
Can Dündar
Ada
Ekranda bir barışma öyküsü
Başımıza gelenlerin önemli bölümü diyalogsuzluktan gibi geliyor bazen... Bakın haftalardır Huysuz Virjin'e ekran yasağını tartışıyoruz.
Konu ciddi... Çünkü ortada hukuki bir yasak kararı yok. Yasal olmayan yöntemlerle kanallar uyarılıp Huysuz Virjin'in şovu engelleniyor. Gerekçesi belirsiz.
Aynı yöntemle yarın başka programlar da engellenebilir. O yüzden basın konunun üzerine gitti. Ama ne RTÜK bir açıklama yaptı; ne de kanal işin aslını açıkladı.
Sonunda Seyfi Dursunoğlu, canlı yayında Huysuz Virjin'i ebediyen tarihe gömdüğünü açıklamak zorunda kaldı.
* * *
Oysa bakın ne oldu: Önceki gece RTÜK Başkanı Zahid Akman ile Seyfi Dursunoğlu, davetimi kırmayarak NTV'deki "Neden" ekranında buluştular.
Gayet sıcak bir "zirve" oldu.
Başkan yasayı anlattıktan sonra söz Huysuz'a gelince "Bu tiplemeden kimsenin bir rahatsızlığı olmadığını" söyledi, "Kamuoyunda ciddi sevgiye mal olmuş bir sanatçıdır. Kantolarını ben de zevkle izliyorum" dedi. "Ama yaptığı espriler çocuklara zarar verebilecek nitelikte" diye ilave etti.
"Peki yasaklansın mı?"
"Hayır. Gece 23.00'ten sonra yaparsa kimsenin itirazı olamaz" dedi Akman...
* * *
Seyfi Dursunoğlu, aynı görüşte değildi. "Beni tanısanız daha çok seversiniz, eminim. Bazen müstehcen olabiliyorum, ama çocuklar zarar görmez" dedi.
23.00'ü geç buluyordu. Kendi üslubuyla bir yöntem önerdi: "21.00'de başlarım. 23.00'e kadar derli toplu konuşurum. 23.00'ten sonra müstehcen olurum."
Programın eski yapımcısı Fatih Aksoy da bu formüle karşı çıktı. Huysuz Huysuz'du. Bunun "Light"ı olamazdı. Onun için "uygun saatte", yani çocuklar yattıktan sonra yayımlanması en doğrusuydu.
Bu formül üzerinde uzlaşıldı.
Dursunoğlu, Huysuz'u yeniden diriltmeye karar verdi; Fatih Aksoy da programı yeniden yapmaya söz verdi.
Yayından sonra hem Dursunoğlu'yla hem Akman'la konuştum. Her ikisi de sonuçtan memnundu.
Ekran aracılığıyla da olsa 10 dakikalık bir yüzleşme, sorunu çözmeye yetmiş, 40 yılın Huysuz'u yeniden hayata dönmüştü.
Diyaloğun gücü!
Bu kadarını yapmak çok mu zor?
Yeni muhabirlere ders mahiyetinde iki hatam var: 1. Sabah'ta çıkan bir demecine atıf yapmıştım; demeç
değil, sohbetmiş. Kendisini arayıp doğrulatmam gerekiyordu.
2. Bazı internet bilgilerini ciddiye aldım; almamam gerekiyordu.
Oysa tamamen iyi niyetle, onun "Babama kazık attılar" serzenişini açıklığa kavuşturmak için, eski MİT Müsteşarı olan babası Behçet Türkmen'e yapılan haksızlığı kaleme almıştım.
Ama yazıda, B. Türkmen'in Menderes'in uçak kazasında vefat eden oğlu Güner Türkmen'i yanlışlıkla "kızı" diye yazmışım.
"CIA'dan para aldığına dair söylentiler çıktı" demiştim. Türkmen, "Kendisi için değil, MİT'in maaşlarını ödemek için para aldığı"nın iddia edildiğini söylüyor ve bunu yalanlıyor.
Kadir Has anılarında "Behçet Bey, iyi İngilizce bilirdi" diyordu; oğlu, İngilizcesinin o kadar iyi olmadığını söylüyor. Türkmen, "Kemal Has'ın öldürülmesiyle babamın ne ilişkisi olabilir?" diye soruyor. Yazıda hiç böyle bir ilişki iması yok. Ama hatalar için İlter Bey'den özür diliyorum.
can.dundar@e-kolay.net

Cafe