
Semih İDİZ
Utanıyoruz!
Hepimiz Ermeni değiliz. Birçoğumuz Türk. Ama bugün kalbimiz, Hrant Dink dostumuz için Ermeni vatandaşlarımızla birlikte hüzün içinde atıyor. Ülkemizde hızla yayılan bir toplumsal patolojinin eseri olarak aramızdan vahşice alınan sevgili Hrant için atıyor.
Böylesine güzel bir insanı sevdiklerinden ve bizlerden koparan, ülkemizin dış itibarını sıfırlayan, asayiş alanındaki geri kalmışlığımızla "seçici adalet" anlayışımızı ifşa eden bu durum karşısında da, bir Türk olarak, utanıyoruz.
Ayrıca, bu cinayetten hiçbir dersin alınmadığını gösteren Malatya katliamı ile rahiplere karşı gerçekleştirilen saldırıları da bu vesileyle kınıyoruz.
Bu yüzden sevgili Hrant'ın öldürülmesinin birinci yıldönümü olan bugün, "Biz bu değiliz. Bu çirkinliklerin ne Türk olmakla, ne de Türklüğü yüceltmekle bir ilgisi yok!" diye haykırıyoruz.
Sadece bir örnek
Hrant Dink cinayeti toplumumuza bir ayna tutmuştur. "İnsanlık skalası"ndaki yerimizi göstermiştir. Türkiye'deki genç nesil arasında, bir toplumu "uygar" yapan evrensel insani değerlere olan saygısızlığı ortaya koymuştur.
Hrant Dink'in öldürülmesi sadece bir örnektir. "Ulusal utanca" dönen Taksim'deki yılbaşı rezaletinden tutun, sözde "iyi bir aileden" gelen bir gencin, trafikte can aldıktan sonra, otomatik tepki olarak, kaza mahallinden kaçarak suçu başkasına yüklemeye çalışmasına kadar uzanan bir listeyle karşı karşıyayız.
Bu son örnek, "sınıfsal" bir sorunla yüz yüze olmadığımızı da gösteriyor. Sorunu fakir fukaranın yokluklardan kaynaklanan "sosyo-psikolojik tepkilerine" bağlayıp sıyıramayız. Sorun toplumsaldır. Tacizcilerimiz her sınıftan çıktığı gibi, topluma nefret tohumları saçanlar da, sözde sorumlu olması gereken kesimlerden gelebiliyor.
Ekonomimiz gelişiyor ama
Türkiye ekonomik açıdan gelişiyor olabilir. Ama toplumsal gelişmesini evrensel insani değerlere dayanan bir temele oturtamadığı sürece, hiçbir zaman "gelişmiş bir ülke" olamayacaktır.
İnsana değer veren bu gelişme sürecinin aile terbiyesinden başlayarak okulda pekişmesi ve yaşam boyunca olgunlaşması gerektiği ise malum. Burada değindiğimiz çirkinliklerin "kahramanlarının" gençler arasından çıkması ise bu açıdan nerede olduğumuzu ortaya koyuyor.
İster Türk, ister Ermeni olalım, uygar insanlar olarak bugün Hrant Dink'i hep birlikte derin bir hüzün içinde anıyoruz. Bu vesileyle sevgili eşi ve çocuklarına, sadece bu acı kayıplarından dolayı değil, bu menfur cinayet sonrasında ortaya çıkan adli ve asayiş skandalları karşısında metanet diliyoruz.
Unutulmayacaksın
Bu cinayete bakıp bıyık altından müstehzi tebessümle "ne iyi iş yapıldığını" düşünenlerin olduğunu tahmin etmek de güç değil. Türkiye'nin onurunu ve itibarını korumak bunlara kaldıysa "Vay halimize!" diyoruz.
Huzur içinde yat sevgili Hrant. Unutulmadın ve unutulmayacaksın.
Düzeltme: Son yazımdaki, "İslamcı basının Yargıtay baskını öncesinde oynadığı kışkırtıcı rol de biliniyor" cümlesinde "Danıştay" yerine yanlışlıkla "Yargıtay" yazmışım. Düzeltir, hatam için özür dilerim.
sidiz@milliyet.com.tr

Cafe