Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Ocak 2008 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gerçek gündem bu mu?

Satır Arası / Deniz Sipahi

Okurlardan her gün onlarca mesaj gelmeye devam ediyor. Gittiğimiz toplantılarda hala aynı sorularla karşılaşıyoruz.
Soru şu:
''AKP’nin gizli gündemi mi var?''
Diyebilirsiniz ki; ''Üzerinden 3 Kasım 2002, 22 Temmuz 2007 seçimleri geçti. Bu sorular değişmedi mi?''
Evet, değişmedi.
AKP’nin bir ileri, iki geri taktiği bu soruları sordurmaya devam ediyor.
Bizlere gelen bu yorumları zaman zaman AKP yöneticilerine de aktarıyoruz.
Hepsi sanki söz birliği etmişçesine aynı yorumları yapıyorlar:
''Biz toplumsal merkezde bulunuyoruz. İkinci bir gündemimiz yok...''
AKP’nin siyaset okulları iyi çalışıyor.
Yorumlar da savunmalar da hep aynı...
Ama uygulamalar çok farklı...
Bir partinin merkeze oturması için iki seçim yetmez.
Oturmadığını örneklerle kanıtlayabiliriz.
Yakın tarihi aklımıza getirdiğimizde AKP’nin Anavatan Partisi’yle büyük benzerlikleri olduğunu görüyoruz.
Benzer bir çıkış yapan; 80’lere damgasını vuran, Türkiye’nin liberal açılımını gerçekleştiren ANAP bugün nerededir?
Bugün AKP için methiye düzenler, aynı sözleri ANAP kurmayları için söylemiyorlar mıydı?
Devlet hala çok güçlüdür, hükümetler hala ekonomi politikalarında belirleyici birinci unsurdur.
Piyasa ekonomisine geçilmiş olsa da müdahaleler devam etmektedir.
Örneğin, Merkez Bankası’nın taşınma olayını nasıl yorumlamak gerekir?
Bu bir müdahale midir, değil midir?
Gerçek gündem bu mudur; yoksa işsizlik, giderek büyüyen borçlar, piyasalardaki daralma mı daha önemlidir?
Esnaftan yükselen sesi, çiftçinin haykırışlarını, emeklinin mağduriyetini kim duyacaktır?
Geçenlerde bir Anadolu şehrimizin ilçe milli eğitim müdürlerimizden biri kalkıp, ''Kızlarımız sınavı kazanırlarsa kazanır, olmadı kocaya giderler'' diyor.
Hükümet yetkililerinden ''çıt'' çıkmıyor.
Daha düne kadar türban bir simge değil diyen başta AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bütün AKP’liler şimdi farklı bir ifade kullanıyor.
Erdoğan’ın, ''Başörtü, siyasi simge olsa ne olur?'' söylemi talihsiz bir çıkıştır.
Seçim öncesinde yapılan anketlerde ''türban''ın halkın beklentileri arasında en son sırada olduğunu açıklayan AKP yöneticileri miydi, yoksa başkaları mıydı?
Peki yüzde 46.7 sonucu nasıl alındı, AKP nasıl oldu da açık ara birinci parti oldu?
Bunun birinci nedeni halkın istikrar özlemiydi. Sadece şirketler olarak değil, bireysel olarak da tarihinin en borçlu dönemine girmiş Türk halkının herhangi bir sarsıntıya tahammülü yoktu. O yüzden mevcut ekonomi politikalarını devam ettireceği sözünü veren AKP’ye bir kez daha şans tanıdı.
İkincisi, karşısında güçlü bir muhalefetin olmamasıydı.
Elbette bu AKP’nin problemi değil.
Ancak bu boşluk Türks siyasi haritasını çok fazla etkiledi.
Ben hala AKP’lilerde 46.7’nin şaşkınlığını yüzlerinden okuyorum.
Bir hatırlatma yapmak istiyorum.
Siyasetin gerçek gündemi dışına çıkanlar geçmişte çok farklı algılandılar ve sonraki seçimlerde baraj altında bırakıldılar.
AKP’nin yanlışlardan ders çıkarma şansı hala vardır. Merkezin partisi olabilmek için herkesin ikna olabileceği politikalar üretmek gerekiyor.


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Kesintilere karşı kalıcı çözüm şart
Sivas '93... Bu acıyı unutmayın!
Gerçek gündem bu mu?





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet