
Güneri CIVAOĞLU
Bugün
AKP+MHP= Çözüm mü?
MHP, cumhurbaşkanı seçiminde yaptığı gibi şimdi de üniversiteye "başörtülü giriş" için omuz verdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Anayasa'nın 10. maddesine bir ek cümleyle sorunun çözüleceğini" açıkladı. "Destek vereceğini" söyledi.
Başbakan Erdoğan da zaten bir gün önce "Anayasa'ya bir cümle koyarız, üniversitede başörtüsü sorununu aşarız" mesajını vermişti.
AKP ve MHP'nin milletvekili sayısı anayasa değişikliği için yeterli.
Akla şu soru geliyor:
"Bu kadar kolaydı da, şimdiye kadar ne beklediniz?" Yoksa... "Boyacı küpü" gibi, şıpın işi, Anayasa'ya birkaç kelime koymakla olmuyor ve başka engeller sürüyor mu?
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nındünkü sert çıkışı, bu yolun geçeceği coğrafyanın hayli çetin olduğunu gösteriyor.
Ayrıca... "Anayasa'nın değişmez maddeleri, özellikle devletin unsurları arasında vurgulanan laiklik var oldukça, Anayasa'nın diğer maddelerinde değişikliğin üniversiteleri başörtüsüne açamayacağı" yolundaki görüşler ciddidir.
Yeni anayasa tasarısının mimarı Prof. Ergun Özbudun'un da "Anayasa'da bir madde değişikliğiyle bu sorun çözülemez" mesajını veren söylemi, bir göstergedir.
Ancak... Belki "değişecek" şeylerden söz edebiliriz. Bunlardan biri, Anayasa Mahkemesi'nde sayısal ağırlığın AKP'ye kayması beklentisidir.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 10. maddesine girebilecek bir"ek"e dayanarak farklı bir karar verebilir mi?
Böyle bir umut seziliyor.
Anayasa Mahkemesi'nden yeni bir karar... Yeni YÖK Başkanı'nın hükümete yakın oluşu... Üniversitelerarası Kurul'da AKP'nin çoğunluk iddiası... Bunlar, daha derindeki hazırlıkların izlenimlerini vermekte.
Cem Yılmaz mikrofonda... Rahmi Koç'un konuşma yapması için ona yaptığı daveti anlatıyor:
"Rahmi Bey bu davete katılmam ve konuşma yapmam için telefon etti.
'Bila ücret geleceksiniz' dedi. Ben de 'bila ücret'in anlamını 'çok para' sandım. 'Ücretsiz' demek olduğunu buraya geldikten sonra öğrendim."
Kahkahalar...
Cem, bu nükteyi bir süre önce Rahmi Koç'un kendi adını taşıyan müzesinde bir daveti sırasında yapmıştı. Pazartesi gecesi Turmepa/Deniztemiz Girişimi bağlamında verilen baloya da gene Cem'i davet etmiş.
Gene "Bila ücret..."
Cem bu kez artık gerçeği bilerek gelmişti.Konukları kırdı geçirdi. Turmepa, denizlerin temizlenmesi için önemli teknik yatırımlarla büyük katkılarda bulunuyor. Bunun ötesinde denizlerin temiz tutulması için de binlerce gönüllüye eğitim veriyor.
Gece de bu nedenle düzenlenmişti. Şükran Güzeliş'in gayretlerinin altını çizmeliyim. ZEN Diamond, birbirinden güzel deniz simgeli mücevherler tasarlamış ve üretmiş.
Bunlar, Rahmi Koç, Tuncay Özilhan, Suzan Sabancı, Caroline Koç, Can Has ve diğer 5 ünlü tarafından Şükran'ın çektiği fotoğraflar ve kısa filmlerle tanıtıldı.
Açık artırmada bunların satışından ve bağışlardan 1 milyon dolara yakın gelir sağlandı.
Geceden birkaç not...
Masalar kura çekilerek saptanmıştı.
Sözgelişi, Rahmi Koç'un, Suzan Sabancı'nın masaları pist kenarında değil, gerilerdeydi...
Güzel bir düzenleme... Çırağan Sarayı'nın büyük salonunda yüzlerce gümüş rengi yunus yüzüyordu. Daha doğrusu... Gümüş rengi yunus şeklinde balonlar...
Tüm konuklara ince bir zincire iliştirilmiş gümüş rengi denizyıldızları verilmişti.
Bence anlamlıydı. Turmepa'nın işlevindeki felsefeyi yansıtıyordu. Hikâyeyi anımsayalım...
Fırtınalı bir gecenin sabahında dalgalar, binlerce denizyıldızını kıyıya vurur. Adamın biri, çoğu hâlâ canlı olan denizyıldızlarını eliyle topluyor, denize atıyormuş.
Onu gözleyen biri sormuş:
"Sen böyle tek tek toplayarak kaç tanesini yaşama döndürebilirsin ki?.. Çoğu ölüp gidecek." Adamın cevabı şöyle:
"Bak birini daha atıyorum. Birini daha hayata kavuşturuyorum. Kaç tanesine yetişebilirsem..." Şu hoyratça tüketilen doğaya ne katkıda bulunursak, bugünün ve geleceğin kuşakları için önemlidir.
gunericivaoglu@milliyet.com.tr

Cafe