
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Istakozlu makarnanın cezası...
HADİ anladık, ibadet de gizli, kabahat de gizli diye bir laf vardır. İbadetin gizliliği anlaşılır, çünkü ibadet Allah ile kul arasındadır, ibadet gösteriş değildir. Bir Anadolu gezisindeydik, seçim öncesiydi, uçsuz bucaksız bozkırın ortasında bir adam, tek başına, güdük kalmış bir ağacın gölgesinde namaz kılıyordu. Yanımızdaki arkadaşa, sanırım Cüneyt Arcayürek'e:
"Bak, işte gerçek Müslüman!"
* * *
İBADETİN gizli olduğunu anladık ama, kabahat niye gizli olsun? Bir kabahat işlemişsen karşılığını göreceksin, hem saklasan, gizlesen ne olur, Allah'tan da gizleyecek değilsin ya!
* * *
PEKİ, yediğiniz yemeği hiç gizlediğiniz oldu mu?
Niye gizleyeceksiniz, eğer zayıflamak için diyet yaparken bol kepçe yemek yemişseniz, elbette bunu söylemezsiniz, ayıp olur!
* * *
PEKİ, sizin yediğiniz yemek yüzünden işinden olan garsona ne buyurulur?
Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, Amerika gezisinde diğer bakan eşleriyle birlikte, oraların en lüks restoranlarından birine gitmişler. İşletme onlara kolaylık olsun diye bir Türk garsonu servise vermiş, yenilmiş içilmiş. Ama yanlış yapmayalım, içki herhalde meyve suyu ya da sudur... Yemekler arasında ıstakozlu makarna da varmış, hesap 500 dolar tutmuş, yüzde 20'i de bahşiş, fatura elçiliğe yollanmış...
Bu yemeğin ayrıntıları, ertesi gün Türkiye'deki gazetelerde çıkınca, Amerika'da kıyamet kopmuş, yemeğin ayrıntılarını masaya hizmet eden garsonun verdiği anlaşılmış, pilot öğrenimi yapan garsonun işine hemen son verilmiş, hem de bizim büyükelçiliğin şikâyetiyle...
* * *
NEDİR bu tahammülsüzlük?
"Çift ay"lı gizli bir belge midir, yemek listesi?
Restoranın kurallarına aykırı olabilir, ama bunu şikâyet etmek 4 ay sonra pilot olacak bir gencin öğrenimini yarıda bıraktırmak...
Acaba bizimkileri kızdıran, bu kadar kızdıran ne?
Yemeğin bedeli mi, yoksa yenilen yemek mi?
* * *
MALUM, bizimkilerin bazıları öyle ıstakozlu, midyeli, pavuryalı yemekleri pek sevmezler, yemezler, hatta bazıları bu deniz ürünlerine "mekruh" bile der.
Buna mı kızdılar?
500 doların duyulmasına mı bozuldular?
Ya da Mehmet Y. Yılmaz'ın "Yemeğin parasını niye devlet ödüyor, oraya gidenlerin harcırahı yok mu?" diye sormasına mı?
Cezasını da garsona ödettiler.
* * *
EEE, böyledir bu işler...
Kamu ihalelerine gücün yetmez, yönetmeliği değiştiremezsiniz, ama garsonu işten edersiniz.
"Ne ilgisi var?" diye sorarsanız.
Hiç olmaz olur mu?
Avrupa bastırıyor, şu kamu ihalelerini yolsuzluktan uzak bir hale getirin diye, kılın bile kıpırdamıyor.
Ama garson yemek listesini, faturayı sızdırdı mı cezası hazır...
Çünkü, önümüzde seçim var, seçim demek partilere para demek, yardım demek.
İhale kazananların eli tutulur mu?
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe