|
 |
|
|
Çevre gündemi
Görüş / Engin Önen
Geçtiğimiz yıl hem ülkemizde hem de bölgemizde gündem konusu olan çevre sorunları, bu yıl da önemini koruyacağa benziyor.
Kazdağları’nda başlayan altın arama girişimleri, çevrecileri yeniden hareketlendirdi. Ardından Tahtalı Barajı havzasında yer alan Efemçukuru’ndaki altın madeni işletme girişimleri, yeni tepkileri beraberinde getirdi.
Altın madeni işletmelerinin kullandığı siyanürün, insanların ve diğer canlıların hayatını, yani yaşamı tehdit edeceği kaygısı, bu tepkilerin en önemli gerekçesini oluşturmaktadır. Çevrecilere yönelik eleştirilerde ise ülkenin kalkınması ve zenginleşmesini engelleme iddiası öne çıkmaktadır.
* * *
Bizim bazı çevrecilere yönelik eleştirimiz, bu mücadeleyi milliyetçiliğe endekslemeleriyle ilgili olmuştu. Çevreyi kirletmenin yerlisi yabancısı olmaz. Altın madenini yabancı sermaye işletince kötü, yerli sermaye işletince çevresel değerler feda edilemez.
Ülkemizdeki yöneticilerin altın arama girişimlerine kayıtsız şartsız desteğine baktığımızda, çok kaba ve birçok medeni ülkede terk edilmiş bir kalkınma anlayışı dikkat çekmektedir.
* * *
Aynı anlayış balık çiftlikleri konusunda da çok katı bir şekilde karşımıza çıktı. Çevre müdürlükleri, Çevre Bakanlığı ve genel olarak hükümet, balık çiftliklerini, çevreye ve bazen de yasalara rağmen kayırmaktan geri kalmadılar.
Bodrum’daki kitlesel balık ölümleri sonucunda bu kurumların yetkilileri ne düşündü acaba? Çeşme, Karaburun ve Mordoğan kıyılarını işgal eden balık çiftliklerine bu destek sürecek mi?
Hiç kimse çevrecilere, ''balık çiftlikleri gerekli'' demagojisi ile haksızlık etmesin. Tabii ki gerekli. Ama medeni ülkelerde olduğu gibi, bu işler insan ve çevre sağlığını gözeterek olmaz mı? Kalkınmanın bir de sürdürülebilir olanı yok mu?
Hükümet ve bürokrasinin üst üste gelen bu gaddarca tutumu, bana felsefeci bir arkadaşımın sözünü hatırlattı:
''Söz konusu vatan ise, vatandaş teferruattır.''
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|