Haydi kongreye!
Şu federasyon işleri canımı sıkıyor. Türk futbolu saha sonuçlarını bir yana koyun, kurumlaşma, kurumsallaşma, markalaşma ve endüstriyel değerlerini artırma konusunda yerinde sayarken, keyfe göre sık sık yenilenen yasalarla sürekli kaos ortamına sürükleniyor. Belki de belirsizlikleri, çatışmaları, kavgaları, derin kulisleri futboldan daha çok seviyoruz... Bunun da futbolla az çok ilgili bir yanı var... Ne de olsa ikisi de ayak oyunu. Biliyorsunuz, FIFA'nın dış müdahaleleriyle korumaya çalıştığı, beceremediğimiz ve bir türlü doğru anlayarak hayatımıza katamadığımız özerklik kavramı yaralı bereli , yıpranmış ve yorgun biçimde yeni bir yasayla önümüze konmuş durumda.
Yasanın mahkeme kararıyla gündeme oturan genel kurul toplantısı, kayyum eliyle gerçekleştirilecek hafta sonunda.
Şayet o genel kurulda federasyon seçimlerinin yenilenmesi kararı alınırsa, 15 gün içinde seçim yapılacak.
Seçimle dört yıl için işbaşına gelmiş Haluk Ulusoy yönetimine karşı "yasal darbe" senaryosu gerçekleştirilecek.
Al yanaklı çocuklar!
Anlaşılan o ki siyasal rövanş haline getirilen "Haluk Ulusoy'u indirme stratejisi" futbolun derin ve ince ku-lislerinde dolaşan "al yanaklı çocukların da katılımıyla" başarı sağlayacak. Bunda elbette siyasetin etkin rolü var. Belediye kulüpleri ile belediyeler tarafından desteklenen kulüplerin rolü var. Devletten sürekli destek, teşvik, vergi indirimi vergi affı sağlayan kulüplerin rolü var. Hepsi de siyasetin şemsiyesine sığınmış futbol dünyamızdan başka ne beklenebilir ki!Onlar, sporun ilkelerine, kendi kendini yönetme erkine, sportif kültüre ve bağımsız, özgür kişiliklere sahip olsalar, durum hiç de bugünkü gibi olmazdı. Yasayı daha tasarı aşamasındayken engeller, kendi gerçeklerinden yola çıkarak çağdaş bir yasa tasarısı ile parlamentonun kapısını çalarlardı.
Hayır öyle yapmadılar. Yapamazdılar... Birincisi, hepsi de ortadaki kaostan en kârlı çıkmak için yarıştılar. Günlük kaygılarından ve kulüplerdeki kendi iktidarlarından başka ideallere de sahip olamadılar. Hele yeni yasa, futbolda söyleyecek sözü, yapacak eylemi olanları da delegasyon dışında bırakınca, kendi kendilerine kaldılar. Buyurun, işte size iktidar. Kulüpler ne derse o olacak! Hiçbir projeyi tartışmadan, vizyon arayışına girmeden günlerini gün edip avunacaklar.
Bu gidişin sonunda duvara toslarsak, bilemem kendilerini nasıl savunacaklar?
Futbolcular, uyanın!
Koray Avcı, sözleşme süresinin dolması beklenmeden, bir anda gözden çıkarıldı ve Manisaspor'a verildi. Hiç hesaplamadığı, niyetlenmediği bir transfer kış ortasında kapısını çaldı.
Onun bu konudaki görüşüne, isteklerine hiç bakılmaksızın hem de.
Direnmeye çalıştı. Karşısına iki kulüp arasında imzalanmış bir protokol çıkardılar... Koray Manisa'ya gitmezse, Beşiktaş Holosko için ödediği 5 milyona ilaveten 750 bin Euro daha verecekti.
Bir eşya gibi alınıp satılmak, o satış anlaşmalarında hiç söz hakkı tanınmamak, itiraz ettiği takdirde PAF takımı ile idmanlara sürgün edilmek size göre doğru mu ?
Yıllardır gözlediğim bir durum yeniden rahatsız etti beni.
Türkiye'de profesyonel futbolcular, kendi egolarını aşıp bir meslek örgütü çatısı altında haklarını ve sorumluluklarını tartışamıyorlar, konuşamıyorlar.
Profesyonelliği kişisel sözleşmeler ve hoca ne derse onu yapmakla sınırlandırıyorlar. Türk futbolunun gelişmesi adına, mesleklerini icra ederken karşılaştıkları zorlukları aşmak, ürettikleri değerlerin adil paylaşımını yapmak adına hiçbir eylemleri yok. Biraz hak arayanın da başına neler geliyor kulüplerinde, duyuyoruz.
Profesyonel Futbolcular Derneği'nin başında 70'ini aşmış Turgay (Şeren) ve Candemir (Berkman) ağabeyler var... Onlar iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ama asıl sahadakiler, faal futbolcular mesleksel dayanışma adına hiçbir şey yapmıyor.
Güçlü bir sendikaları olsaydı, Koray'ın başına bunlar gelir miydi?
Biraz düşünseler, iyi olacak!
Bermek göreve
Haftalardır Şenes Erzik'i işbaşına getirmek isteyen derin kulis, galiba bir kırılma noktası ile karşı karşıya... Şenes Erzik, yakın çevresine tartışılan adaylığı ile ilgili olarak "Ortada seçim kararı yok ki çıkıp bir açıklama yapayım. Hele bir bekleyelim. Genel kurulun eğilimi ne olacak, görelim" demiş. Genel kurul seçimlerin yenilenmesine karar verirse, aday olmadığını, olmayacağını açıklayacakmış.
Erzik'i aramadım. Gerekli görürse kamuoyunun önüne çıkar, açıklamasını yapar. Uzun süre suskun kalmasını da kendisine yakıştıramadım.
Şimdi ortadaki tablo şu : Ne olursa olsun, Ulusoy federasyonu gitsin!
Seçim sonuçlarına saygı göstermeyi bilemediğimiz için, en çok o saygıyı talep eden siyasetçiler tarafından süresi dolmamış federasyonu indirme etkinliklerine tanık oluyoruz.
Demek ki bir aday arayışı yeniden gündemde.
Hiç arzulamam. Ama seçim kararı alındığı takdirde, inat ve ısrarla ideallerini savunan, iki kez seçime girip kaybettiği halde enerjisinden ve vizyonundan hiçbir şey kaybetmeyen, temiz, saygın ve dürüst kişiliğiyle kimsenin oyuncağı olmayacağı bilinen Ayhan Bermek'in aday olmasını, göreve talip olmasını isterim.
Çoğu insanın unutup hayatından çıkardığı adalet anlayışı, etik değerler ve şeffaflık hâlâ bir mücevher gibi Bermek'in gönlünde ve aklında duruyor.
Kimsenin tavsiyesine kulak asmadan inandığı bir ekip listesiyle ortaya çıksın. Aday olsun, yarışa katılsın. En azından akan suya teslim olmadan da kendi idealleriyle ters yönde kulaç atabileceğini herkese ilan etsin.
Bu delegasyonla kazanır mı, kaybeder mi ?
Bilemem. Ama bu tarihi fırsatı bir kez daha futbol dünyamıza sunmalı!.
agokce@milliyet.com.tr

Cafe