
Meral TAMER
Cumhurbaşkanı Gül, trafiği himayelerine alsın lütfen!
Pazartesi sabahı gazeteleri tararken önce Milliyet'te "Alkollü sürücü dehşeti" başlıklı haber "Yine mi!" dedirtti.
Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi 17 yaşındaki Beril Üstünyer, yaya geçidinden geçerken, alkollü sürücünün kullandığı aracın altında 20 metre sürüklenmiş ve ölmüştü.
Kaçan sürücü, yakalanarak cezaevine konulmuş. Eminim ya bir torpille ya da hafifletici sebepler bulunarak birkaç ay içinde yeni cinayetler işleme potansiyeliyle aramıza karışacaktır!
Ardından Vatan'da AKP iktidarının siyaset ve bürokrasideki yönetici kadrosu için "Yine mi!" dedirten bir haberle karşılaştım.
Müsteşar'a 160 km hız!
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Fevzi Gümrükçüoğlu, 27 eylülde göreve atanıyor. Kendisine bir makam aracı ve şoför tahsis ediliyor. Bir hafta sonra makam aracıyla, arkadaşının annesinin Konya'daki cenazesine 160 km hızla giderken şoförü, Yunus Emre İlkokulu önünde karşıdan karşıya geçmekte olan Emine'yi ezip öldürüyor.
Makam şoförü tutuklanıyor. Ancak Emine'nin babası, kazadan 12 gün sonra "Şikâyetimizden vazgeçiyoruz, hatta mümkünse sanığın tahliyesini istiyoruz" diye dilekçe veriyor ve şoför, 28 gün sonra serbest bırakılıyor.
50 bin YTL sus payı
Ortada şaşılacak bir durum yok! Müsteşar Bey aileyi ziyaret ediyor ve 3 defada toplam 50 bin YTL ödeyerek, şikâyetin geri alınmasını sağlıyor. Ancak bu arada Kulu Adliyesi'ne intikal etmiş bulunan dosyada, çiçeği burnunda Müsteşar Bey'in bu kaza nedeniyle başka bir marifeti gün ışığına çıkıyor. Kazanın ardından ifadesine başvurulan Gümrükçüoğlu, "arkadaşımın annesinin cenazesi, özel bir gezi" diyor, ama öte yanda Sağlık Bakanlığı'ndan, "sağlık tesislerini tetkik için görevlendirme" yazısıyla hem harcırah ve yolluk aldığı, hem de makam aracını ve devletin benzinini kullandığı ortaya çıkıyor.
Taksitlendirilmiş ceza
Üzüm gözlü küçük kızın, hem Milliyet'te hem de Vatan'da yer alan fotoğrafı, içimi fena burkuyor: 6 yaşındaki Nazlıcan, yaya yolunda bisiklete binerken, bir servis minibüsünün çarpması sonucu ölüyor. Şoför 20 ay hapis cezasına çarptırılıyor, ama hapis cezası 24 eşit taksitle ödenmek üzere toplam 12 bin YTL para cezasına çevrilerek salıveriliyor. Nazlıcan'ın babası isyanlarda:
"Devletin kızıma biçtiği bedel aylık 500 YTL'ymiş. Burasının park alanı, kaza yerinin yaya yolu olduğu belediye raporunda yazılı. Tabela asmayan Karayolları suçsuz, garajda park etmesi gereken servis minibüsünü mahalleye park ettiren şirket suçsuz, benim kızım 8'de 5 kusurlu!"
Evet, maalesef Türkiye'de durum bu:
Trafik kampanyası
Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar'dan öğrendim. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen, "Trafik probleminin çözümüne katkı sağlamak için başlatılması düşünülen kampanyayla ilgili olarak" Aybar'ı 18 ocakta Ankara'da yapılacak toplantıya davet etmiş. Davet mektubunda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün trafik problemini himayelerine aldığı da belirtiliyor.
Bu çok sevindirici. Bundan önceki 2 Cumhurbaşkanı da trafiği "himayelerine" almıştı; ancak değişen hiçbir şey olmadı.
Umarız bu sefer lafta kalmaz.
mtamer@milliyet.com.tr

Cafe