir soru üzerine: Tabii, bunlar hükümetin işi. Ne yapacaklar, ne olacak, bilmiyorum. Ama ben bu pozisyonumla, ben popülist olamam... Benim tek sorumluluğum, gerçekten birileri doğruyu söyleyemiyorsa, varsa doğrular benim pozisyonumdaki insanın bunları söylemesi ve götürmesidir...
GÖREVİM HARMONİ SAĞLAMAK
Sadece eve dönüş yasası konusunda değil, ben genel söylüyorum. Türkiye'nin önemli problemi, bu terör problemi olur, başka bir problem olur, Kıbrıs olur, başka bir problem olur öbürü olur, bu olur... Ne ise bu konularda doğru olanları söyleyebilmek, yardımcı olabilmek herkese ve bu konuda ortak bir anlayış ve harmoni sağlayabilmektir görevim. Zaten Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'dan gelen gelen görevi de bu...
DEVLET KURUMLARI ARASINDA İŞBİRLİĞİNİ SAĞLARIM
Yoksa tabii ki kararı alanlar esas ne yapılmasına karar verecek, siyasi sorumluluğu olan kişiler olacaktır, başta hükümet... Ama Türkiye'nin yararına neyse, iyi bir anlayışı, çalışma ortamını, devlet kurumları arasında işbirliğini sağlamak, bunun için hiçbir şeyden sakınmadan ne gerekiyorsa bunu yapmak kararındayım ve bu olduğunda Türkiye'nin aşamayacağı sorun yoktur...
ŞU ANA KADAR İYİ GİDİYOR
("Bulunduğum pozisyonda, üzerimde popülist bir baskı da yok, oy baskısı da yok, doğruları nasıl görüyorsam bu doğruları söylemekten imtina etmem" diyorsunuz) hatırlatması üzerine: Evet... Bir de devlet organları arasında Anayasa'nın istediği harmoniyi, güzel çalışma işbirliğini sağlamak için en üstün gayreti göstereceğim... Şu ana kadar iyi gidiyor... Ne kadar başarılıyım, onu siz takdir edersiniz, halk takdir eder, ama arzum, niyetlerim, gayretlerim bu yönde.
DDK'YI DEVREYE SOKARIM
İddialar gelirse Devlet Denetleme Kurulu'nu (DDK) tabii ki devreye sokarım. Gelen ihbarların gereği yapılıyor. Şimdiye kadar nasıl kullanıldıysa, nasıl kullanılması gerekiyorsa öyle kullanılacaktır. DDK tabii ki görevini yapacaktır. Ama şimdiye kadar önemli bir şey olduğunu zannetmiyorum.
İZLENİMLER
Cumhurbaşkanı Gül, New York'ta bulunduğu süre içinde boş olduğu tek akşamı heyetteki bakanlar ve eşleriyle birlikte bir Çin lokantasında geçirmeyi tercih etti. Gül'ün tercihi, New York'un en ünlü mekânlarından biri olan Mr. Chow oldu. Mao zamanında Çin'i terk edip Batı'ya kaçan Mr. Chow'un Londra, Miami ve Beverly Hill'de ve New York'ta 2 tane olmak üzere kendi adını taşıyan 5 lokantası var. Mr. Chow'un restoranları tanınmış sanatçıların, film yıldızlarının da sıkça uğradıkları mekânlar. ABDULLAH GÜL YÜRÜYÜŞ YAPAMAMAKTAN ŞİKÂYETÇİ
Gül'ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra en önemli şikâyetlerinden biri, yürüyüş yapmaya yeteri kadar zaman bulamaması. New York'ta ünlü Central Park'ın hemen karşısındaki Ritz Carlton Oteli'nde kalmasına karşılık, parkta yürüyüş yapacak zamanı bulamamasından hayıflandı. Gül, cumhurbaşkanı olduktan sonra da yürüyüşlerini kaçırmamaya önem veriyor. Kilosuna dikkat eden ve ABD'ye giderken diyetisyenini de yanında götüren Gül, "Özel bir diyetim yok. Sadece dikkat ediyorum. Kilom da aynı. Birkaç günlük farklar oluyor, o kadar" şeklinde konuştu.
