
Abbas GÜÇLÜ
Diyalog
Türban sorunu bir cümleyle çözülür mü?
Başbakan Erdoğan, türban sorununu oldukça basite indirgemiş. "Yeni anayasayı beklemeye de gerek yok. Mutabık kalınacak bir cümleyle çözülür" demiş.
Madem bu kadar basitti, bugüne kadar niye çözülemedi? Onca mahkeme kararı niye var? Bir cümlelik yasal düzenleme, tüm bu gerekçeleri ortadan kaldıracak mı?
Yıllar öncesinde, PKK terörü de politikacılar tarafından hiç ciddiye alınmadı. "Üç beş çapulcu" dendi. Bugün gelinen nokta ise ortada...
Türban da önemli bir sorun. Çözümü de öyle bir cümleyle gerçekleşmez. Çünkü olay, örtünmenin ve öğrenim özgürlüğünün çok ötesine geçti.
Peki çözülmesin mi? Elbette çözülsün. Ama nasıl? İşte asıl sorun bu.
AKP, erken seçim ve cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi bu konuda da MHP'ye güveniyor. CHP olmasa da olur diyor. Peki MHP, yine AKP'ye kayıtsız şartsız "koltuk değnekliği" yapacak mı? Türban konusundaki görüşleri AKP ile aynı mı? Çıkacak bir kaosun sorumluluğunu yüklenir mi?..
Türban tartışmaları ne zaman yoğunlaşsa, arkasından seçim geliyor. Görünen o ki, olası bir erken yerel seçim, çok yakında sinemada. Ha bu filmi biz daha önce çok seyrettik diyenleriniz çıkacaktır. Ama unutmayın ki, Türk filmlerinin reytingi izlendikçe daha da artıyor. Türbana çözüm getirmek yerine, seçim malzemesi yapmak da hep bu yüzden değil mi?
Katsayılar ne oldu?
Bu arada, hani kat sayı sorunu çözülecekti? Engelleyen kim var? YÖK mü, Çankaya mı? TBMM mi? Daha ne bekleniyor? Seçimler mi?
AKP seçmenleri, verdikleri oyun hesabını artık sormalıdır. Haydi bırakın türban gibi karmaşık bir sorunlar yumağını, çok daha basit katsayı sorununu, niye çözmüyorsunuz diye sesini yükseltmelidir. Bu onun hakkıdır.
Yakında ÖSS başvuruları başlayacak. Kılavuz çıktıktan sonra yapılacak bir düzenleme, bir başka bahara kalabilir.
AKP eğer öğrenim özgürlüğü konusunda samimi ise ilk adımı katsayılar konusunda atmalıdır!..
Öğretmenlerin maaşı
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, Türkiye'de öğretmen maaşlarının yüksek olduğu yönünde bir açıklama yaptı. Daha önce de IMF yetkilileri benzeri sözler söyledi.
Belli ki, yakın çevrelerindeki öğretmen ve yöneticiler yüksek maaş alıyor. Herhalde öğretmen derken 400-500 YTL'ye çalışan sözleşmeli öğretmenleri ve ortalama 1100 YTL'ye çalışan diğer öğretmenleri kastetmiyorlar. Zaten onları gördükleri de yok. Onlar için öğretmen, kolejlerde 3-4 bin dolar alan öğretmenler; yöneticiler de yabancı ya da çokuluslu şirketlerde 10-15 bin dolarla çalışan yöneticiler. Peki onların sayısı ne kadar? Yüzde 1 de olsa, o umurlarında değil.
Bu konuda eğitim sendikalarından zehir zemberek açıklamalar geldi. İşte onlardan biri:
"Türkiye bağımsız bir devlettir, müstemleke değildir. Bu tavrı şiddetle kınıyoruz. Dünya Bankası'nın Türkiye'deki öğretmen maaşlarına karışmaya hakkı olmadığı gibi, ifade ettiklerinin de gerçekle ilgisi yoktur. OECD raporları bizzat ortadadır. "Eğitime Bakış 2007: OECD Göstergeleri" raporuna göre, en az 15 yıllık deneyim sahibi bir öğretmenin yıllık maaşı Lüksemburg'da 88.000 dolar, İsviçre'de 60.000 dolar, Almanya, Kore, İsviçre'de 50.000 dolar, Avustralya, İngiltere, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde 40.000 dolardır. OECD ülkeleri arasında en alt sırada yer alan Macaristan'da bile yıllık öğretmen maaşı 16.000 dolar iken, Türkiye'de bu oran yaklaşık 10 bin dolardır.
Ocak ayı itibariyle 9/1 derecedeki öğretmen 973 YTL almaktadır. Türk-İş'in verilerine göre, aralık ayı itibariyle açlık sınırı 688 YTL, yoksulluk sınırı ise 2 bin 241 YTL'dir. Öğretmenlerin geçim sıkıntısıyla mücadele ederken maaşlarının "yüksek" olarak nitelendirilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Açıklamanın Dünya Bankası'nın bir 'memuru' tarafından yapılması da düşündürücüdür."
Özetin özeti: Türkiye'de ilginç gelişmeler oluyor. Allah sonumuzu hayırlı etsin...
aguclu@milliyet.com.tr

Cafe