Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Ocak 2008 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İzmir’e sahip çıkmak

Benim Gözlü¤ümden / Nihat Demirkol

Küçük bir araştırmayla bir kere daha anlıyoruz ki, ''İzmir sahipsizdir...'' bazılarınız, ''Şimdi durup dururken bu da nereden çıktı?'' diyeceksiniz. Anadolu coğrafyasının herşeyini alsanız elinden, sadece bu topraklarda saklı kültür mirası, üzerinde yaşayanları onurlandırmaya ve âbâd etmeye yeter. En eskiye tarihlenenden, elimizi uzattığımızda dokunabildiğimiz Osmanlı’ya kadar uzanan ve saymakla tükenmeyecek bir hazinenin üstünde oturuyoruz. Anadolu’nun son sahibiyiz; hepsine sahip çıkmakla, hepsini korumakla, hepsinin kıymetini bilmekle, hakkını vermekle yükümlüyüz. ''Hepsinin tadına varmak ve bu varlıktan yararlanmak ise sadece basiret ve becerimize kalmış''; işte burada tıkanıyoruz! Ben sadece fikrime takılan bir kesit paylaşacağım ve meraklısından yardım isteyeceğim.
* * *
Geçen kasım ayında yazdığım bir yazıda, ''Düşünüyorum da, atmaya gelince mangalda kül bırakmayan hemşerilerimizden kaçı İzmir Mevlevihanesi’nin yerini biliyor? Ondan da geçtim; kaç kişi, geçmişimize sahip çıkmadıkça, geleceğimizi de kaybettiğimizin farkında?'' diye sormuştum. Pek kimseden ses çıkmadı. Seçilmişlerle ve atanmışlarla konuştuk. Bazı dostların resmi-gayrıresmi bilgisine, bazılarının mütevazı araştırmalarına, bazılarının ise babadan-dededen kalma hatıralarına müracaat ettik. Elimizdeki ilk bilgi, Mevlevihane’nin İkiçeşmelik Mevkii’nde, yokuşun sonuna doğru, Kılıcı Mescidi’nin bulunduğu yerde olduğu yönündeydi; doğrulanamadı. Diğer bir tarif, 1920’lerde Mevleviler’in, ''Bahri Baba Parkı''nın üst taraflarında bir yerde toplandıklarını duymuş olan bir büyüğümüzün naklettiklerine dayanıyordu; hâlâ araştırıyoruz. Naci Gündem’in hâtıralarında ise (Günler Boyunca, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı Dizisi no. 30 sayfa 110), ''Mevleviler’in, Kadifekale’nin alt kısımlarına rastlayan bir mevkide gayet güzel bir tekkeleri vardı...'' cümlesine ulaştık. Yani ilk turun sonucunda biraz dağınık vaziyetteyiz.
* * *
Beni asıl üzen ''sahipsizlik.'' Bahsettiğimiz bu coğrafyaya yayılmış bütün Mevlevihaneler içinde sadece ''İzmir Mevlevihanesi''ne ait ayrıntıların buharlaşmış olması. ''Konya, Yenikapı, Galata, Afyonkarahisar, Gelibolu, Çankırı, Manisa, Eskişehir, Konya, Kilis, Tokat, Bursa, Samsun....'' ve daha pek çok ilimizdeki bu tarihi mekânlara birileri zamanında sahip çıkmış. Kimi müze, kimi kütüphane olarak korunmuş. Kimi derneklere, kimi vakıflara, kimi üniversitelere emanet edilmiş. Kimi ince ince restore edilmiş, kimi elden geçirilmiş, kiminin projesi hazır bekliyor. Bazısının temelleri, yıkıntıları kalmış elde, bazısının fotoğrafı, çizimleri, bazısının ayrıntılı plânları mevcut. Bir kısmını sivil toplum örgütleri, bir kısmını web siteleri, bir kısmını süreli yayınlar sahiplenmiş. Paneller, araştırmalar, yayınlar; herkes bir ucundan yakalamış, bir şeyleri gün ışığına çıkartmaya çalışıyor. Terk edilenlerin ömrü doğal olarak kısa sürmüş. Meselâ Samsun Mevlevihânesi yola kurban gidince geriye ‘Mevlânâ Yolu’ tabelası kalmış; ama Tokat’taki müze, Kütahya’daki ise Dönerler Camii olarak yaşamaya devam ediyor. Sadece Anadolu’da değil, Kahire, Kudüs, Halep, Şam, Saraybosna, Filibe, Üsküp, Atina, Girit, Peç, Trablus gibi şehirlerde bile şimdi çok farklı işlevler üstlenmiş Mevlevihaneler olduğunu görüyoruz. Kıbrıs’taki ve Saraybosna’daki Mevlevihaneler müze, Girit’teki çocuk yuvası, Filibe’deki ise lokanta olarak kullanılıyor. Meskene dönüştürülmüş ve içinde bir ailenin yaşadığı mekânlar bile var. Ama İzmir Mevlevihanesi’nin yeri bile meçhul!
* * *
İzmirli bu kadar umursamaz ve duyarsız olmamalı.
Ben işin peşini bırakmayacağım. Elinde, konuya ışık tutacak en küçük bir ''kırıntı'' olan dostlardan haber bekliyorum bu köşede. (nihatdemirkol@farkyaratan.com) Bilgi, belge, anı, fotoğraf, eşya ne varsa beni haberdar ediniz; Gelin el ele verelim. Biz de ''İzmir Mevlevihanesi’ni bir müze olarak ayağa kaldıralım. Bir Tasavvuf Musikisi ve Araştırmaları Merkezi''ne dönüştürelim. Haydi!


ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
İzmir’e sahip çıkmak
Kesinti kabusu daha ne kadar sürecek?
Afet hastanesi fikri doğru mu?
Nafiz Zorlu ve Mehmet Şen





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

   
© 2006 Milliyet