GÜL VE ÇANKAYA'DAKİ ŞARAP MAHZENİ
Gül'ün ABD dönüşü uçakta gazetecilerle sohbeti sırasında Çankaya Köşkü'ndeki şarap mahzeni de gündeme geldi. Gazeteciler mahzendeki 5 bin şişe şaraptan 3 bin şişenin içilemez olduğu yolundaki haberleri hatırlatınca, Gül "bilmiyorum" demekle yetindi. Gül, gazetecilerin şarap mahzeniyle ilgili soruları karşısında kendisini bu konuyla irtibatlandırmamak için azami çaba sarf etti, "Mahzenden bilginiz var mı?" sorusuna bile "Uzman arkadaşlar, görevliler ilgileniyorlardır" demekle yetindi.
KİM DAHA ÇOK KİTAP OKUYOR?
Gül, TV dizileriyle arasının iyi olmadığını, dizileri daha çok eşi Hayrünnisa Gül'ün izlediğini anlattı. Ama hemen ardından şu sözleriyle eşine çiçek atmayı ihmal etmedi: "Bunu söyledim diye onu bütün gün TV başında oturuyor sanmayın. Hayrünnissa benden çok kitap okuyor. Baş-ucunda hep 4-5 kitap vardır. Ben 2 kitap okuduysam, o 5 okur. Ben ona çok okuyorsun diye takılırsam, bana "kıskanıyorsun" diye kızar..."
TAKSİCİLERİN ÇAYI İYİDİR
Gül, bazı akşamlar eşiyle yakınlarını ziyarete giderken, tanınmamak için Köşk'ten sivil plakalı taksiyle çıktıklarını da anlattı. Gül, geçenlerde ziyaret ettikleri bir evin taksi durağının tam karşısında olması nedeniyle çıkışta durağa uğrayıp şoförlerle çay içtiğini de aktardı ve ekledi, "Taksicilerin çayı iyi olur..." Böylelikle Kemal Derviş'in başlattığı taksi durağı ziyareti geleneğini Gül de sürdürmüş oldu.HAYRÜNNİSA HANIM VE LAURA BUSH
Hayrünnissa Gül, Milliyet'e Beyaz Saray'da Laura Bush'la yaptığı görüşmenin çok olumlu bir havada geçtiğini anlattı. Bayan Gül, izlenimlerini anlatırken "Yaklaşık 45 dakika sürdü sohbetimiz. Çok geniş konulara değindik. Kendisini Türkiye ile ilgili konularda da çok bilgili gördüm. Geçen yıl Türkiye'de meydana gelen olaylar konusunda da bilgiliydi, bizi tebrik etti. Bize ayrıca Beyaz Saray'ı da gezdirdi" diye konuştu. Hayrünnisa Gül, gazetelerde Washington'da bir lokantada yediği yemekle ilgili çıkan haberlerden duyduğu rahatsızlığı da gizlemedi.
GÜL VE GAZETECİLER
Cumhurbaşkanı Gül'ün gezisinde ABD'ye beraberinde götürdüğü gazeteci grubu şu isimlerden oluştu: Sabah, Zaman, Vatan ve Star Genel Yayın Yönetmenleri Ergun Babahan, Ekrem Dumanlı, Tayfun Devecioğlu ve Mustafa Karaalioğlu, Yeni Şafak Başyazarı Fehmi Koru, Hürriyet ve Türkiye Ankara Temsilcileri Enis Berberoğlu ve Nuri Elibol, Milliyet'i Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin temsil etti.
Dönüş yolundaki sohbetin en ilginç konularından biri, Cumhurbaşkanı'nın, Fehmi Koru'nun uzun yıllar ağır yazılar yazdığı Bilderberg toplantısına katılmasıyla ilgili olarak yaptığı yorumlardı.

Cafe